وَالَّذ۪ينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ الدّ۪ينِۖ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Meâric Sûresi, 26. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: mearic 26, tasdik, güvende olmama, rabbin azabı, korku, mearic suresi, din günü, mearic suresi 26. ayet, gün
-
"Hesap gününün doğruluğuna inananlar."
Hesap gününün doğruluğuna inananlar. “Yevmu’d-dîn” ceza ve hesap günü demektir. Cezayı bilip buna iman eden kimse, başına gelenlerden dolayı sabırsız olmaz, kendisinden talep edilen hakkı vermemezlik etmez ve pek tahammülsüz diye nitelendirilmez. Asıl tahammülsüz dini yalanlayandır, Cenâb-ı Hakk’m buyurduğu gibi: “Gördün mü dini yalan sayanı? İşte odur yetimi itip kakan”. Allah Teâlâ, âhirete iman etmeyenin, yetimi itip kakan ve “Ve yoksulu yedirmeyi özendirmeyen” kimse olduğunu bildirmiştir.
Yorumu Yorumla
-
Yusaddikûne (يُصَدِّقُونَ)
İbn Fâris, s-d-k kökünün bir şeyde sertlik, sağlamlık ve güç anlamına geldiğini belirtir. Sözün doğru olmasına "sıdk" denilmesi, o sözün gerçeklikle olan sarsılmaz bağından ve gücünden kaynaklanır. Râgıb el-İsfahânî, "tasdik" eyleminin bir haberi veya hükmü kalp ile kabullenmek ve onun gerçekliğini onaylamak olduğunu açıklar. Ayette bu fiilin geniş zaman (muzari) formunda gelmesinin, müminlerin hesap gününe olan imanlarının anlık bir kabulleniş değil, hayatın her anına yayılan sürekli bir şuur hali olduğuna işaret ettiğini belirtir. Toshihiko Izutsu, tasdik kavramının Kur'an'ın inanç sisteminde "tekzib" (yalanlama) kavramının tam karşıtı olduğunu ve sadece zihinsel bir onay değil, o gerçeğe göre yaşama iradesini de içeren ahlaki bir duruşu temsil ettiğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada gayba dair bir haberi (hesap gününü) kuşku duymaksızın doğrulamak ve bu doğrulamanın gereği olan sorumluluk bilinciyle hareket etmek manasına geldiğini ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, tasdikin insanın iç dünyasındaki "sıdk" (sadakat ve dürüstlük) ile dış dünyadaki eylemlerini birleştiren bir köprü olduğunu, hesap gününü tasdik edenlerin aslında kendi varoluşlarını ilahi bir teraziye göre hizaladıklarını belirtir.
Yevm (يَوْمِ)
İbn Fâris, y-v-m kökünün sınırlı bir zaman dilimini nitelediğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, Kur'an dilinde bu kelimenin özellikle "dîn" (hesap) kelimesiyle birleştiğinde, dünya zamanının bittiği ve ilahi adaletin bizzat tecelli edeceği "tek ve mutlak zamanı" ifade ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, "yevm" kelimesinin bu bağlamda kronolojik bir yirmi dört saatten ziyade, "kozmik bir olay zamanı" olduğunu ve muhatapların zihninde her türlü dünyevi işin durduğu, sadece ilahi hesabın görüldüğü anı canlandırdığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin buradaki bağlamının, inkarcıların "baîd" (uzak/imkansız) gördüğü o vaktin, müminler tarafından mutlak bir gerçeklik olarak algılanmasını sağlayan bir zaman birimi olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, "yevm" kelimesinin "ed-dîn" ile tamlama (izafet) halinde gelmesinin, o vaktin tek sahibinin ve hükümranının Allah olduğunu pekiştirdiğini vurgular.
Ed-Dîn (الدِّينِ)
İbn Fâris, d-y-n kökünün "boyun eğmek, itaat etmek, borçlanmak ve karşılığını vermek" gibi birbirine bağlı anlamlara geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "dîn" kelimesinin burada "ceza ve mükafat" (karşılık) anlamında kullanıldığını, insanların dünyada yapıp ettiklerinin tam bir bedelle karşılanacağı hesap gününü nitelediğini açıklar. Arthur Jeffery, kelimenin kökeni üzerine yaptığı incelemede, Aramice "dîn" (hüküm/karar) ve Pehlevice "dēn" (din/inanç) formlarıyla olan ilişkisine değinerek, Kur'an'ın bu kelimeye "mutlak yargılama ve hesap" anlamını yüklediğini belirtir. Toshihiko Izutsu, "yevmi'd-dîn" terkibinin Kur'an'ın eskatolojik semantiğinde en merkezi kavramlardan biri olduğunu; borçlunun borcunu ödemesi veya suçlunun cezasını çekmesi gibi, o günün tam bir "hesaplaşma ve denge" günü olduğunu vurgular. Theodor Nöldeke, kelimenin Sami dillerindeki kadim "hüküm" manasının Kur'an'da ilahi bir mahkeme tasviriyle kemale erdiğini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, "dîn" kelimesinin bu ayetteki karşılığının "amel-karşılık ilişkisi" olduğunu, yani hiç kimseye haksızlık edilmeden her eylemin sonucunun eksiksiz verileceği süreci simgelediğini belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kavramın Allah ile kul arasındaki hukukun nihai sonucunu temsil ettiğini ve "dîn"in hem sistem hem de bu sistemin sonundaki muhakeme anlamına geldiğini ifade eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla