فَنَادٰيهَا مِنْ تَحْتِهَٓا اَلَّا تَحْزَن۪ي قَدْ جَعَلَ رَبُّكِ تَحْتَكِ سَرِياًّ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Meryem Sûresi, 24. Ayet
Daralt
X
-
“Aşağısından biri ona şöyle seslendi: ‘Tasalanma! Rabb’in senin altında bir su kaynağı yaratmıştır.’”
Aşağısından biri ona şöyle seslendi. Bu beyanda geçen ve “aşağısından” anlamına gelen “min tahtihâ” (مِنْ تَحْتِهَا) tabirine dair farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bazıları Meryem’e melek seslenmiştir derken, bazıları da seslenenin oğlu îsâ (a.s.) olduğunu söylemişlerdir. Ebû Bekir el-Esam da şöyle demiştir: Meryem’e bir meleğin seslenmiş olması ihtimal dâhilinde değildir. Çünkü yüce Allah “aşağısmdan” ifadesini kullanmaktadır. Ona seslenen melek olsaydı yukarıdan seslenirdi. Fakat (bizce) bu yaklaşımın kabule değer bir tarafı yoktur. Çünkü melek ancak kendisine emredilen yerden seslenir. Aşağıdan veya yukarıdan olması fark etmez. Bazı müfessirler de Cebrâil vadinin alt tarafından Tasalanma! Rabb’in senin altında bir su kaynağı yaratmıştır diyerek seslenmiştir demişlerdir. En doğru gözüken ihtimal, kendisine seslenenin oğlu îsâ olmasıdır. Çünkü Meryem kendisine kötü söylenecek ve iftira atılacak diye üzülüyordu. îsâ (a.s.) konuştuğu ve bu yerde bulunduğu zaman Meryem bundan sevinç duyar. Çünkü îsam n (a.s.), kendisine yöneltilen tenkit ve atılan iftiranın bir kısmını geçersiz kılacağını biliyordu. Meryem’in bir başka sebepten dolayı üzülmüş olması muhtemeldir. Meryem kendisinden ve çocuğundan endişe ettiği için hüzünleniyor olabilirdi. Çünkü o, içecek su ve yiyecek bir gıdanın bulunmadığı bir yerde ikamet ediyordu. Bundan dolayı kendisi ve çocuğunun can derdine düşmüş ve bundan dolayı üzülmüş olabilir. İşte bunun üzerine Tasalanma! Rabb’in senin altında bir su kaynağı yaratmıştır denilerek kendisine müjde verilmiş olabilir. Böylece Allah Teâlâ onu yaşadığı korkudan güvende kılmıştır. Bazı tevil alimleri âyette geçen “es-seriyy” (السَّرِيَّ) kelimesinin küçük nehir, yani akarsu mânasına geldiğini söylemişlerdir. Bazıları da “Aşağısından biri ona şöyle seslendi” cümlesini, Meryem’in sığındığı hurma ağacının aşağısından biri ona seslendi şeklinde açıklamışlardır.
Yorumu Yorumla
-
Fe-nâdâhâ (فَنَادَاهَا)
İbn Fâris, "n-d-y" kökünün temel anlamının seslenmek, çağırmak, nida etmek ve bir topluluğun bir araya gelmesi olduğunu belirtir. Bir kimseye sesini duyurmak amacıyla yapılan eylemi ifade eder.
Râgıb el-İsfahânî, "nidâ" kavramının sesi yükselterek birine seslenmek anlamına geldiğini ifade eder. Fiilin başındaki "fe" harfinin takibiye (hemen ardından, beklemeden) işlevi gördüğünü belirtir. Meryem'in "keşke ölseydim" şeklindeki çaresizlik çığlığının hemen ardından, anında ve hiç boşluk bırakmadan o ilahi/meleki sesin (nidanın) ona ulaştığını gramatik olarak gösterir.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın anlamsal alanında "nâdâ" fiilinin genellikle insan ile aşkın olan varlık (Allah veya melek) arasındaki sarsıcı iletişim eylemini temsil ettiğini vurgular. Meryem'in varoluşsal krizine (mutlak hiçlik arzusuna) tam o kırılma anında aşağıdan gelen bu hitapla müdahale edilmiştir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, fiilin "ona seslendi, ona nida etti" manasına geldiğini aktarır. Seslenenin yeni doğan bebek (İsa) mi yoksa vahiy meleği (Cebrail) mi olduğu tefsirlerde tartışılmış olsa da, kelimenin Meryem'in dehşetini dindiren o ilk kurtarıcı çağrıyı ifade ettiği hususu sabittir.
Min (مِنْ)
Râgıb el-İsfahânî, "min" edatının ibtidâ (başlangıç) ve çıkış noktası bildirdiğini açıklar. Nida eyleminin gerçekleştiği yönü tayin ederek, sesin kaynağının uzaktan değil, doğrudan Meryem'in bulunduğu yerin belirli bir noktasından (aşağısından) geldiğini ifade eder.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, ayrılma ve yön bildiren edatın, Meryem'e ulaşan sesin fiziki konumunu (aşağı taraftan geldiğini) belirten gramatik bir bağlaç olduğunu kaydeder.
Tahtihâ (تَحْتِهَا)
İbn Fâris, "t-h-t" kökünün bir şeyin alt kısmı, aşağısı manasına geldiğini ve "fevk" (üst) kelimesinin tam zıddı olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, kelimenin mekânsal olarak alt tarafta ve aşağıda bulunma durumunu ifade ettiğini kaydeder. Sonundaki "hâ" (onun) zamiriyle "onun altından" manası taşır. Bu kullanım, Meryem'in yüksekçe bir yere (hurma ağacının bulunduğu tümseğe) çekildiğini ve sesin vadinin aşağısından veya hemen ayaklarının dibinden (yeni doğan çocuktan) geldiğini gösteren güçlü bir coğrafi/mekânsal tasvirdir.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kıssadaki dramatik sahne kurgusuna olan katkısına dikkat çeker. "Aşağıdan seslenme" detayı, Kur'an'ın görsel ve mekânsal sahneleme gücünü gösterir. Meryem bitkin düşmüş, ağacın gövdesine yığılmış haldedir; o mutlak çöküş pozisyonundayken ümidin ve tesellinin sesi, tam da bulunduğu yerin aşağısından yükselerek onu ayağa kalkmaya davet eder.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, aşağı, alt taraf manalarına gelen zarfın, Meryem'in duyduğu teskin edici çağrının kendi fiziki seviyesinin daha altından geldiğini bildirdiğini aktarır.
Ellâ (أَلَّا)
Râgıb el-İsfahânî, bu yapının "en" (açıklama/tefsiriye edatı) ile "lâ" (olumsuzluk/nehiy harfi) kelimelerinin birleşiminden (idgam) oluştuğunu belirtir. Kendisinden önceki seslenişin (nidanın) ne anlama geldiğini, emrin içeriğinin ne olduğunu açıklayarak "şöyle ki, şunu yapma" manasında cümleyi birbirine bağlar.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, -memesini, yapmamasını manalarına gelen bu bağlaç yapısının, nidanın içeriğindeki yasağa (hüzünlenme yasağına) doğrudan bir geçiş sağladığını kaydeder.
Tahzenî (تَحْزَنِي)
İbn Fâris, "h-z-n" kökünün sözlükte yerin engebeli, sert ve sarp olması manasına geldiğini belirtir. İnsanın kalbinde yaşadığı şiddetli üzüntü, daralma, keder ve zorluk haline de (hüzn) kalbi sarp ve sert bir hale getirdiği, ferahlığını aldığı için bu isim verilmiştir.
Râgıb el-İsfahânî, hüzn kavramının, sevinç (ferah) ve sürurun tam zıddı olduğunu ifade eder. İnsanın arzu etmediği, sevmediği veya korktuğu bir durumla karşılaşmasından ötürü hissettiği kederdir. "Üzülme" (tahzenî) şeklindeki nehiy (yasaklama) fiili, Meryem'in toplumdan göreceği dışlanma ve namusuna yönelik iftira tehlikesi karşısında yaşadığı o devasa psikolojik çöküntüyü doğrudan durdurmaya yönelik ilahi bir emirdir.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ahlak ve psikoloji semantiğinde "hüzün" kelimesini varoluşsal bir daralma hali olarak analiz eder. "Üzülme" hitabı, sıradan bir beşeri teselliden ziyade, ilahi inayetin bizzat devrede olduğunu, sebepler dairesindeki korkuların artık geçersiz kılındığını bildiren ontolojik bir güvencedir. "Keşke ölseydim" diyerek hayat bağını koparmak isteyen Meryem, bu emirle yeniden hayata ve ilahi plana tutunmaya çağrılır.
Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kelimenin teolojik derinliğine inerek, Allah'ın mucizesini taşıyan bir bedenin aynı anda mutlak bir hüzün barındıramayacağını belirtir. "Tahzenî" emri, Meryem'in yaşadığı insani dehşetin haklılığını kabul etmekle birlikte, ilahi himaye altındaki bir peygamber annesinin umutsuzluğa kapılmasının ontolojik olarak ilahi plana ters düşeceğini hatırlatan şefkatli bir silkiniş çağrısıdır.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, üzülme, kederlenme manalarına gelen nehiy (yasak) fiilinin, Meryem'in mutlak çaresizliğini ve ölümü arzulayan ıstırabını dindirmek üzere doğrudan Allah'ın elçisi (veya İsa) tarafından iletilen bir teskin cümlesi olduğunu kaydeder.
Kad (قَدْ)
Râgıb el-İsfahânî, bu edatın mazi (geçmiş zaman) fiilinin başına geldiğinde tahkik, kesinlik ve şüphesizlik anlamı kattığını belirtir. Ayette, Meryem'in kederini giderecek olan ilahi lütfun ve mucizevi nimetin lafta kalmadığını, halihazırda eyleme dökülmüş ve gerçekleştirilmiş olduğunu kesin bir şekilde vurgular.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, şüphesiz, muhakkak manalarına gelen pekiştirme edatının, mucizenin vuku bulduğunu ve Meryem'in endişelenmesini gerektirecek fiziki şartların ilahi kudretle çoktan değiştirildiğini beyan ettiğini aktarır.
Ce'ale (جَعَلَ)
İbn Fâris, "c-a-l" kökünün temel olarak bir şeyi var etmek, inşa etmek, bir şeye nitelik kazandırmak ve bir halden başka bir hale dönüştürmek anlamlarına geldiğini belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "ca'l" fiilinin "halk" (yoktan yaratmak) kavramından daha geniş ve fonksiyonel bir mana taşıdığını ifade eder. Bir varlığa bir işlev yüklemek, onu bir gaye için tahsis etmek veya bir mekânda bir durumu aniden ortaya çıkarmak manalarındadır. Allah'ın Meryem'in altına bir su arkı "ca'l etmesi" (var etmesi), kurak ve ıssız bir vadide o suyu sadece yaratmakla kalmayıp, doğrudan Meryem'in istifadesine ve temizliğine tahsis etmesidir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, kıldı, yaptı, var etti ve meydana getirdi manalarına gelen fiilin, Meryem'in hem fizyolojik ihtiyacını (susuzluğunu) gidermek hem de manevi kirlerden (iftira korkusundan) arınması için ihtiyaç duyduğu suyun mucizevi bir şekilde hemen orada yaratıldığını kaydeder.
Rabbuki (رَبُّكِ)
İbn Fâris, "r-b-b" kökünün malik olmak, ıslah etmek, koruyup gözetmek ve terbiye etmek manalarını taşıdığını ifade eder.
Râgıb el-İsfahânî, "Rabb" kelimesinin bir varlığı derece derece olgunluğa ulaştıran mutlak kudret manasına geldiğini belirtir. Kelimenin sonuna eklenen "ki" (senin - müennes) zamiriyle "Rabbuki" (Senin Rabbin) formunda kullanılması son derece önemlidir; Meryem'e, tek başına bırakılmadığını, onu sahipsiz bir "nesy" (unutulmuş nesne) olmaktan çıkarıp bizzat ilahi terbiyenin ve şefkatin merkezine yerleştirdiğini hatırlatır.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, seni terbiye eden, sahip olan ve yaratan manalarındaki bu ismin, ıssızlıkta Meryem'in imdadına yetişen yegâne gücün, onu öteden beri mabette de rızıklandıran Allah olduğunu vurguladığını aktarır.
Tahteki (تَحْتَكِ)
İbn Fâris, "t-h-t" kökünün bir şeyin alt kısmı, aşağısı manasına geldiğini belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "senin altında, senin aşağı kısmında" anlamına gelen bu zarfın, yaratılan mucizevi su arkının (seriyy) mekânsal konumunu bildirdiğini kaydeder. Su, Meryem'in aramak için yorulacağı, yürüyüp gideceği bir yerde değil, doğrudan doğruya onun oturduğu veya ayaklarını bastığı yerin hemen dibinde, zahmetsizce ulaşabileceği bir mesafede var edilmiştir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, alt tarafın, ayaklarının dibi manalarına gelen bu kelimenin, Allah'ın Meryem'e sunduğu kolaylığın boyutunu ve suyun doğrudan onun fiziksel alanında fışkırdığını aktardığını kaydeder.
Seriyyâ (سَرِيًّا)
İbn Fâris, "s-r-y" kökünün temel manasının gece yürümek, gizlice ilerlemek ve akıp gitmek olduğunu açıklar. İkinci bir mana olarak şerefli ve ulu olmak (serât) anlamına geldiğini de belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "seriyy" kelimesinin, suyun özellikle geceleyin veya yeraltından sızarak ince bir yol bulup akması (sery) özelliği sebebiyle küçük nehir, su arkı ve dere manalarına geldiğini ifade eder.
Arthur Jeffery, kelimenin Sami dil ailesindeki kökenine inerek, Aramice ve Süryanicede (şerya / şirya) çözülmek, bağından kurtulmak ve akmak anlamlarından hareketle su arkı (stream, rivulet) manasında Arapçaya yerleşmiş ortak bir dini/coğrafi terminoloji olduğunu değerlendirir.
Gabriel Said Reynolds, "seriyy" (su arkı) ve bir sonraki ayetteki hurma ağacı motiflerinin, Geç Antik Çağ edebiyatındaki (özellikle Süryani/Apokrif metinlerdeki) Meryem tasvirleriyle olan diyalojik bağına dikkat çeker. Doğum sancıları çeken kutsal annenin ıssızlıkta mucizevi bir şekilde su ve meyveyle rızıklandırılması, o dönemin anlatı evreninde bilinen bir teolojik kurgudur. Kur'an, bu motifleri alarak Meryem'in varoluşsal hüznünü dindiren ve onu ilahi rahmetle teselli eden kusursuz bir İslami anlatıya dönüştürür.
Prof. Dr. Hidayet Aydar, bu kelimenin çevirisi ve semantiği etrafındaki tefsir tartışmalarına temas eder. Kimi klasik müfessirler bu kelimenin İbn Fâris'in belirttiği "şerefli/ulu olmak" kökünden geldiğini savunarak "Rabbim senin altında şerefli birini (Hz. İsa'yı) var etti" şeklinde yorumlasalar da; kelimenin hemen ardından gelen ayette "hurma ağacını silkele, taze hurma düşsün" denmesi, bağlamın (siyak-sibak) tamamen "yiyecek ve içecek rızkı" üzerine kurulduğunu gösterir. Dolayısıyla etimolojik ve bağlamsal açıdan en tutarlı anlamın "akan küçük bir su arkı (dere)" olduğunu vurgular.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, küçük nehir, dere, akan su arkı manalarına gelen kelimenin, Meryem'in doğum sonrası taharet (temizlik) yapmak ve susuzluğunu gidermek için Allah'ın kudretiyle hemen orada ayaklarının altından akıttığı mucizevi su pınarı olduğunu kaydeder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla