اِلَّا الْمُصَلّ۪ينَۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Meâric Sûresi, 22. Ayet
Daralt
X
-
22-23. "Ancak namaz kılanlar başka; namazlarını devamlı kılanlar"
Mânası: En doğrusunu Allah bilir ya, âyette namaz kılanların istisna edilmesi, onların nefislerini eğitmeleri ve yaratıldıkları karakteri değiştirmeleri dolayısıyladır. Sonra Allah Teâlâ, nefislerini eğitenlerin, namazlarına üşenerek kalkanlar, ona devam etmeyenler değil, namazı dosdoğru kılanlar ve mallarını kerhen değil gönülden isteyerek infak edenler olduğunu beyan etmiştir.
Namazlarını devamlı kılanlar. Namazlarını devamlı kılmaları, namaz hakkmda bildikleri şeyleri sürdürmeleri demektir. O da devamlı namazda olmaları anlamında değil, vaktinde kılmak ve buna devam etmekten ibarettir. Hz. Peygamberin şu beyanına bakmaz mısın: “Amellerin Allah nezdinde en sevimlisi, az da olsa en devamlı olanıdır”. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem “en devamlı olanı” sözüyle, yüce Allah’ın ameli eda etmelerini farz kıldığı vakti kastetmiştir, yoksa sürekli amelde bulunmalarını değil; çünkü devamlı yaptıkları takdirde amel çok olur ve bu durumda “az da olsa” ifadesinin bir mânası kalmaz. Şu halde hadiste geçen devamlılığın bizim anlattığımız gibi olduğu ortaya çıkmıştır. En doğrusunu Allah bilir. Devamdan maksadın, namazda bulunduğu sürece ona uygun haller içinde bulunmaktır; yani Rabb’ine yakarma, sağa sola bakmama ve kalbi meşgale ve vesveselerden uzak tutmak gibi.
Bir müfessir, “Namazlarını devamlı kılanlar” beyanındaki “namaz”dan maksadın nafile namazlar, “namazlarınm gereklerini titizlikle yerine getirenler” âyetindeki namazdan maksadın ise farz namazlar olduğunu söylemiştir. Ashâb-ı kirâmm, bir namazı kılmaya başladıklarında buna devam etmelerini de bu görünüşüne delil olarak göstermiştir. Nitekim “Amellerin en hayırlısı az bile olsa en devamlı olanıdır” denilir. Bu görüşün delili de şöyledir: Allah Teâlâ “ekâmü’s-salâte” (أَقَامُوا الصَّلَاةَ) namaz kılanlar buyurmaktadır. “Bir şeyi ikâme etmek, ayakta tutmak” ona devam etmek anlamına gelir. Zira kişi bir şeyi bir kez yapar ve sonra terkederse o “ikâme etmek’le nitelenmez. Âyette geçen dâimûn (دَائِمُونَ) ve ayrıca “yukîmûn” (يُقِيمُونَ) aynı mânayı gerektirir. Bu tür beyanlar, namazın defalarca kılınmasını gerekli kılar. Bunlar cihat ve hac gibi bir kez eda edilince sorumluluğu kişiden kalkan farzlar gibi değildir.
Yorumu Yorumla
-
Musallîn (الْمُصَلِّينَ)
İbn Fâris, s-l-v (se-le-ve) kökünün iki temel anlama geldiğini belirtir; bunlardan biri ateşle bir şeyi yumuşatmak veya yakmak (salâ), diğeri ise dua ve ibadettir. Ayrıca yarışta öndekinin hemen arkasından gelen atın (musallî), onun sağrısına (salâ) yakın olması hasebiyle bu kökten isimlendirildiğini, bunun da birine tabi olmayı ve onu takip etmeyi simgelediğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, "salât" kelimesinin aslen dua, bereket ve övgü anlamlarına geldiğini, dini bir terim olarak ise Allah'a yönelişi, tazimi ve belirli rükünleri olan ibadeti ifade ettiğini açıklar. Ayette "musallîn" (namaz kılanlar) nitelemesinin, insanın "helû'" (sabırsız ve hırslı) tabiatını dizginleyen, onu Allah ile irtibatlandırarak dengede tutan bir sıfat olarak zikredildiğini belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin kökeni hakkında Aramice "slota" ve Süryanice formlarla dilsel bir bağ kurarak, İslam öncesi dönemde de bölgedeki dini geleneklerde "dua ve tapınma" anlamında yerleşik olduğunu, Kur’an’ın bu terimi İslami bir kimlik ve ritüel olarak kurumsallaştırdığını ifade eder. Toshihiko Izutsu, "salât"ın Kur'an'ın anlamsal dünyasında sadece mekanik bir ritüel değil, dikey bir iletişim ve teslimiyet hali olduğunu; bu kelimenin önceki ayetlerde tasvir edilen bencil ve korkak insan tipolojisine karşı "istikrarlı ve güven dolu mümin" tipini kuran temel eylem olduğunu vurgular. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), namaz kılanların bir önceki ayetlerdeki olumsuz nitelemelerden istisna edilmesini, ibadetin insan psikolojisindeki sağaltıcı gücüne bağlar ve "musallîn" nitelemesinin bu gruptaki insanların ahlaki ve kalbi dönüşümünü ön plana çıkardığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada bir istisna ile gelmesinin önemine dikkat çekerek; namazın, insanın yaratılışından gelen zaafları (cimrilik ve tahammülsüzlük) tedavi eden en temel manevi disiplin olduğunu, buradaki "namaz kılanlar" ifadesinin namazı sadece bir şekil değil, bir hayat tarzı haline getirenleri kapsadığını belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "salât" kavramının "bağ kurmak" ve "yönelmek" anlamlarını öne çıkararak, insanın ontolojik boşluğunu dolduran ve onu bencilce sızlanmalardan kurtaran yegane "sıla" (bağlantı) olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, "musallîn" kelimesinin ism-i fâil kalıbında ve çoğul olarak kullanılmasının, bu ibadetin süreklilik gerektiren ve toplumsal bir kimlik inşa eden yönüne işaret ettiğini, kişinin ancak bu süreklilikle fıtri zaaflarını aşabileceğini kaydeder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla