قَالَ كَذٰلِكَۚ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٌ وَقَدْ خَلَقْتُكَ مِنْ قَبْلُ وَلَمْ تَكُ شَيْـٔاً
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Meryem Sûresi, 9. Ayet
Daralt
X
-
‘“Orası öyle’ dedi ve buyurdu ki Rabb’in: ‘O bana kolaydır; daha önce, sen hiçbir şey değilken seni de yaratmıştım.’”
‘Orası öyle’ dedi ve buyurdu ki Rabb’in: O bana kolaydır; daha önce, sen hiçbir şey değilken seni de yaratmıştım. Yani ben seni yaratmadan önce sen hiçbir şey değildin. Zekeriyyanın (a.s.) bir oğlu olacağı müjdesini aldıktan sonra bir işaret ve alâmet talep etmesi iki şekilde açıklanabilir: Birincisi: Bir oğlu olacağı müjdesini alınca herhalde bunun bir meleğin mi yoksa bir başkasının mı müjdesi olduğunu anlayamamış ve ondan bir işaret istemişti. Böylece verilen müjdenin bir meleğin müjdesi olarak Allah’tan mı, yoksa bir başkasından mı geldiğini anlamak istemişti. Çünkü âyet-i kerîmede meâlen şöyle denilmektedir: “O mâbette durmuş namaz kılarken melekler ona şöyle seslendiler: “Allah’ın bir kelimesini tasdik edici, efendi, iffetli ve salih kullardan bir peygamber olarak Yahya’yı Allah sana müjdeliyor””. Zekeriyya’nın alâmet talep etmesi meleğin müjdesi hakkında bilgi almak ve bunun Allah’tan gelip gelmediğini öğrenmek amacına mâtuftu. Yoksa Allah Teâlâ’nın her hâlükârda yaratmaya kadir olduğunu bilmediğinden değildi. Böyle bir düşünce, dünyada imanı en zayıf bir müminden beklenmezken peygamberlerden birinden nasıl beklenir? Ya da alâmet talep etmesi, eşinin ne zaman hamile kalacağını, çocuğun ana rahmine ne zaman düşeceğini öğrenmeye mâtuf idi. Böylece çocuk daha doğmadan ve onu (kucağına alarak) görmeden önce ana rahmine düşmesiyle sevinmek istemişti. En doğrusunu Allah bilir. “O bana kolaydır.” Çünkü ben bir sebebe bağlı olarak da sebepsiz olarak da yaratırım. “Daha önce sen hiçbir şey değilken seni de” bir spermden “yaratmıştım.” Her şeyi yoktan ve herhangi bir sebebe bağlı olmadan yaratmaya kadir olan varlık, yaşlı bir erkekle kısır ve yaşlı bir kadından çocuk yaratmaya da kadirdir.
Yorumu Yorumla
-
Kâle (قَالَ)
İbn Fâris, "k-v-l" kökünün, bir düşüncenin, niyetin veya emrin dille ifade edilmesi, söze dökülmesi anlamına geldiğini belirtir. Bu kelime, içsel bir iradenin dışa vurumunu ve muhataba iletilmesini sağlayan temel eylemi ifade eder.
Râgıb el-İsfahânî, söylemek ve ifade etmek manasındaki bu fiilin, burada ilahi otoritenin melek (Cebrail) vasıtasıyla Zekeriya'nın hayretine verdiği kesin ve doğrudan cevabı başlattığını kaydeder. Fiil, insan aklının sınırlarında dolaşan şüpheyi veya şaşkınlığı, ilahi bir beyanla ortadan kaldırma işlevi görür.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, kelimenin sözlükte "dedi, söyledi" manasına geldiğini, ayette ise Zekeriya'nın bedensel imkânsızlıklarına karşılık olarak ilahi kudretin vaadini ve hükmünü bildiren vahyin iletim anını temsil ettiğini aktarır.
Kezâlike (كَذَٰلِكَ)
Râgıb el-İsfahânî, "işte böyle, bu şekilde" manalarına gelen bu işaret isminin ve benzetme edatının, muhatabın durumunu tasdik etmek için kullanıldığını belirtir. Ayetteki bağlamında ilahi hitap Zekeriya'ya zımnen şunu söyler: "Senin eşinin kısır olduğu ve senin de yaşlılığın en ileri safhasına ulaştığın şeklindeki tespitin tamamen doğrudur; durum tam da anlattığın gibidir, fakat ilahi irade bu gerçekliğe rağmen tecelli edecektir."
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin nüzul ortamındaki edebi kullanımına dikkat çekerek, bu edatın muhatabın aklındaki imkânsızlık algısını onaylayıp hemen ardından ilahi kudretin sınır tanımazlığına geçiş yapan keskin bir retorik köprü (geçiş formu) işlevi gördüğünü vurgular.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, işaret ve benzetme ifade eden bu kelimenin, Zekeriya'nın kendi biyolojik çöküşüne dair sunduğu mazeretlerin ilahi makamca bilindiğini ve kabul edildiğini, ancak mucizenin tam da bu şartlar altında gerçekleşeceğini bildiren bir vurgu edatı olduğunu kaydeder.
Rabbuke (رَبُّكَ)
İbn Fâris, "r-b-b" kökünün malik olmak, bir şeyi ıslah etmek, koruyup gözetmek ve efendisi olmak manalarını taşıdığını ifade eder.
Râgıb el-İsfahânî, "Rabb" isminin özünde, bir varlığı başlangıcından alıp derece derece mükemmelliğe eriştiren ve terbiye eden mutlak kudret manası olduğunu belirtir. Ayette kelimenin sonuna "ke" (senin) zamiri eklenerek "Rabbuke" (Senin Rabbin) formunda kullanılması, Zekeriya'ya duyulan ilahi şefkati, korumayı ve ona verilen sözün arkasındaki sonsuz terbiye edici gücü hatırlatır.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, terbiye eden, sahip olan ve yaratan anlamlarındaki bu kelimenin, tabiat kanunlarını aşan mucizevi yaratılışın (ihtiyar bir bedenden ve kısır bir rahimden çocuk var etmenin) yegâne faili olan Allah'ın kudretini ve Zekeriya ile olan hususi bağını ifade ettiğini aktarır.
Huve (هُوَ)
Râgıb el-İsfahânî, üçüncü tekil şahıs zamiri olan "huve"nin (o), burada daha önce zikredilen ilahi eyleme, yani Zekeriya'ya yaşlılığına rağmen bir çocuk verilmesi işine (mucizeye) işaret ettiğini belirtir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, o, o iş, o durum manalarına gelen zamirin, insan aklına imkânsız gibi görünen çocuk sahibi olma hadisesine dönük gramatik bir referans olduğunu ve cümlenin akışını Allah'ın kudretine bağladığını kaydeder.
Aleyye (عَلَيَّ)
Râgıb el-İsfahânî, "alâ" (üzerine, bana göre, benim için) edatının aidiyet ve nispet bildirdiğini açıklar. Ayette bu edatın kullanılması, beşeri düzlemde aşılması imkânsız olan biyolojik engellerin, ilahi kudretin perspektifinden ve O'nun sonsuz yaratma kapasitesi ölçeğinden değerlendirilmesi gerektiğini ifade eder.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, "bana, bana göre" anlamlarına gelen kelimenin, yaratma eyleminin faili olan Allah'a nispetle, söz konusu mucizenin hiçbir zorluk teşkil etmediğini vurgulayan ilahi bir güvence olduğunu kaydeder.
Heyyinun (هَيِّنٌ)
İbn Fâris, "h-v-n" kökünün zorluğun ve meşakkatin zıddı olarak kolaylık, hafiflik, basitlik ve zahmetsizlik anlamlarına geldiğini belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin hiçbir külfet ve yorgunluk gerektirmeyen durumlar için kullanıldığını ifade eder. İnsan için imkânsız olanın Allah için "heyyin" (son derece kolay) olması, ilahi iradenin tabiat kanunlarına ve nedensellik bağlarına mahkûm olmadığını, ol demesiyle (kün emriyle) her şeyin anında varlık sahasına çıkabileceğini gösterir.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ontolojik kurgusunda bu kelimenin insanın acziyeti ile Yaratıcı'nın mutlak gücü arasındaki asimetrik ilişkiyi yansıtan kilit bir kavram olduğunu vurgular. İnsan zihni sürekli sebep-sonuç ilişkileri ararken, "heyyin" kelimesi ilahi kudretin bu mekanik zorunluluklardan tamamen muaf ve aşkın olduğunu bildiren teolojik bir sarsıntıdır.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, lügatte kolay, hafif ve basit manalarına gelen kelimenin, Zekeriya'nın zihnindeki biyolojik engellerin ilahi kudret karşısında hiçbir hükmünün olmadığını, Allah için ölü bir rahmi diriltmenin sıradan bir eylemden farksız derecede kolay olduğunu aktarır.
Kad (قَدْ)
Râgıb el-İsfahânî, bu edatın mazi (geçmiş zaman) fiilinin başına geldiğinde tahkik (kesinlik, şüphesizlik) ve pekiştirme anlamı kattığını belirtir. Ayette, birazdan zikredilecek olan yaratılış eyleminin tarihsel ve ontolojik kesinliğini vurgulamak için bir dilbilgisel temel oluşturur.
Celaleddin el-Suyuti, Kur'an belagatinde bu edatın, muhatabın zihnindeki şüpheyi veya hayreti tamamen izale etmek, verilecek olan çarpıcı örneğin (hiçlikten yaratılmanın) kesin, yaşanmış bir gerçeklik olduğuna dikkat çekmek (tekid) amacıyla kullanıldığını kaydeder.
Halaktuke (خَلَقْتُكَ)
İbn Fâris, "h-l-k" kökünün temelinde bir şeyi ölçmek, biçmek, takdir etmek ve daha önce bir örneği olmaksızın yoktan var etmek manalarının bulunduğunu açıklar.
Râgıb el-İsfahânî, "halk" eyleminin, bir şeyi belirli bir hikmet ve miktar üzere icat etmek olduğunu belirtir. Ayette "seni yarattım" (halaktuke) fiilinin Zekeriya'ya doğrudan yöneltilmesi, onun kendi varoluşsal kökenine dönüp bakmasını sağlayan sarsıcı bir delildir.
Arthur Jeffery, kelimenin köken itibarıyla Sami dil ailesinde köklü bir geçmişe sahip olduğunu, Güney Arabistan kitabelerinde ve diğer Sami dillerinde bir şeyi şekillendirmek, pürüzsüz hale getirmek ve ölçüyle yapmak anlamlarında ortak bir teolojik terminoloji oluşturduğunu belirtir.
Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu fiilin kullanıldığı bağlamın derin bir felsefi argüman sunduğunu vurgular. Zekeriya, mevcut bedensel varlığındaki zafiyetlere (yaşlılığa) odaklanarak çocuk oluşumunu imkânsız görürken; ilahi hitap onu, o bedenin henüz "hiçbir şey değilken" yoktan nasıl var edildiği gerçeğine götürür. İlk yaratılış, mucizevi ikinci yaratılışın en büyük teminatıdır.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, yaratmak ve var etmek anlamına gelen fiilin, insanoğlunun yokluk âleminden varlık âlemine geçişindeki ilahi müdahaleyi ve Allah'ın eşsiz kudretini delillendirmek için kullanıldığını kaydeder.
Kablu (قَبْلُ)
İbn Fâris, "k-b-l" kökünün yönelmek ve karşılamak anlamlarının yanı sıra, zaman veya mekân bakımından bir şeyin önünde, öncesinde olmak manasına geldiğini belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, zaman zarfı olarak kullanılan bu kelimenin, mevcut anın veya zikredilen durumun gerisinde kalan vakti işaret ettiğini ifade eder. Ayette Zekeriya'nın varlık sahnesine çıkışından önceki mutlak zaman dilimini kapsayarak, onun bedensel geçmişine dair kronolojik bir sınır çizer.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, daha önce, önceden manalarına gelen bu zarfın, Zekeriya'nın bir insan olarak dünyaya gelmeden önceki ontolojik statüsüne (yokluk haline) dikkat çekmek için zamanı geriye saran bir referans noktası oluşturduğunu kaydeder.
Lem (لَمْ)
Râgıb el-İsfahânî, "lem" edatının muzari fiilin başına gelerek onun anlamını kesin bir geçmiş zamana (maziye) çeviren ve mutlak bir olumsuzluk katan (cezm eden) bir harf olduğunu belirtir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, gramatik bir olumsuzluk edatı olan kelimenin, Zekeriya'nın varlıktan önceki mutlak yokluk halini kesin ve kati bir dille nefyetmek (hiçbir şekilde var olmadığını bildirmek) için kullanıldığını aktarır.
Teku (تَكُ)
İbn Fâris, "k-v-n" kökünün var olmak, meydana gelmek ve varlık sahasına çıkmak manalarını taşıdığını belirtir.
Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi ve fonetik analizine dikkat çeker. Fiilin aslı "tekün" (تَكُنْ) iken, sonundaki nûn (ن) harfinin düşürülerek "teku" (تَكُ) formunda kullanılması sadece bir gramer (hafiflik) kuralı değildir; aynı zamanda ifade edilen "hiçlik, yokluk ve ağırlıksızlık" durumunun kelimenin fiziksel yapısına yansımasıdır. Kelimedeki harf eksilmesi, Zekeriya'nın yaratılmadan önceki mutlak bedensel yokluğunu (hacimsizliğini) estetik bir biçimde sembolize eder.
Dücane Cündioğlu, kelimenin varoluşsal katmanlarına inerek, fiilin "olmamak" halini ifade ettiğini belirtir. Varlık (kevn) kökünden gelen bir fiilin olumsuzlanarak kullanılması, aklın algılayabileceği en büyük uçurumu (yokluktan varlığa geçişi) işaret eder ve mucizenin nasıllığını sorgulayan insan aklına ontolojik bir tokat işlevi görür.
Şey'en (شَيْئًا)
İbn Fâris, "ş-y-e" kökünün var olan, mevcudiyeti bilinen ve bir şekilde işaret edilebilen her türlü nesne veya kavram (şey) manasına geldiğini açıklar.
Râgıb el-İsfahânî, "şey" kavramının varlık âlemindeki en genel terim olduğunu, varlığı tahayyül edilebilen (düşünülebilen) her varlığa bu ismin verilebileceğini belirtir. Ayette "hiçbir şey değilken" (lem teku şey'en) denilmesi, Zekeriya'nın yaratılmadan önce ne bir madde, ne bir zerre, ne de anılmaya değer bir form olarak hiçbir varlık belirtisi taşımadığını, salt bir yokluk (adem) içinde olduğunu ifade eder.
Toshihiko Izutsu, Kur'an semantiğinde bu kelimenin kullanımını varlık felsefesi açısından değerlendirir. "Şey'en" kelimesinin mutlak olumsuzlukla (lem teku) birleşmesi, insanın evrendeki hiçliğini yüzüne vurur. İhtiyarlık veya kısırlık bir "mevcudiyet" ve "madde" üzerinden bir engel (şey) teşkil ederken, Allah insanı henüz hiçbir "şey" değilken yaratmıştır; dolayısıyla var olan zayıf bir maddeden (ihtiyar bedenden) hayat fışkırtmak, hiçlikten var etmekten çok daha kolaydır.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, lügatte herhangi bir varlık, nesne ve şey manalarına gelen kelimenin, burada mutlak yokluk halini nitelemek üzere kullanıldığını ve Zekeriya'nın yaratılışından önceki hiçbir maddesel gerçekliğinin bulunmadığını vurgulayarak ilahi kudretin sınır tanımazlığını kanıtlayan en uç örneği tamamladığını kaydeder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla