اَلَّذ۪ي كَذَّبَ وَتَوَلّٰىۜ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Leyl Sûresi, 16. Ayet
Daralt
X
-
15-16. "O ateşe ancak gerçeği yalan sayıp sırt çeviren isyankâr kişi girer."
Büyük Günah Sahibinin Hükmü
Mûtezile mensupları şöyle dedi: Bu hakikat anlamında inkâr etmeyi beyan etmemektedir. Aksine bununla Allah Teâlâ’nın emirlerini yerine getirmede ihmal (tefrit ve taksir) gösterme, yasakladığı fiilleri yapmak kastedilmektedir. Âyeti büyük günah işleyenlere hamlediyorlar ve diyorlar ki: [Bu vaîd onlara yöneliktir. Haricîler ise diyorlar ki: Ashâb-ı kebair] büyük günahları işlemekle mükezzebîn ve mütevellîn, yani inkâr edenler ve sırt dönüp uzaklaşanlar oluyorlar. Çünkü onların inançlarının en başında tevhit ve iman vardır. Onlar şuna inandılar: Emredilen fiillerin tamamen yerine getirilmesi, ilahi emre lâyık her işin yapılması ve İlâhî emre lâyık olmayan fiillerin terkedilmesi imana dâhildir. İlâhî buyruğu yerine getirmemekle kişi inkârcı olmaz, aksine verdiği söze, vâdettiği inancına muhalefet etmiş olur. Azabın sadece müşriklere ve kâfirlere yapılacağını savunan Mürcie bu âyetle istidlâl etmiştir. Mürcie mensupları şöyle derler: Sadece inkâr eden ve (dinden) yüz çeviren kişi girer. Müslüman kişi her ne kadar büyük ve küçük günahı (kebîreyi ya da sagîreyi) işlese de o bu haliyle inkârcı ve dine sırtını dönmüş olmaz. Bize göre bu âyet, kâfirlerle ilgilidir, tevhit ve iman ehli ile ilgili değildir.
Sonra O ateşe ancak gerçeği yalan sayıp sırt çeviren isyankâr kişi girer meâlindeki âyetin şöyle bir anlama gelmesi ihtimali vardır: Burada cehenneme girme ayrı bir kapıdan ve derekeden, yani en aşağıdaki yerden olabilir. Çünkü cehennemliklerin her bir grubu için ayrı bir giriş yeri vardır. Allah Teâlâ meâlen şöyle buyurur: “Şüphe yok ki münafıklar cehennemin en alt katmanındadırlar; artık onlara asla bir yardımcı bulamazsın’’. Bu, Allah Teâlâ’nın şöyle buyurması gibidir: “Onlar için kuru, dikenli bir bitkiden başka yiyecek yoktur”. Bir başka âyette de O, meâlen şöyle buyurmuştur: “Yananların akıntısından başka yiyeceği de yoktur!”. Buna göre sözü edilen “darî‘” cehennemin bir kapı veya katında, “gıslîn” ise başka bir kapıda veya katında olur. Bu derekeye ancak en bahtsız olanlar girerler ve kebîre sahibi için de durumuna uygun başka bir tabaka bulunabilir. Kebâir günah işleyenlerin azapla korkutuldukları ve şiddetli vaîdlere muhatap olup korkutuldukları konusuna gelince biz bunu inkâr etmiyoruz. Büyük günah işleyenler azap da göreceklerdir. Ancak biz şunu söylüyoruz: Kebîre sahipleri, eğer cehenneme sokulurlarsa kâfirlerin bulundukları aynı seviyedeki azap mekânlarında onlarla birlikte olmazlar. Onlar için ateş ve alevlerle tutuşmuş ateş diye tasvir edilen azaptan başka bir azapla cezalandırılabilirler. Bize göre büyük günah işleyenler Allah’ın meşîetindedirler; dilerse Allah onlara azap eder, dilerse de bağışlar ve cennete giriş yollarını serbest bırakır. Alevleri tutuşmuş diye bahsedilen cehennem ise kâfirlere mahsus olmaktadır. Doğruya ulaştıran ancak Allah’tır.
Yorumu Yorumla
-
Kezzebe (كَذَّبَ)
İbn Fâris, kelimenin türediği kef-zel-be kökünün temel etimolojik anlamının doğrunun zıttı, gerçeklikten sapma ve bir şeyin asılsızlığını iddia etmek olduğunu belirtir. Fiilin bu yoğunlaştırılmış kalıbında (tef’îl), bir haberi veya kişiyi aktif ve kesin bir biçimde yalanlamak, ona "yalancı" damgası vurmak manası güçlenir. Râgıb el-İsfahânî, bu eylemin sadece dille yapılan bir inkar değil, kalbin hakikate karşı kapanması ve ilahi mesajın gerçekliğini bilinçli bir reddediş olduğunu açıklar. Ayetteki bağlamda, uyarılan ateşin (enzertü) ve sunulan rehberliğin (hüdâ) bizzat reddedilmesini ifade eder. Arthur Jeffery, kelimenin köken itibarıyla ortak Sami dil mirasının bir parçası olduğunu, İbranice ve Aramicede de benzer şekilde "sadakat göstermemek" ve "yalanlamak" anlamlarında kullanıldığını, Kur'an'da ise bu anlamın peygamberlerin tebliğ ettiği hakikati kesin bir dille dışlamak şeklinde teknik bir boyut kazandığını vurgular. Toshihiko Izutsu, kelimenin Kur'an'ın "küfür" semantiğindeki en aktif unsurlardan biri olduğunu, insanın ahlaki sorumluluktan kaçmak için hakikati "yalan" olarak yaftalamasını ve bu yolla kendi vicdanını bastırmasını temsil ettiğini analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada önceki ayetlerde geçen "en bedbaht" (eşkâ) kişinin temel karakteristiği olarak sunulduğunu, ilahi uyarıyı ciddiye almayan ve ona "asılsız" muamelesi yapan zihniyeti tanımladığını belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu yalanlamanın varoluşsal bir kopuş olduğunu, kişinin mutlak gerçeklikle bağını kendi iradesiyle keserek hakikate karşı körleştiğini ifade eder.
Tevellâ (تَوَلَّىٰ)
İbn Fâris, kelimenin dayandığı vav-lam-yâ kökünün temel manasının bir şeye yakın olmak, peşinden gitmek veya tam tersi bir yöne dönüp uzaklaşmak olduğunu kaydeder. Kelimenin buradaki kullanımı, bir şeye arkasını dönmek ve ondan yüz çevirmek anlamındaki uzaklaşma boyutunu temsil eder. Râgıb el-İsfahânî, bu fiilin hem fiziksel olarak bir yerden başka bir yöne dönmeyi hem de manevi olarak bir görevden, sorumluluktan veya hakikatten kaçmayı ifade ettiğini belirtir. Ayet bağlamında, hidayet yoluna girmek yerine o yoldan kaçmayı ve ilahi çağrıya sırtını dönmeyi anlattığını açıklar. Toshihiko Izutsu, kelimenin Kur'an'ın ahlaki terminolojisinde "iman ve teslimiyetin" zıttı olan bir davranışı simgelediğini, kişinin hakikati sadece yalanlamakla kalmayıp, ona karşı kayıtsız kaldığını ve ondan bilinçli bir şekilde uzaklaştığını (irtidâd benzeri bir geri çekilme) analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin "yalanlama" (kezzebe) eyleminin eylemsel tamamlayıcısı olduğunu, zihnen reddedilen hakikate karşı pratik hayatta da ilgisiz kalındığını ve ilahi rehberliğin sunduğu ahlaki ödevlerden yüz çevrildiğini vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu yüz çevirişin insanın kendi fıtratına ve varoluş gayesine sırtını dönmesi anlamına geldiğini, hakikatin ışığından kaçarak kendi karanlığına çekilen bedbaht insanın trajik eylemini sembolize ettiğini ifade eder. Aisha Abdurrahman (Bintü’ş-Şâtı), kelimenin Kur'an'daki üslup örgüsü içinde genellikle yalanlama ile eşleştiğini, bunun hakikate karşı sergilenen bütüncül bir reddediş ve kaçış tavrı olduğunu belirtir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla