Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Meâric Sûresi, 5. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Meâric Sûresi, 5. Ayet

    فَاصْبِرْ صَبْراً جَم۪يلاً​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Fasbir sabran cemîlâ(n)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Şimdi sen güzelce sabret."

      Sabır: Güzel Sabır Kavramı

      Şimdi sen güzelce sabret. Bazıları, güzel sabır, içinde sabırsızlığın olmadığı sabırdır demişlerdir. İçinde sabırsızlığın bulunmadığı sabır demek kişinin üzerinde sabrın etkisi görülmeyen, başka bir ifade ile onun yüzünde hoşlanmama ve surat asma diye bir şey olmayan sabır türüdür, yahut da güzel sabır, kişinin kendisine eziyet edene öfke ve hoş görüsüz bir bakışıla değil, rıza ve şefkat nazarıyla bakmasıdır. Başka bir ifade ile “güzel sabır” kişinin kendisine eziyet edenlere misliyle karşılık vermemesi, onlara şefkat ve eziyetlerine karşılık merhamet etmesidir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem böylelerine müşfik ve merhametli idi. Öyle ki kavminin kâfirlerine karşı şefkati, merhameti ve üzüntüsü o dereceye varmıştı ki neredeyse bu uğurda kendisini helâk edecekti. Nitekim Azîz ve Celîl olan Allah bir âyette ona şöyle buyurmuştur: “O halde onlar için üzülerek kendini helâk etme”. Bir diğer âyet ise meâlen şöyledir: “Arkalarından üzülerek neredeyse kendini helâk edeceksin”. Peygamberler eziyete uğradıkları zaman kendi adlarına üzüntü duymuyor, kendilerine eziyet edenler adına üzülüyorlardı. Bunun da sebebi Allah'ın elçilerine eziyetlerinden dolayı helâk edilmeye ve yok olmaya mâruz kalacaklarından korktukları için peygamberler üzülüyorlardı. Onların üzülmesi, kavimlerine acımalarından dolayı idi, yoksa kavimlerinin kendilerine karşı kötü hareketleri ve kötü muameleleri değil.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        İsbir (اصْبِرْ)

        İbn Fâris, s-b-r kökünün temel anlamının bir şeyi tutmak, hapsetmek ve bir şeyin üzerine toplanıp kalmak olduğunu belirtir. Sabrın, nefsi telaş ve sızlanmadan alıkoymak anlamına geldiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, bu fiilin aklın ve şeriatın gerektirdiği durumlarda nefsi dizginlemek ve kontrol altında tutmak manasına geldiğini, ayetteki emir kipinin muhatabın (Hz. Peygamber) inkarcıların saldırıları karşısında metanetini korumasını talep ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, sabır kavramının İslam öncesi Cahiliye döneminde "bedevi dayanıklılığı" ve "intikam alana kadar dişini sıkma" anlamındayken, Kur'an'da Allah'a olan sarsılmaz güvenle (tevekkül) birleşen ahlaki bir direnç ve sebat haline dönüştüğünü vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu ayetteki sabır emrinin, müşriklerin alaycı bir dille azabın bir an önce gelmesini istemeleri karşısında psikolojik dengenin korunması ve tebliğ sürecinde gösterilmesi gereken diplomatik ve kalbi direnci ifade ettiğini belirtir.

        Sabran (صَبْرًا)

        İbn Fâris, mastar formundaki bu kelimenin kök anlamı gereği "bir şeyi sıkıca tutma ve hapsetme" eyleminin kendisini ifade ettiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, mef'ûl-ü mutlak olarak gelen bu kelimenin sabır eyleminin mahiyetini ve yoğunluğunu pekiştirdiğini, sadece bir katlanma değil, köklü bir karakter özelliği olarak sabretmeyi nitelediğini belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu formun sabır eyleminin öznesinde (mümin) meydana gelmesi gereken mutlak kararlılığı ve bu durumun geçici bir tepki değil, varoluşsal bir duruş olduğunu ifade eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin mastar olarak zikredilmesinin sabrın sürekliliğine ve o anki zorlukların tümünü kuşatacak bir derinliğe sahip olması gerektiğine işaret ettiğini vurgular.

        Cemîlen (جَمِيلًا)

        İbn Fâris, c-m-l kökünün "toplamak, bir araya getirmek" ve "çokluk" anlamlarına geldiğini; güzelliğin (cemâl) de bir şeyin bütün unsurlarının uyum içinde bir araya gelmesiyle oluştuğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "sabrun cemîl" (güzel bir sabır) ifadesinin, içinde başkalarına yönelik bir şikayet, sızlanma ve feryat barındırmayan, vakarını koruyan bir sabır türü olduğunu açıklar. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), sabrın "cemîl" sıfatıyla nitelenmesinin, bu eylemin sadece pasif bir boyun eğme değil, estetik bir ahlak ve içsel bir genişlik içeren onurlu bir duruş olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, buradaki güzelliğin, muhatabın kendisine karşı yapılan haksızlıklara ve kışkırtmalara rağmen asaletinden ödün vermemesi ve ilahi adalete olan güvenini sarsmadan yoluna devam etmesi olduğunu belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, güzellik niteliğinin sabrı bir yük olmaktan çıkarıp bir erdem ve ihsan mertebesine taşıdığını, böylece nefsin bu sabırla tasaffi ettiğini (saflaştığını) dile getirir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X