Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Leyl Sûresi, 14. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Leyl Sûresi, 14. Ayet

    فَاَنْذَرْتُكُمْ نَاراً تَلَظّٰىۚ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Fe-enżertukum nâran telezzâ

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Böylece alev alev yanan bir ateşe karşı sizi uyarmış bulunuyorum."

      Yani tutuşan ve alev alev yanmakta olan ya da özelliğinde belirtildiği üzere alevleri dallara ayrılan bir ateşe karşı sizi uyarmış bulunuyorum. Burada söz konusu olan uyarma hem müminlere hem de müşriklere yönelik olmaktadır. En doğrusunu Allah bilir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Enzertü (أَنْذَرْتُ)

        İbn Fâris, kelimenin türediği nûn-zel-râ kökünün temel etimolojik anlamının bir şeyi haber vermek, bildirmek ve özellikle korkutarak sakındırmak olduğunu belirtir. Bu bildirim, muhatabın önlem almasını sağlamak amacıyla gelecek bir tehlikeye karşı uyarılmasıdır. Râgıb el-İsfahânî, bu fiilin içerisinde korku ve sakındırma barındıran bir bilgilendirme olduğunu, sadece haber vermekten (i'lâm) farklı olarak muhatapta bir ürperti ve teyakkuz hali oluşturmayı amaçladığını açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik dünyasında bu fiilin "peygamberlik" (nübüvvet) görevinin merkezinde yer aldığını, peygamberin bir "nezîr" (uyarıcı) olarak insanları ahlaki sorumluluklarını yerine getirmedikleri takdirde karşılaşacakları ilahi azaba karşı en sert şekilde uyarmasını temsil ettiğini analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayetteki bu uyarı eyleminin, surenin başından beri zikredilen kozmik işaretlerin ve ahlaki seçimlerin ardından gelen nihai bir "ikaz" olduğunu, muhatapların kaçınılmaz bir akıbetle karşı karşıya bırakıldığını ifade eder. Angelika Neuwirth, bu kelimenin erken Mekke surelerinde ilahi mesajın tebliğ biçimini belirleyen en güçlü kavramlardan biri olduğunu, hitabın dramatik etkisini artırmak ve dinleyiciyi varoluşsal bir uyanışa zorlamak için kullanıldığını belirtir.

        Nâran (نَارًا)

        İbn Fâris, kelimenin dayandığı nûn-vav-râ kökünün ışık, aydınlık ve ısıyı ifade ettiğini, ancak bu kökün en yaygın ve yakıcı formunun ateş olduğunu kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin hem fiziksel yakıcılığı hem de o yakıcılığın yaydığı ışığı kapsadığını, ancak Kur'an'daki cezai bağlamda ışığından ziyade hararetinin ve tahrip edici gücünün öne çıktığını söyler. Arthur Jeffery, kelimenin ortak Sami dil ailesinin en temel unsurlarından biri olduğunu; Aramicede nûrâ, Süryanicede nûro ve İbranicede nûr formlarıyla mevcut olduğunu, Arapçada ise hem fiziksel ateşi hem de metafiziksel azap mekanını tanımlayan köklü bir terim haline geldiğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, erken Mekke döneminde bu kelimenin sadece bir tabiat olayı değil, insanın ahlaki yozlaşmasının ve ilahi hakikati inkar etmesinin ontolojik bir bedeli olarak tasvir edildiğini, somut ve dehşet verici bir tehdit unsuru olarak semantik bir ağırlık kazandığını analiz eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin ayetteki belirsiz (nekra) kullanımının, bu ateşin bildiğimiz ateşlerden farklı, mahiyeti tam kavranamayacak kadar büyük ve dehşetli bir ateşe işaret ettiğini vurgular.

        Telezzâ (تَلَظَّىٰ)

        İbn Fâris, kelimenin türediği lâm-zı-yâ kökünün alevin şiddetle parlaması, yükselmesi ve parlaması anlamına geldiğini belirtir. Cehennemin bir ismi olan "Lezâ"nın da bu kökten geldiğini ve ateşin en halis, en yakıcı kısmını ifade ettiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, fiilin ateşin dumanı olmayan saf ve şiddetli alevini, sürekli bir parlayış halini tanımladığını, dumanın ateşin etkisini perdelemediği mutlak bir yakıcılığı anlattığını açıklar. Toshihiko Izutsu, bu kelimenin ateşin (Nâr) niteliğini pekiştiren son derece görsel ve işitsel bir tasvir olduğunu, dildeki fonetik yapının bile ateşin çatırtısını ve durdurulamaz parlayışını hissettirecek şekilde seçildiğini analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin "alev alev yanan", "parladıkça parlayan" manasında, inkarcı ve cimri insanın içine yuvarlanacağı azabın dinamik ve sürekli artan şiddetini vurguladığını belirtir. Gabriel Said Reynolds, bu terimin Kur'an'ın kıyamet ve cehennem tasvirlerindeki en karakteristik ifadelerden biri olduğunu, muhataplarda derin bir korku ve titreme uyandıracak derecede canlı bir anlatım sergilediğini ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X