Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Meâric Sûresi, 19. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Meâric Sûresi, 19. Ayet

    اِنَّ الْاِنْسَانَ خُلِقَ هَلُوعاًۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    İnne-l-insâne ḣulika helû’â(n)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Gerçekten insan pek tahammülsüz bir tabiatta yaratılmıştır."

      İnsan ve Eğitim

      Gerçekten insan pek tahammülsüz bir tabiatta yaratılmıştır. Müfessirler “helu’an” (هَلُوعًا) kelimesinin anlamı üzerinde farklı görüşler ileri sürmüşse de tamamı, bir mânada birleşmektedir. Bazıları kelimeye lezzetlere tamah eden ve onları isteyen, ağır ve sorumlu işleri sevmeyip onlardan kaçan mânası vermiştir. “Hulika helu an” (خُلِقَ هَلُوعًا) yani insan lezzet aldığı şeyleri sevip talep etme, elem duyduğu şeyleri sevmeyip onlardan kaçma karakterinde yaratılmıştır demektir. Bazıları da “helu’an” (هَلُوعًا) kelimesine “ed-dacûr” yani canı çok sıkkın mânası vermiştir, bu mâna ilk tevile uygundur; çünkü onu can sıkıntısına sevk eden sebep karşılaştığı elemdir, işte buna canı sıkılır ve bu da yüce Allah’ın hakkı dolayısıyla olur. Bir kısım âlimler de bunun tefsiri, hemen gelecek olan iki âyetten sonra belirtilen açıklamadır, demişlerdir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        İnsân (الإنسان)

        İbn Fâris, e-n-s (e-n-se) kökünün temel anlamının "vukûf, görünür olma ve ünsiyet" olduğunu belirtmekle birlikte, kelimenin n-s-y (ne-se-ye) köküne dayanıp "unutmak" anlamına da gelebileceğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, insanın yalnız başına yaşayamayan, başkalarıyla ünsiyet (yakınlık) kurmaya muhtaç sosyal bir varlık olması sebebiyle bu ismi aldığını savunur. Arthur Jeffery, kelimenin Arapçaya girmeden önce Aramice "enâşâ" veya İbranice "enôş" formlarıyla ilişkili olduğunu, Sami dillerinde "insanlık ve beşeriyet" anlamında çok köklü bir geçmişe sahip olduğunu belirtir. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın etik yapısında "insan"ın sadece biyolojik bir tür değil, ilahi hitabın muhatabı ve aynı zamanda ahlaki zaaflarıyla (nankörlük, acelecilik gibi) tanımlanan dramatik bir özne olduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bu ayette ferdi değil, beşer cinsinin genel karakterini ve yaratılışındaki temel eğilimleri temsil ettiğini ifade eder.

        Hulika (خُلِقَ)

        İbn Fâris, h-l-k (he-le-ke) kökünün asıl anlamının "bir şeyi ölçüp biçmek, takdir etmek ve pürüzsüz hale getirmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, halk (yaratma) eyleminin iki türlü olduğunu, birinin bir şeyi örneksiz var etmek, diğerinin ise var olan bir maddeden yeni bir şey inşa etmek (takdir) olduğunu açıklar; buradaki edilgen (meçhul) yapının insanın iradesi dışında sahip olduğu fıtri donanıma işaret ettiğini söyler. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "hulika" fiilinin burada insanın ontolojik yapısının ve psikolojik melekelerinin ilahi bir programla şekillendirildiğini, yani insanın karakter kodlarının doğuştan geldiğini ifade ettiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bu bağlamda insanın mizacındaki yapısal ve kaçınılmaz özelliklerin yaratılıştan gelen bir "hamur" olduğunu vurgular.

        Helûan (هلوعاً)

        İbn Fâris, h-l-a (he-le-e) kökünün "hırs, sabırsızlık ve tahammülsüzlük" manasına geldiğini; helû'un ise şiddetli bir hırsla bir şeye yapışan ve elindekini kaybetme korkusuyla sarsılan kimse olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu kavramın hırsın en ileri derecesi olduğunu, kişinin az bir musibette feryat edip çok bir nimette cimrileşmesini niteleyen bir mizaç bozukluğu olduğunu açıklar. Toshihiko Izutsu, kelimenin insanın varoluşsal istikrarsızlığını ve içsel dengesinin kırılganlığını temsil ettiğini, dış dünyadan gelen etkilere (hayır ve şer) karşı verilen orantısız tepkinin adı olduğunu ifade eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin anlamının bizzat Kur'an tarafından bir sonraki ayetlerde (şer dokunduğunda feryat, hayır dokunduğunda cimrilik) tefsir edildiğini, dolayısıyla kelimenin sözlük anlamının ötesinde "istikrarsız mizaç" anlamında teknik bir terim olduğunu savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu nitelemenin insanın yaratılışındaki "zaaf" noktalarından birini, yani sükunetten uzak, aceleci ve tamahkâr yapısını deşifre ettiğini belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin mübalağa kalıbında gelmesinin bu hırs ve tahammülsüzlüğün insanın doğasında ne denli baskın bir dürtü olduğunu gösterdiğini ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X