Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Meâric Sûresi, 3. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Meâric Sûresi, 3. Ayet

    مِنَ اللّٰهِ ذِي الْمَعَارِجِۜ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Mina(A)llâhi żî-lme’âric(i)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Huzuruna yükselmenin birçok yolu bulunan Allah katından."

      Huzuruna yükselmenin birçok yolu bulunan Allah katından. Yani onlara gelecek bu azap, yükselme derecelerinin sahibi olan yüce Allah'tandır. “Zil-mearic” (ذِي الْمَعَارِجِ) “derecelerin sahibi” demektir. Bu ilâhî beyan “zü'l-arsi'l-mecid” (ذُو الْعَرْشِ الْمَجِيدِ) ayetine benzer.

      Müfessirler “meâric” kelimesinin mânası üzerine farklı görüşler belirtmişlerdir. Bazıları mânasının “yükselme noktaları” olduğunu söylemişlerdir ki bunlar göklerdir. Göklere yükselme noktalarının nispet edilmesi, bazı katlarının diğerlerinden daha yüksek ve daha yukarıda olmasındandır. Cenâb-ı Hak “zi'l-mesafil” (ذِي الْمَسَافِلِ) “alçalma noktaları” deseydi de doğru olurdu ve “zil-mearic” (ذِي الْمَعَارِجِ) terkibinin taşıdığı mânayı ifade ederdi. Çünkü göğün bazı katları daha yüksek olunca onun altındaki katlar daha aşağıda olur. Fakat Allah Teâlâ âyette “meâric” buyurmuştur, çünkü bu, vasıflandırmada daha üstün bir konum taşır. Sonra bu kelimenin zikredilmesi, Allah'ın mahlûkatına olan nimetlerinin ve ihsanının büyüklüğünün belirtilmesi anlamına gelir. Zira Cenâb- Hak, gökleri, gök halkı için mesken yaptı, yeryüzünü de burada yaşayanlara kalacak yer olarak yaydı. Yer ve gök halkı bunu öğrendikleri zaman yüce Allah'ın bazı şeyleri bazılarından üstün kıldığını, buna bağlı olarak peygamberlik için insanlardan dilediği kimseyi seçebileceğini ve bu göreve özel kılabileceğini de öğrenmiş olurlar.

      Ayrıca yüce Allah insanlara hikmetini, ilmini, kudretini ve hükümranlığını da hatırlatıyor. Şöyleki: O, bir göğü diğeri üzerine koymuş ve onları havada tutacak alttan bir direk veya üstten askı olmaksızın tabakalar halinde yaratmıştır. Buradan çıkan sonuç O'nun gökleri hikmeti, kudreti ve hükümranlığı ile tuttuğudur. Belirttiğimiz her şekilden bahsedilmesi, ölümden sonra dirilme ve peygamberlik konusunda kapıldıkları şüpheyi gidermekte ve sözünü ettiğimiz hususları yapmaya kadir olanın bunları yok olduktan sonra bir kez daha yeniden yapmaya da muktedir olduğunu açıklamaktadır. Bazıları “meâric” kelimesini “meâlî” şeklinde anlamıştır, yani “ulviyet ve yücelik sahibi”, tıpkı “el-hamdü lillahi” (الْحَمْدُ لِلَّهِ) âyetini açıklarken belirttiğimiz gibi. Yani hiçbir kimse aslında hamde lâyık değildir. Herhangi bir kimseye hamdedilmişse aslında Allah'a hamdedilmiş olur, çünkü hamdedilen kişi, bu özelliği Allah'tan almaktadır. “Ulviyet ve yücelik sahibi” şeklindeki ifademiz de bu doğrultudadır. Yani ulviyet ve saygınlık kazanan herkesin bu vasfının aslı yüce Allah'a aittir, çünkü onu Cenâb-ı Hak sayesinde elde etmiştir. Bir diğer mâna da şöyledir: İnsanların düşünebildikleri bütün yücelik ve azametlerle vasıflanan Allah Teâlâdır.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Allah (الله)

        İbn Fâris, e-l-h kökünün temelinin "kulluk ve ibadet etmek" olduğunu, bu ismin ibadet edilen tek hakiki varlığı nitelediğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, ismin "e-l-h" (ibadet etmek) veya "v-l-h" (hayret ve şaşkınlık) kökünden türemiş olabileceğini, kulun O'nun büyüklüğü karşısında dehşete düşmesi ve O'na yönelmesi hasebiyle bu ismin verildiğini ifade eder. Arthur Jeffery, kelimenin Arapça "el-İlâh" formundan daralarak oluştuğunu, Aramice "Alaha" ve Süryanice formlarla köken birliği taşıdığını, İslam öncesi dönemde de yüce bir varlığı ifade etmek için kullanıldığını kaydeder. Toshihiko Izutsu, Kur'an öncesi Arap toplumunda Allah kavramının "en yüce yaratıcı" olarak mevcut olduğunu ancak Kur'an'ın bu ismi her türlü ortaktan arındırarak mutlak bir teklik ve ahlaki otorite ile yeniden tanımladığını vurgular. Theodor Nöldeke, ismin Sami dillerindeki ortak "El" veya "İl" köküne dayandığını ve zamanla belirlilik takısı alarak özel bir isim halini aldığını ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayetteki bağlamda bu ismin, azabı takdir eden ve mutlak hükümranlık sahibi olan varlığı temsil ettiğini belirtir.

        Meâric (المعارج)

        İbn Fâris, a-r-c kökünün temel anlamının "yükselmek ve yukarı çıkmak" olduğunu, merdiven ve basamak gibi yükselmeye yarayan her şeye bu kökten isimler verildiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin yükselme yolları, merdivenler ve manevi dereceler anlamına geldiğini, meleklerin ve duaların Allah'a yükseldiği mertebelere işaret ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, kelimenin semantik açıdan dikey bir evren tasavvuru sunduğunu ve Allah'ın mutlak yüceliğine işaret eden ontolojik bir hiyerarşiyi simgelediğini ifade eder. Gabriel Said Reynolds, kelimenin geç antik dönemdeki semavi yükseliş tasavvurlarıyla ilişkili olduğunu ve göksel bir mimariyi andıran basamaklar dizisini anlattığını belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "Meâric"in Allah'ın azametini ve kâinattaki hiyerarşik düzeni yansıtan bir kavram olduğunu, kulun ve meleklerin bu dereceler üzerinden ilahi huzura yöneldiğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin hem maddi semaları hem de Allah katındaki manevi rütbe ve dereceleri kapsayan geniş bir anlama sahip olduğunu, burada Allah'ın erişilmez yüceliğini nitelemek için kullanıldığını ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, meâric kelimesinin çoğul formda kullanılmasının, Allah'a ulaşan yolların ve ilahi lütuf derecelerinin çokluğuna ve çeşitliliğine bir işaret olduğunu belirtir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X