وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمٰنُ وَلَداًۜ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Meryem Sûresi, 88. Ayet
Daralt
X
-
"Rahman çocuk edindi" dediler.”
Bazıları bu beyanın Arap müşrikler hakkında indiğini, buna gerekçe olarak da onların meleklerin Allah’ın kızları olduğunu söylediklerini göstermişlerdir. Buna karşılık Ehl-i Kitap ise şöyle demiştir: “Yahudiler ‘Üzeyir Allah’ın oğludur’ dedüer, Hıristiyanlar da ‘Mesih (Îsâ) Allah’ın oğludur”’. Aslında yukarıdaki âyet, bunları söyleyen herkes hakkındadır.
Yorumu Yorumla
-
Ve kâlû (وَقَالُوا)
İbn Fâris, "k-v-l" kökünün temel manasının, insanın düşüncesini, inancını veya niyetini harflere dökerek sese dönüştürmesi (söylemesi/konuşması) olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "kavl" eyleminin mazi (geçmiş zaman) çoğul formu olduğunu ifade eder. İnkârcıların (müşriklerin veya tahrif ehlinin) ilahi tenzihe karşı ürettikleri o kolektif, cüretkâr ve sarsıcı hezeyanı (ortak iddiayı) gramatik olarak bildirir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, ve dediler ki, ve şöyle söylediler manalarına gelen bu fiilin, tevhid akidesine yönelik o en büyük iftiranın dillendirilişini başlattığını aktarır.
İttehaze (اتَّخَذَ)
İbn Fâris, "e-h-z" kökünün temel manasının, bir şeyi eliyle veya gücüyle tutmak, almak, elde etmek ve kavramak olduğunu açıklar.
Râgıb el-İsfahânî, "ittihâz" eyleminin (iftial vezninde) mazi formu olduğunu belirtir. Sıradan bir "alma" değil; kasten, iradeli bir seçimle ve kendine mal ederek "edinmek" manasına gelir. İnkârcı aklın, Yüce Yaratıcı'yı tıpkı fani bir insan veya mitolojik bir figür gibi, kendi iradesiyle bir çocuk "edinen" aciz bir varlık konumuna indirgeyişini deşifre eder.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, edindi, kendisine aldı manalarına gelen bu mazi fiilin, Yaratıcı'ya atfedilen o muhal (imkânsız ve fıtrat dışı) eylemi nitelediğini kaydeder.
Er-rahmânu (الرَّحْمَٰنُ)
İbn Fâris, "r-h-m" kökünün şefkat, acıma, koruma ve lütfetme anlamlarına geldiğini belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "Rahmân" isminin, merhameti tüm varoluşu kuşatan, mutlak şefkat ve kudret sahibi Allah'a has özel bir isim olduğunu ifade eder.
Prof. Dr. Sadık Kılıç, ayetteki bu isim seçiminin barındırdığı felsefi ironiye ve teolojik çelişkiye (müşriklerin içine düştüğü mantık hatasına) temas eder. İnsan veya canlılar; ölümlü oldukları, güçleri tükendiği, yardıma muhtaç oldukları veya soylarını devam ettirme (beka) arzusu taşıdıkları için bir "çocuğa/varise" ihtiyaç duyarlar. Oysa burada çocuk atfedilen makam, bizzat bütün evreni yaratan, her şeye gücü yeten, sonsuz zenginlik ve mutlak merhamet sahibi "Er-Rahmân"dır. Her şeye rahmet eden ve hiçbir varlığa muhtaç olmayan (Müstağni) bir Zât'ın, ontolojik bir acziyet göstergesi olan "çocuk edinmeye" ihtiyacı olamaz.
Dücane Cündioğlu, kelimenin sure içindeki sarsıcı konumuna dikkat çeker. İnkârcılar, mutlak aşkınlığı ve sonsuzluğu ifade eden "Rahmân" kavramı ile, sonluluğu ve biyolojik sınırlılığı ifade eden "çocuk edinme" eylemini aynı cümlede birleştirerek felsefi bir cinayet işlemişlerdir. Kur'an, bu iddiayı aktarırken "Allah" lafzı yerine özellikle "Rahmân" ismini kullanarak, cürmün ne kadar akıl dışı ve varoluşun doğasına aykırı olduğunu zihinlere kazır.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, o sonsuz merhamet ve lütuf sahibi manasına gelen bu ismin, kendisine noksanlık (çocuk) atfedilen o mutlak yüce makamı işaret ettiğini aktarır.
Veledâ (وَلَدًا)
İbn Fâris, "v-l-d" kökünün temel manasının, doğurmak, meydana getirmek, üremek ve bir kimsenin kendi soyundan gelen nesil/çocuk olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "veled" kelimesinin, canlının kendi biyolojik parçasından/özünden kopan nesil (evlat) manasına geldiğini ifade eder. Allah'ın mutlak tekliği (ehadiyeti) ile bütünüyle çelişen, maddesel, parçalanabilir ve fani bir kavrama işaret eder.
Toshihiko Izutsu, Kur'an semantiğinde "veled" (çocuk) atfetme eyleminin, tevhidi parçalayan en büyük teolojik sapkınlık olduğunu analiz eder. Bu, Yaratıcı (Hâlık) ile yaratılan (mahlûk) arasındaki o aşılmaz ontolojik duvarın yıkılması, Tanrı'nın beşerileştirilip pagan mitolojilerine hapsedilmesidir. İster melekleri Allah'ın kızları sayan Mekke müşrikleri olsun, isterse peygamberleri (Üzeyir veya İsa) Tanrı'nın oğlu sayan Ehl-i Kitap olsun; tevhidin kalbi, Allah'ın doğurmamış ve doğurulmamış (lem yelid ve lem yûled) olmasıdır. "Veled" inancı, bu kalbe saplanan bir bıçaktır.
Angelika Neuwirth, kelimenin Geç Antik Çağ'daki inanç polemikleriyle olan bağına dikkat çeker. "Veled" atfı, sadece yerel Arap paganizmini değil, aynı zamanda Ortadoğu'nun o dönemki genel dinler tarihindeki (özellikle Hristiyan teolojisindeki) "ilahi oğulluk" tartışmalarını da doğrudan hedef alan evrensel bir Kur'ani eleştiridir. Ayet, Yaratıcı'ya bir soy, bir ontolojik ortaklık isnat eden tüm tarihsel sapkınlıkları bu tek kelimenin altında toplayarak mahkûm eder.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, çocuk, evlat, nesil ve soy manalarına gelen bu ismin, Allah'ın mutlak tenzihi (her türlü noksanlıktan uzak oluşu) ile asla bağdaşmayan, aklın ve inancın o en korkunç hezeyanını tanımlayarak ayeti o sarsıcı iddia tablosuyla sonlandırdığını kaydeder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla