لَقَدْ جِئْتُمْ شَيْـٔاً اِداًّۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Meryem Sûresi, 89. Ayet
Daralt
X
-
“Hakikaten çok çirkin bir iddia ortaya attınız.”
Hakikaten çok çirkin bir iddia ortaya attınız. Bu beyan, metinde bulunmayan gizli bir cümlenin var olduğu şeklinde açıklanabilir. Allah Teâlâ onların, “Allah çocuk edindi” dediklerini haber verince âyetteki cümlenin başında gizli bir (Ey Muhammedi Onlara de ki) şeklinde bir cümle takdir edilir. Bu durumda âyette (Ey Muhammedi Onlara de ki) Hakikaten çok çirkin bir iddia, yani büyük bir münker ortaya attınız denilmiş olur. Veya şöyle de olabilir; Onlar “Allah çocuk edindi” deyince Resûl-i Ekrem onlara dönmüş ve Hakikaten çok çirkin bir iddia, büyük bir münker ortaya attınız demiştir. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Lekad (لَقَدْ)
İbn Fâris, bu yapının pekiştirme bildiren "lâm" (le) harfi ile kesinlik ve gerçekleşme (tahkik) bildiren "kad" edatının birleşiminden oluştuğunu belirtir. Söylenen sözün veya eylemin şüphe götürmez bir cüretle ortaya konulduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfahânî, yemin "lâm"ı ve tahkik "kad"ının bir araya gelmesiyle, muhatabın içine düştüğü o korkunç durumun (şirkin) ciddiyetini ve ağırlığını zihinlere çarpan sarsıcı bir gramatik giriş (pekiştirme) olduğunu ifade eder.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, andolsun ki, muhakkak ki, şüphesiz manalarına gelen bu birleşik pekiştirme edatının, müşriklerin Yaratıcı'ya çocuk atfederek işledikleri cürmün dehşetine dikkat çekmek üzere kullanıldığını kaydeder.
Ci'tum (جِئْتُمْ)
İbn Fâris, "c-y-e" kökünün temel manasının, gelmek, varmak, ulaşmak, bir şeyi getirmek veya bir eylemi/cürmü bizzat meydana çıkarmak (işlemek) olduğunu açıklar.
Râgıb el-İsfahânî, "meci'" eyleminin mazi (geçmiş zaman) çoğul formu olduğunu belirtir. Kur'an belagatinde bu kelime, sadece fiziksel bir "gelme" eylemini değil; söz konusu o çirkin iddiayı (Allah'ın çocuk edindiği iftirasını) akıl almaz bir cüretle ortaya atmayı, o hezeyanı dillendirip evrenin orta yerine "getirip bırakmayı" ifade eder.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin barındırdığı felsefi ve psikolojik ağırlığa temas eder. Müşrikler veya ehl-i kitap, o şirki sadece dilleriyle söyleyip geçmemişlerdir; onlar bu iddiayla varoluşsal bir suçu "meydana getirmişler" (ci'tum), ontolojik bir felaketi kendi elleriyle inşa etmişlerdir. Bu fiil, o sözün basit bir inanç yanılması değil, evrene karşı işlenmiş aktif ve ağır bir taarruz olduğunu mühürler.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, getirdiniz, ortaya attınız, cüret edip yaptınız manalarına gelen bu fiilin, söylenen sözün eylemsel boyutunu ve varlık âlemindeki o ağır tezahürünü nitelediğini aktarır.
Şey'en (شَيْئًا)
İbn Fâris, "ş-y-e" kökünün temel manasının, var olan, kastedilen, istenen, bir hakikati bulunan nesne veya durum (şey) olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "şey" kelimesinin mevcudatı niteleyen en genel isim olduğunu ifade eder. Ayette nekra (belirsiz) formda ve nasb (üstünlü) olarak kullanılması, Arap belagatinde "tahvîl" (dehşetini ve büyüklüğünü tasvir etme) amacı taşır. Manası, "Öylesine akıl almaz, öylesine tanımlanamaz ve korkunç bir 'şey' ortaya attınız ki..." şeklindedir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, bir şey, öyle bir söz, öylesine bir nesne manalarına gelen bu ismin, iddia edilen cürmün (çocuk iftirasının) belirsizlik üzerinden büyütülen o korkunç mahiyetini bildirdiğini kaydeder.
İddâ (إِدًّا)
İbn Fâris, "e-d-d" kökünün temel manasının, çok ağır bir yük, dehşet verici bir felaket, sarsıcı bir bela, insanın aklını başından alan ve tahammül sınırlarını çatlatan o korkunç (iğrenç) musibet olduğunu açıklar.
Râgıb el-İsfahânî, "idd" kelimesinin, duyulduğunda kulakları tırmalayan, vicdanı kanatan, son derece çirkin, emsali görülmemiş, fıtrata ve akla tamamen aykırı olan "münker" (şiddetle reddedilen iğrençlik) manasına geldiğini ifade eder.
Toshihiko Izutsu, Kur'an semantiğinde "idd" kavramının eşsiz ontolojik ağırlığını analiz eder. Allah'a çocuk isnat etmek, tevhidi sistemde sadece ahlaki veya mantıksal bir "yanılgı" değildir; bu, varlığın doğasına (fıtratullaha) yapılmış o kadar şiddetli, o kadar ağır ve iğrenç bir teolojik taarruzdur ki, kozmik düzen bu sözü taşıyamaz. Bu yüzden o söz sıradan bir günah değil, bizzat evrenin dengesini çatlatan bir "idd" (monstrous disaster / ontolojik felaket) olarak tanımlanır. Kelimenin semantik yükü, felsefi bir depremi imler.
Dücane Cündioğlu, kelimenin barındırdığı felsefi şiddete dikkat çeker. Yaratıcı (Mutlak olan) ile yaratılan (sonlu olan) arasına biyolojik bir "soy" (çocuk) bağı kurmak; aklın, mantığın ve teolojinin iflas ettiği, idrakin parçalandığı yerdir. İnsan dili bu saçmalığı, bu devasa mantık cinayetini tanımlamakta yetersiz kalır ve Kur'an o hezeyanı anlatmak için lügatin en ağır, en kahredici ve en ezici kelimesini (idd) seçerek o hezeyanı varoluşun üzerine bir kaya gibi düşürür.
Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin Meryem Suresi'ndeki fonetik (sesbilimsel) mucizesine ve dehşetine temas eder. "İddâ" kelimesinin Arapçadaki söylenişine bakıldığında; kelimenin sonundaki şeddeli "dal" harfi, boğazda tıkanan, nefesi kesen ve aniden patlayan çok sert bir ses çıkarır. Müşriklerin o cüretkâr iftirası (veled), kelimenin bizzat kendi sesindeki o "patlamayla, çatlamayla ve sarsıntıyla" (iddâ ritmiyle) kulaklara çarpar. Anlamın dehşeti, kelimenin boğucu ve sert fonetiğiyle bütünleşir ve ayet, şirkin evrende yarattığı o kulakları sağır eden sarsıntıyla son bulur.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, son derece iğrenç, korkunç, dağları çatlatacak kadar ağır, eşi benzeri görülmemiş iftira ve musibet manalarına gelen bu ismin, Yaratıcı'ya çocuk atfetmenin evrendeki o mutlak yıkıcı ve kabul edilemez doğasını en şiddetli biçimde tanımladığını kaydeder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla