اِنَّا نَحْنُ نَرِثُ الْاَرْضَ وَمَنْ عَلَيْهَا وَاِلَيْنَا يُرْجَعُونَ۟
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Meryem Sûresi, 40. Ayet
Daralt
X
-
“Yeryüzü ve onun üzerindekiler sonunda yalnız bize kalır ve hepsi bize dönerler.”
Bu beyan, -en doğrusunu Allah bilir- bütün yaratıkların fâni ve yaratıcının bâki olduğunun kinâyeli anlatımıdır. Âyette geçen “verâset” fiilinin mânası budur. En doğrusunu Allah bilir. Dünyada vârise vâris denilmesi, kelimenin bu anlamı dolayısıyladır. Çünkü vâris, miras bırakanından sonra hayatta kalmaktadır. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
İnnâ (إِنَّا)
Râgıb el-İsfahânî, cümleye mutlak bir kesinlik, pekiştirme ve şüphesizlik katan "inne" edatı ile "nâ" (biz) azamet zamirinin birleşiminden (idgam) oluştuğunu belirtir. Bu yapı, kendisinden sonra gelecek olan cümlenin sıradan bir haber değil, geri döndürülemez ve tartışılamaz bir ilahi yasa (sünnetullah) olduğunu gramatik olarak mühürler.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, şüphesiz biz, muhakkak ki biz manalarına gelen bu pekiştirmeli yapının, ayetin barındırdığı ontolojik gerçeği (mutlak varisliğin Allah'a ait olduğunu) ilan ederken ilahi kudretin azametini ve sarsılmazlığını vurguladığını kaydeder.
Nahnu (نَحْنُ)
Râgıb el-İsfahânî, birinci çoğul şahıs zamiri olan bu kelimenin, zaten "İnnâ" (Şüphesiz biz) lafzının içinde gizli olarak bulunmasına rağmen, cümlede açıkça (munfasıl zamir olarak) tekrar zikredilmesinin bir "tekit" (katmerli pekiştirme) olduğunu ifade eder. Yani "Şüphesiz biz, evet sadece ve bizzat biz..." manasıyla, yeryüzünün mülkiyetinde hiçbir beşeri ortağın, sahte ilahın veya zalimin payı olmadığını ilan eden mutlak bir tekelcilik (hasr) beyanıdır.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, biz manasına gelen bu azamet zamirinin, mülkün yegâne sahibinin ve varisinin sadece Allah olduğunu, dünyevi sahiplik iddialarının bütünüyle hükümsüzlüğünü beyan etmek üzere kullanıldığını aktarır.
Nerisu (نَرِثُ)
İbn Fâris, "v-r-s" kökünün temel manasının, bir malın, mülkün veya makamın, sahibinin ölümü veya elinden çıkması neticesinde baki kalana (sonrakine) geçmesi olduğunu açıklar. İnsanın fâniliğine karşın mülkün el değiştirmesi bu kökle ifade edilir.
Râgıb el-İsfahânî, "miras/verâset" kavramının, bir nesnenin hiçbir alım-satım veya çaba olmaksızın, asıl sahibine geri dönmesi veya devredilmesi olduğunu belirtir. Allah'ın varis olması (el-Vâris), yeryüzündeki bütün geçici mülk sahiplerinin (kralların, zalimlerin, zenginlerin) ölüp gitmesinin ardından, mutlak ve kalıcı mülk sahibi olarak baki kalmasıdır.
Toshihiko Izutsu, Kur'an semantiğinde "miras" kavramının insanın dünyadaki sahiplik (mülkiyet) iddiasına vurulmuş ontolojik bir darbe olduğunu vurgular. İnsan "benim mülküm" diyerek yeryüzünde sınır çizer, savaşır ve kan döker; oysa Kur'an "nerisu" (biz varis oluruz) diyerek insanın bu sahipliğinin koca bir illüzyon (emanet) olduğunu, zamanın sonunda her şeyin o mutlak "Vâris" olan Yaratıcı'nın elinde toplanacağını sarsıcı bir şekilde hatırlatır.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, varis oluruz, mirasçı olarak biz kalırız manalarına gelen muzari fiilin, dünya hayatının geçiciliğini ve üzerinde mülkiyet iddia edilen her şeyin eninde sonunda mutlak kudret sahibine döneceğini bildirdiğini kaydeder.
El-Arda (الْأَرْضَ)
İbn Fâris, "e-r-d" kökünün gökyüzünün (sema) mukabili olarak altta ve aşağıda bulunan, üzerinde yaşanılan, yürünen ve sabitlenilen her türlü zemin ve mekân manasına geldiğini belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "arz" kelimesinin insanın biyolojik ve sosyal varoluşunu sürdürdüğü, üzerinde yurtlar ve mülkler inşa ettiği şu maddi gezegeni/mekânı nitelediğini ifade eder. İnsanın bütün kavgası, ihtirası ve üzerinde hak iddia ettiği zenginlik bu "arz" üzerindedir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, yeryüzü, yerküre ve dünya manalarına gelen bu ismin, üzerinde fani mülkiyetlerin kurulduğu, ancak günün sonunda bütünüyle gerçek sahibine (Allah'a) kalacak olan devasa varoluş sahnesini tanımladığını aktarır.
Ve men (وَمَنْ)
Râgıb el-İsfahânî, bağlaç olan "ve" ile ism-i mevsul (ilgi zamiri) olan "men" edatının birleşiminden oluştuğunu belirtir. "Men" edatı özellikle akıl sahibi varlıklar (insanlar, cinler vb.) için kullanılır. Allah sadece cansız yeryüzünün (arzın) toprağına ve dağına değil; o yeryüzünün üstünde yürüyen, mülk edinen, böbürlenen ve ihtilaf eden "o akıllı kimselere" (insanlığa) de mutlak manada varis olacaktır.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, ve kimselere, ve o şahıslara manalarına gelen bu gramatik bağlacın, ilahi verasetin (mirasçılığın) kapsamını genişleterek cansız nesnelerin yanında şuurlu varlıkları da bu mutlak dönüşün içine dâhil ettiğini kaydeder.
Aleyhâ (عَلَيْهَا)
İbn Fâris, "a-l-v" kökünün bir şeyin üstünde bulunmak, yükselmek ve kaplamak manalarına geldiğini belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "alâ" (üzerinde) harf-i ceri ile "hâ" (onun) zamirinin birleşiminin, yeryüzünün (arzın) sathını işaret ettiğini ifade eder. "Onun üzerinde bulunanlar" denilerek, insanın yeryüzüyle kurduğu mekânsal aidiyet ve üstünlük çabası özetlenir; yeryüzünün "üzerinde" yürüyenler, sonunda o yeryüzüyle birlikte asıl sahibe devredilecek birer emanetten ibarettir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, onun (yeryüzünün) üzerinde manasına gelen bu zarfın, arza (dünyaya) tutunarak yaşayan ve mülk kavgası veren insanlığın fiziksel konumunu nitelediğini aktarır.
Ve ileynâ (وَإِلَيْنَا)
Râgıb el-İsfahânî, "ilâ" (yönelme, -e/-a) edatı ile "nâ" (bize) zamirinin birleşiminden oluşan bu kelimenin, cümlenin sonunda gelmesi gereken bir mef'ul (dolaylı tümleç) iken, fiilden ("yurce'ûn") önce getirilmesinin bir "hasr" (sınırlandırma ve tahsis) işlevi gördüğünü belirtir. Arap belagatinde bu öne alma (takdim); "Başka hiçbir yere, makama veya sahte ilaha değil, sadece ve mutlak surette bize..." manası katarak, dönüşün varacağı yegâne merciyi tartışmasız bir şekilde mühürler.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, ve sadece bize, ancak bizim huzurumuza manalarına gelen bu yönelme edatının, insanların dünyadaki mülklerinden ayrıldıktan sonra toplanacakları tek ve mutlak eskatolojik makamı işaret ettiğini kaydeder.
Yurce'ûn (يُرْجَعُونَ)
İbn Fâris, "r-c-a" kökünün temel manasının, bir şeyin kendi ilk haline, başladığı yere, kaynağına veya aslına doğru geri dönmesi olduğunu açıklar. Yokluktan varlığa çıkışın ilk kaynağı olan Allah'a, fânilik sonrası yeniden dönüş de bu kelimeyle ifade edilir.
Râgıb el-İsfahânî, "rücû" eyleminin insanın yeryüzündeki varoluşsal serüvenini tamamlayıp asıl sahibine (meâd) geri dönüşünü ifade ettiğini belirtir. Fiilin "yurce'ûn" şeklinde meçhul (edilgen) kalıpta kullanılması son derece kritiktir; zira insan bu dönüşü kendi rızasıyla, gücüyle veya inisiyatifiyle değil, mutlak bir ilahi zorunlulukla (kaderin ve ecelin bir tecellisi olarak) gerçekleştirecektir. Onlar dönmezler, "döndürülürler".
Dücane Cündioğlu, kelimenin varoluşsal (ontolojik) kavisini analiz eder. Varlık felsefesinde "mebde" (başlangıç) ne ise, "meâd" (dönüş) da odur. İnsan yeryüzüne ilahi bir "Kün" (Ol) emriyle indirilmiştir; varoluş eğrisi (kavsi) tamamlandığında, istese de istemese de o başladığı noktaya "rücu edecektir". "Yurce'ûn" fiili, insanın dünyadaki o otonom (özgür) zannettiği yürüyüşünün, eninde sonunda Yaratıcı'nın boyunduruğuna geri çekileceği o mutlak uyanış anıdır.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayetin sonundaki bu edilgen fiilin tarihsel muhataplar üzerindeki psikolojik ağırlığına temas eder. Mekke'nin şımarık elitleri veya tarih boyunca mülküyle böbürlenen zalimler, dünyada her şeye kendi iradeleriyle "hükmettiklerini" (fail olduklarını) sanırlar. Ancak Kur'an, bu ayetin sonunda onları birer "mef'ul" (nesne/edilgen varlık) konumuna düşürerek; ölümle birlikte tüm fiyakalarının bozulacağını, yaka paça ve çaresizce asıl hesap sorucunun (Allah'ın) huzuruna "döndürüleceklerini" beyan eden muazzam bir teolojik ihtar verir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, döndürülürler, iade edilirler ve bizim huzurumuza getirilirler manalarına gelen meçhul muzari fiilin, insanın fâniliğini ve mülkün gerçek sahibinin (varisinin) Allah olduğu hakikatini, kaçınılmaz bir ahiret yüzleşmesiyle mühürleyerek Meryem kıssasının bu bölümünü kapattığını kaydeder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla