وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ اِبْرٰه۪يمَۜ اِنَّهُ كَانَ صِدّ۪يقاً نَبِياًّ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Meryem Sûresi, 41. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: peygamber, ibrahim, sadakat, meryem suresi, meryem suresi 41. ayet, meryem 41, kitap, zikir
-
“Bu kitapta İbrahim’i de okuyup an! Kuşkusuz o, özü sözü doğru bir insan, bir peygamberdi.”
Hz. İbrahim Kıssası
Bu kitapta İbrahim’i de okuyup an. Hasan-ı Basri şöyle demiştir: Bu beyan, “kâf-hâ-yâ-ayn-sâd” diye başlayan âyet ile bağlantılıdır. Buna göre yüce Allah “Rabb’inin İbrahim’e olan rahmetini an” demektedir. Hasan-ı Basrî bu beyanın baştaki âyetle bağlantılı olduğunu söyler. Aynı şekilde bu sûrede benzer şekilde belirtilenlerin tümü baştaki âyetle bağlantılıdır. Sanki bütün bunlar hakkında “Kâh-hâ-yâ-ayn-sâd” (كۤهٰيٰعۤصۤ) âyeti belirtilmiştir. Çünkü “Kâh-hâ-yâ-ayn-sâd”ın tefsiri en başta kendisini takip eden âyetlerde belirtildiği gibi bütün bu bağlantı âyetlerinde de zikredilmiştir. Aynı şeyleri bütün hurûf-ı mukattaalar hakkında da söylemek mümkündür. Yani bunların tefsirleri takip eden âyetlerde anlatılanlardır, denebilir. Buna karşılık Hasan-ı Basrî dışındaki müfessirler de âyete, bu Kitapta onlara İbrahim’i ve kıssasını an diye bir mâna vermişlerdir. Söz konusu âlimler bu sûrede belirtilen ifadelere de aynı anlamı vermişlerdir. Meryem hakkmdaki “vezkür fi’l-kitâbi Meryeme” (وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ مَرْيَمَ) âyetine Kitap’ta onlara Meryem’in haberini ve kıssasını an; Mûsâ hakkmdaki âyete, Kitap’ta Mûsa'nın haberini ve zikrini onlara an diye mâna vermişlerdir. En doğrusunu Allah bilir.
Kuşkusuz o, özü sözü doğru bir insan, bir peygamberdi. “Sıddîk” (صِدِّيق) ismi ancak bu ismi hak edecek çok şeyler yapan kimselere verilir. Kelimenin “sıddîk” şeklinde şeddeli hali de bu fiili çok yapan, yaptığı iş kendisi için âdet ve huy haline gelmiş olan kimseye isim olarak verilir. Hz. İbrahim’in böyle isimlendirilmesi eda etmesi gereken hak ve yapması gereken fiil ile bunu yerine getirme ve eda etme araşma göz açıp kapayacak kadar bir zaman ve bir mühlet koymamasından, aksine o hakkı ve o fiili karşısına çıkar çıkmaz eda etmesinden ve bu konuda vefakâr olmasındandır. Bundan dolayı Allah Teâlâ ona “Vefa örneği İbrahim’in” meâlindeki beyanla “vefakâr” ismini verirken bir başka âyette onun hakkında şöyle buyurmuştur: “Vaktiyle Rabb’i İbrahim’i bazı sözlerle sınayıp da İbrahim onları eksiksiz yerine getirince”. Cenâb-ı Hak İbrahim’i karşısına çıkan hakka vefakâr davrandığı ve Rabb’inin imtihanını eksiksiz yerine getirmek âdeti olduğu için “vefa örneği” diye isimlendirmiştir. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Vezkur (وَاذْكُرْ)
İbn Fâris, "z-k-r" kökünün temel manasının bir şeyi zihinde tutmak, muhafaza etmek ve onu dille telaffuz ederek açığa vurmak (anmak) olduğunu belirtir. Unutmanın ve gafletin tam zıddıdır.
Râgıb el-İsfahânî, "zikr" kavramının hem zihinsel bir hatırlama (kalpte tutma) hem de sözlü bir beyan olduğunu ifade eder. Emir kipi olan bu fiil (ve an/hatırla), Hz. Muhammed'e yöneltilen ilahi bir talimattır. Ondan istenen sadece tarihi bir şahsiyeti içinden düşünmesi değil, onu vahyin muhataplarına sesli bir şekilde okuması, toplumsal hafızada o peygamberi (İbrahim'i) yeniden canlandırmasıdır.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın kavramsal sisteminde "zikir" eyleminin sıradan bir anma olmadığını, ontolojik bir uyanış ve ilahi bir modeli (arketipi) şimdiki zamana taşıma eylemi olduğunu vurgular. İbrahim'in "zikredilmesi", Mekke toplumunun putperest bataklığına karşı, monoteizmin (tevhidin) o devasa kurucu babasını bir ahlaki ve teolojik argüman olarak sahneye çağırmaktır.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, an, hatırla ve insanlara anlat manalarına gelen emir fiilinin, Hz. İsa ve Meryem kıssasından sonra, tevhidi mücadelenin bir başka büyük sembolünü vahyin gündemine taşıyan bir geçiş ifadesi olduğunu kaydeder.
Fî (فِي)
Râgıb el-İsfahânî, bir şeyin içinde bulunma, barınma ve kapsanma (zarfiyye) manası taşıyan bir edat olduğunu belirtir. Anma ve hatırlama eyleminin boşlukta, kulaktan dolma efsanelerle değil, doğrudan doğruya sınırları çizilmiş ve ilahi koruma altına alınmış bir mekânda/metinde gerçekleştiğini gramatik olarak sabitler.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, içinde, -de/da manalarına gelen bu edatın, eylemin (zikrin) gerçekleşeceği zemini ve vasıtayı işaret ettiğini aktarır.
El-Kitâbi (الْكِتَابِ)
İbn Fâris, "k-t-b" kökünün asıl manasının dağınık olan parçaları bir araya getirmek, toplamak ve dikmek olduğunu belirtir. Harflerin ve kelimelerin bir anlam bütünlüğü oluşturacak şekilde yan yana dizilip kaydedilmesine de bu kökten hareketle "kitabet" denilmiştir.
Râgıb el-İsfahânî, "kitap" kavramının yazılı metin ve ilahi kayıt manasına geldiğini ifade eder. Başındaki harf-i tarif (El) ile kastedilenin, mutlak ve en mükemmel ilahi metin olan Kur'an olduğu vurgulanır. İbrahim'in bu "Kitap'ta" zikredilmesi, onun tahrif edilmiş Yahudi veya Hristiyan mitolojilerindeki veya Arapların sözlü efsanelerindeki figüründen sıyrılarak, en saf ve gerçek haliyle vahiy merkezine oturtulmasıdır.
Arthur Jeffery, kelimenin etimolojik olarak Sami dil ailesindeki (Aramice/Süryanice "kethaba") köklü geçmişine değinir. Kur'an'ın bu terimi Geç Antik Çağ'ın "kutsal metin" (scripture) algısına uygun bir otorite belgesi olarak kullandığını, İbrahim gibi evrensel bir figürün otoritesini kendi "Kitab'ı" üzerinden yeniden inşa ettiğini belirtir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, kitap, yazılı vahiy manalarına gelen kelimenin, Hz. İbrahim'in hatırasının ve tevhid mücadelesinin sonsuza dek korunacağı yegâne ilahi kaynağı (Kur'an'ı) tanımladığını kaydeder.
İbrâhîme (إِبْرَاهِيمَ)
El-Cevâlîkî, bu özel ismin Arapça kökenli (aslî) olmadığını, Arapçaya diğer dillerden geçmiş (muarrab) ve Arapça dilbilgisi kurallarına gayr-ı munsarif (esre ve tenvin almayan) bir isim olarak yerleşmiş acemi bir kelime olduğunu belirtir.
Arthur Jeffery, ismin etimolojik serüveninde İbranicedeki "Abraham" (çokluğun/milletlerin babası) isminin bulunduğunu, ancak Kur'an'daki "İbrâhîm" telaffuzunun doğrudan İbraniceden değil, Ortadoğu'daki Hristiyan-Arami/Süryani (Abrohom) veya etrafındaki Hristiyan Arap kabilelerinin kullanımları üzerinden bir sesbilimsel uyarlamayla Kur'an diline dâhil olduğunu dilbilimsel kanıtlarla analiz eder.
Gabriel Said Reynolds, "İbrahim" isminin Kur'an'daki varlığını ve bu ayetteki gelişini, Geç Antik Çağ'daki "İbrahim'in mirası kimindir?" şeklindeki devasa teolojik tartışma (Yahudiler ve Hristiyanlar arasındaki polemik) ekseninde okur. Kur'an, İbrahim'i ne bir Yahudi ne de bir Hristiyan (Hanif ve Müslim) olarak tanımlarken, onu Meryem Suresi'nde (İsa'nın hemen ardından) zikrederek, tevhidi zincirin asıl ve bozulmamış halkasını Peygamber'e "anması" emrini verir. Bu, bütün tek tanrılı dinlerin kök atasına dönüş ve putperestliğe (babası Azer'in şahsında) karşı radikal bir başkaldırı profilinin inşasıdır.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, tevhid inancının atası, ulu'l-azm peygamberlerden biri olan Hz. İbrahim'in özel ismi olduğunu ve ayetin bu andan itibaren onun putperest babasıyla olan sarsıcı diyaloguna odaklanacağını kaydeder.
İnnehu (إِنَّهُ)
Râgıb el-İsfahânî, cümleye kesinlik, pekiştirme ve şüphe götürmez bir tahkik (doğrulama) katan "inne" edatı ile "hû" (o) zamirinin birleşiminden oluştuğunu belirtir. Bu yapı, Hz. İbrahim hakkında zikredilecek olan o muazzam ahlaki ve teolojik vasıfların (sıddîk ve nebi olmasının) tartışmaya kapalı, mutlak bir ilahi tasdik olduğunu gramatik olarak mühürler.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, şüphesiz o, muhakkak ki o manalarına gelen bu pekiştirmeli yapının, cümlenin devamında gelecek olan vasıfların İbrahim'in fıtratındaki köklülüğünü vurguladığını aktarır.
Kâne (كَانَ)
İbn Fâris, "k-v-n" kökünün bir şeyin var olması, meydana gelmesi ve bir halde bulunması manalarını taşıdığını belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "kâne" nakıs fiilinin mazi (geçmiş zaman) bildirdiğini, ancak peygamberlerin ahlaki vasıflarıyla kullanıldığında sıradan bir geçmişten ziyade, o kişinin varoluşsal statüsünü, kalıcı karakterini ve fıtri yapısını niteleyen "sürekli bir mevcudiyet" (idi ve öyledir) manası taşıdığını ifade eder. İbrahim sonradan zoraki dürüst olmuş biri değil; o, özü ve varoluşu itibarıyla doğruluk (sıdk) üzere "idi".
Diyanet İslam Ansiklopedisi, idi, o haldeydi manalarına gelen fiilin, Hz. İbrahim'in geçmiş yaşantısındaki ve fıtratındaki sarsılmaz karakter özelliklerini niteleyen bir durum yüklemi olduğunu kaydeder.
Sıddîkan (صِدِّيقًا)
İbn Fâris, "s-d-k" kökünün temel manasının, insanın iç dünyasındaki niyetin, ağzından çıkan sözün ve dış dünyadaki gerçekliğin (eylemin) birbiriyle tam bir uyum ve paralellik içinde olması, pürüzsüz bir doğruluk (yalanın zıddı) manasına geldiğini açıklar.
Râgıb el-İsfahânî, "sıdk" kavramının hakikati onaylamak olduğunu belirtir. "Sıddîk" kelimesi ise "sıdk" kökünden türeyen ve mübalağa (aşırılık/yoğunluk) bildiren bir ism-i faildir (fe'îl veya fi'îl vezninde). Sıradan bir doğru söyleyen (sâdık) değil; doğruluğu varoluşunun merkezine koyan, asla yalan söylemeyen, inandığı hakikati ölüm (ateşe atılma) pahasına bile olsa eylemleriyle mutlak surette tasdik ve ispat eden "sarsılmaz dürüstlük abidesi" demektir.
Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kelimenin ontolojik ve ahlaki ağırlığına dikkat çeker. "Sıddîk" olmak, sadece dildeki bir doğruluk değil, varlık karşısındaki duruşun hakikati yansıtmasıdır. İbrahim peygamber, putperest bir babanın ve pagan bir toplumun içinde, bütün o sahte ontolojiyi (putları) reddederek tek ve mutlak Gerçek'e (Allah'a) yöneldiği için "sıddîk" makamındadır. Onun doğruluğu, şirk karanlığını yırtan felsefi ve eylemsel bir devrimdir.
Dücane Cündioğlu, kelimenin Meryem Suresi'ndeki kullanım simetrisine temas eder. İsa peygamberin annesi Meryem için de Kur'an'da "sıddîka" (Maide 75) sıfatı kullanılır. Kur'an, İbrahim'i "sıddîk" sıfatıyla anarak, hakikat uğruna toplumla tek başına yüzleşme cesaretini ve mutlak itaati, peygamberlerin ve salihlerin en kurucu erdemi olarak belirler.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, son derece doğru sözlü, inancında ve eyleminde dürüstlükten asla şaşmayan, mutlak tasdik edici manalarına gelen bu mübalağalı sıfatın, Hz. İbrahim'in ahlaki portresinin zirvesini ve putperestliğe karşı sergilediği sarsılmaz dik duruşu tanımladığını kaydeder.
Nebiyyâ (نَبِيًّا)
İbn Fâris, "n-b-e" kökünün iki temel anlama sahip olduğunu açıklar: Birincisi haber vermek (nebe'), ikincisi ise mekân veya makam olarak yüksekte bulunmak, yücelmektir. Peygambere bu ismin verilmesinin sebebi, hem Allah'tan aldığı ilahi haberleri yeryüzüne taşıması hem de kadrinin ve manevi mertebesinin diğer bütün insanlardan yüksekte bulunmasıdır.
Râgıb el-İsfahânî, "nebi" kavramının Allah ile akıl sahibi kullar arasında elçilik yapan, hakikati haber veren seçilmiş rehber olduğunu belirtir. Ayette "sıddîk" sıfatının "nebi" sıfatından önce gelmesi çok incedir; zira peygamberliğin (nübüvvetin) üzerine inşa edileceği en temel varoluşsal zemin mutlak dürüstlüktür (sıdk). Allah, peygamberliği ancak özünde sıddîk olanlara lütfeder.
Arthur Jeffery, kelimenin köken itibarıyla Sami dillerindeki (özellikle İbranice ve Aramicedeki "nabi") ortak peygamberlik terminolojisine dayandığını tespit eder. Kur'an, Hz. İbrahim'i bu köklü terimle niteleyerek, onu sadece bir kabile atası veya efsanevi bir bilge olmaktan çıkarıp, ilahi vahyi bizzat alan ve tebliğ eden o büyük "elçilik/peygamberlik" (prophethood) kurumunun evrensel merkezine yerleştirir.
Toshihiko Izutsu, Kur'an semantiğinde "nebi" kelimesinin, ilahi iradenin yeryüzündeki sözcüsü ve uygulayıcısı olma statüsünü temsil ettiğini vurgular. İbrahim'in nebi olması, onun babasıyla ve kavmiyle girdiği put kırma mücadelesinin şahsi bir isyan değil, bizzat göklerin iradesini yeryüzüne dayatan ontolojik bir görev (nübüvvet) olduğunu kesinleştirir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, haber veren, elçi ve Allah tarafından seçilmiş peygamber manalarına gelen bu kelimenin, Hz. İbrahim'e bahşedilen ilahi makamı ve onun insanlığı hakka davet etme misyonunu özetleyerek ayeti muazzam bir peygamberlik tasdikiyle tamamladığını kaydeder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla