وَصَدَّقَ بِالْحُسْنٰىۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Leyl Sûresi, 6. Ayet
Daralt
X
-
5. "Artık kim cömert davranır, günah işlemekten sakınırsa;"
6. "Bunların güzel karşılığına da inanırsa;"
7. "Biz onu işin kolayına yönlendiririz."
8. "Ama kim cimrilik eder, kendisiyle yetinirse;"
9. "Güzel karşılığı da yalan sayarsa;"
10. "Biz onu zora sokarız."
11. "Kabir çukuruna düştüğü zaman da malı kendisine hiç fayda vermez."
Sonra karşılığı farklı olan çabanın ne olduğunu şöyle buyurarak beyan etti:
Artık kim cömert davranır, günah işlemekten sakınırsa; Bunların güzel karşılığına da inanırsa; Biz onu işin kolayına yönlendiririz. Bu ilâhî beyanlar farklı şekillerde yorumlanabilir. Kim cömert davranır ve günah işlemekten sakınırsa. [Birincisi] yani kendisine verilmesi emredileni verir, O’na isyandan ve küfrân-ı nimetten ya da esirgemekten sakınır. Yahut kendi özünde tevhidi sadece Allah Teâlâ'ya ait kılar, şirkten ve küfrân-ı nimetten sakınır. İnanırsa Allah Teâlâ’nın vâdettiği cenneti tasdik ederse. Biz onu işin kolayına yönlendiririz. Yani amelleri ve şer'î hükümleri ona kolay kılarız. Yahut onun göğsünü tevhide ve İslâm’a açarız ve onu ona kolaylaştırırız. Ama kim cimrilik eder ve tevhidin gereğini yerine getirmez ve kendisiyle yetinirse; yani Allah’ın katında olanları bırakıp kendi sahip olduklarıyla kendini Allah’tan müstağni sanırsa ve Allah’ın vâdettiğini yalanlarsa o takdirde Biz de onu zora sokarız, işlerini zorlaştırırız. En doğrusunu Allah bilir.
İkincisi: Görevlerini yerine getirmekte kabul ve azim göstermesine dairdir. Bu da şu sözüyledir: Kim cömert davranırsa. Yani vermeyi kabul eder ve onu tam olarak ifaya azmederse ve Allah Teâlâ'ya karşı günah ve haramlarını işlemekten sakınmakta azimli olursa, bunların güzel karşılığına inanırsa. O’nun vâdettiklerini tasdik ederse. Biz onu işin kolayına yönlendiririz, azmettiği şeyi yerine getirmesini kolaylaştırırız... Kim de cimrilik eder vc kendisiyle yetinirse. Cimrilik eder ve esirgemekte azmederse ve kendisinde ve kendisi için olanla yetinip kendini müstağni görürse, bir de Allah Teâlâ’nın vâdettiğini yalanlarsa bu takdirde de Allah’a muhalefet etmek ve O’na karşı mâsiyette bulunmak azmini gerçekleştirmekte onun işini kolaylaştırırız. Hz. Peygamber’den (a.s.) rivayet edilen şu hadis de işte bu mânaya göre yorumlanmalıdır: Bu konuda kendisine sorulduğu zaman: “Her şey, ne için yaratıldı ise onun yolu ona kolaylaştırılır”. Ya da yaptığı ameli herkese kolaylaştırılır şeklinde.
Üçüncüsü: Hak olarak vermesi gerekeni gerçekten vermek veya gerçekten bunu engellemek anlamında kullanılmış olmasıdır. Allah şöyle buyuruyor: Yani Allah Teâlâ’nın malından verilmesini vacip kıldığı miktarı veren kimse Günah işlemekten sakınan. Allah’ın gazabından, öfkesinden ve azabından sakınan kimse Bunların güzel karşılığına inanan. Allah Teâlâ’nın vâd buyurduğu cenneti tasdik eden kimse var ya işte biz onun hayırlı işlerde ve taatte yapıp ettiklerini kolaylaştıracağız. Cimrilik eden. Yani malında Allah Teâlâ’nın takdir buyurmuş olduğu hakkı (zekât vb.) vermeye yanaşmayan ve bu uğurda vâdedilenleri yalanlayan var ya işte ona da kendisine vâdedileni yerine getirme işini zora sokarız.
Kibir çukuruna düştüğü zaman da malı kendisine fayda vermez. Helâk olup öldüğü zaman yahut ateşe düştüğü zaman fayda görmeyecektir. Malı kendisine fayda vermez sözünün zâhirinde şuna işaret vardır: Bu âyet, maldan gerçekten vermeye ve malı vermeyip engellemeye dairdir.
Bazı dilciler dediler ki: “Teraddâ fi’n-nâri” (تَرَدَّى فِي النَّارِ), yani ateşe düştü demektir. “Radâ” (رَدَى) kökünden ve tefa‘‘ul babından “teraddâ” denilir, helâk oldu anlamındadır. “Yüsrâ” “teysîr”den, “usrâ” da “ta‘sîr” kökünden gelir.
Bazıları “el-hüsnâ”nın cennet olduğunu söylemişlerdir. Bazıları da maksadın “Şehâdetü en lâ ilâhe illallâh” demek olduğunu söylemiştir. İnfak edilen malın yerine konulan yeni mal olduğunu söyleyen de olmuştur. “Yüsrâ”nın (يُسْرَى) cennetin bir ismi olması da mümkündür. “Hüsnâ” da aynı şekildedir. ‘“Usrâ” (عُسْرَى) ve “suâ” (سُوأَى) da cehennem adıdır. “Yüsrâ”nın yapılan işlerden hoş ve güzel olanı, ‘“usrâ”nın da pis ve çirkin olanı karşılığında kullanılmış olması da mümkündür.
Kimi de şöyle demiştir: Âyet Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk (r.a.) hakkında inmiştir. O Hz. Bilal’i Ümeyye b. Halef ve Übey b. Halef’ten bir “bürde” ve on “ukıyye” karşılığında satın almış ve onu Allah Teâlâ’nın rızası için âzat etmişti. Bunun üzerine Allah Teâlâ şu âyetleri indirdi: “Ve’l-leyli izâ yağşâ... inne sa‘yeküm leşettâ” (إِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتَّىٰ ... وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰ). Yani Hz. Ebû Bekir ile Ümeyye ve Übeyy’in çabaları farklı farklıdır. Sûrenin konusu sonuna kadar aynı olayla ilgilidir. “Fe emmâ men a‘tâ ve’t-tekâ ve saddeka bi’l-hüsnâ fesenüyyessiruhû li’l-yüsrâ” (فَأَمَّا مَنْ أَعْطَىٰ وَاتَّقَىٰ * وَصَدَّقَ بِالْحُسْنَىٰ * فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرَىٰ) âyetleri Hz. Ebû Bekir’i “ve emmâ men bahile ve’steğnâ ve kezzebe bi’l-hüsnâ fesenüyessiruhû li’l-usrâ” (وَأَمَّا مَنْ بَخِلَ وَاسْتَغْنَىٰ * وَكَذَّبَ بِالْحُسْنَىٰ * فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرَىٰ) âyetleri de Ümeyye b. Halef ile Übey b. Halef’i anlatmaktadır. Bunu Abdullah b. Mesûd rivayet etmiştir.
Yorumu Yorumla
-
Saddeka (صدق)
İbn Fâris, kelimenin türediği "sâd-dâl-kâf" kökünün temel etimolojik anlamının bir şeyde güç, sağlamlık ve yalana zıt olarak sözde doğruluk olduğunu, fiil formunda bir şeyin doğruluğunu kesin bir biçimde onaylamak ve tasdik etmek manasına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin insanın inancının ve sözünün gerçeklikle tam bir uyum içinde olmasını ifade ettiğini, bağlam içerisinde kişinin nihai iyiliği ve ilahi hakikati kalben onaylaması, doğruluğuna şeksiz şüphesiz inanması anlamına geldiğini açıklar. Arthur Jeffery, bu kökün ortak Sami dil ailesinde, özellikle Süryanicede doğru ve adil olmak manasında köklü bir geçmişe sahip olduğunu, Arapçada ise vahyin doğruluğunu onaylamak ve ilahi mükafatı teyit etmek şeklinde spesifik bir teolojik derinlik kazandığını ifade eder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın anlamsal sisteminde bu onaylama (tasdik) eyleminin sadece zihinsel ve pasif bir kabulden ibaret olmadığını, inkar etme ve yalanlama (tekzib) kavramının tam zıttı olarak, insanın varoluşsal bir kararlılıkla hakikate bağlanmasını ve tüm ahlaki eylemlerini bu doğrultuda şekillendirmesini sağlayan dinamik bir inanç durumu olduğunu analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayetteki eylemin bir önceki ayette zikredilen verme (a'tâ) ve sakınma (ittekâ) erdemlerinin zihinsel ve inançsal temelini oluşturduğunu, insanın fedakarlığının ancak bu ilahi karşılığın ve mutlak doğrunun tasdik edilmesiyle anlam kazandığını kaydeder.
Husnâ (الحسنى)
İbn Fâris, kelimenin dayandığı "ha-sîn-nûn" kökünün temel manasının göze, akla veya kalbe hoş gelen, estetik ve ahlaki açıdan güzel olan her türlü şey olduğunu, bu kelimenin ise "en güzel", "en iyi" anlamında üstünlük derecesinin (ism-i tafdil) dişi formunda geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin aklen, kalben ve hissen ulaşılabilecek en yüksek iyilik ve güzellik makamını tanımladığını, ayet bağlamında bu mutlak güzelliğin ilahi mükafatı, cenneti veya doğrudan tevhidi temsil eden nihai ve mükemmel sonucu ifade ettiğini söyler. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ahlaki kelime dağarcığında bu kavramın sıradan bir estetik güzellikten ziyade, Allah tarafından belirlenmiş mutlak ve objektif ahlaki değerlerin zirvesini temsil ettiğini, kişinin amellerinin neticesinde ulaşacağı nihai estetik ve etik kurtuluş durumunu anlattığını analiz eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin bağlam içerisinde bütün yüce idealleri, ilahi hakikatleri ve nihai eskatolojik (ahirete dair) mükafatı kapsayan şemsiye bir kavram olduğunu, insanın dünyadaki fedakarca çabalarının yöneldiği metafiziksel ve ahlaki zirveyi sembolize ettiğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bu yemin ve şart silsilesi içerisinde en güçlü teolojik çıpa işlevi gördüğünü, insanın dünyevi mülkten vazgeçmesini sağlayan şeyin ardında, bu nihai iyiliğe ve ebedi güzelliğe duyulan mutlak güvenin yattığını belirtir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla