Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Kıyamet Sûresi, 32. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Kıyamet Sûresi, 32. Ayet

    وَلٰـكِنْ كَذَّبَ وَتَوَلّٰىۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Velâkin keżżebe ve tevellâ

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Aksine inkâr etmiş, haktan yüz çevirmişti"

      Aksine inkâr etmiş, onun getirdiği haberlerin yalan olduğunu iddia etmiş ve haktan yüz çevirmişti. Yani Allaha itaattan yüz çevirmişti.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Kezzebe (كَذَّبَ)

        İbn Fâris, bu kelimenin kökenini k-z-b olarak belirler ve bu kökün asıl anlamının doğruluğun (sıdk) zıddı olduğunu, söylenen sözün veya taşınan haberin gerçeğe ve vakıaya uymamasını ifade ettiğini belirtir; "tekzib" eyleminin ise bir haberi veya o haberi getireni doğrudan yalanlamak, asılsız ilan etmek olduğunu kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, "kizb" kavramının gerçeğe aykırı beyan anlamına geldiğini açıklar; bu ayetteki "kezzebe" fiilinin, bir önceki ayette geçen "saddeka" (tasdik etti/doğruladı) eyleminin tam karşıtı olarak kurgulandığını ve insanın kibrinden dolayı ilahi mesajı bilinçli, inatçı ve kasıtlı bir şekilde reddetmesini, elçiyi yalancılıkla itham etmesini anlattığını vurgular. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın anlamsal sahasında "tekzib" kavramını küfrün (inkârın) en temel psikolojik ve epistemolojik reaksiyonu olarak analiz eder; eylemin sadece zihinsel bir yanılma değil, varoluşsal bir isyan, ilahi hakikate karşı aktif bir düşmanlık ve kibrin beslediği bir yalanlama faaliyeti olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin Mekke döneminin sosyo-psikolojik ortamındaki karşılığına eğilir; müşrik elitlerin kendi toplumsal statülerini, dünyevi çıkarlarını ve hesap vermeme özgürlüklerini (istiğna) koruyabilmek adına vahyi en baştan "yalanlama" stratejisi güttüklerini ve bu fiilin onların bu kronikleşmiş retçi tutumunu resmettiğini belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu eylemi ontolojik bir körlük olarak değerlendirir; insanın mutlak hakikat karşısında kendi kurguladığı sahte dünyayı ve yanılsamaları korumak adına gerçeğin üzerini örtmesi ve varoluşun asıl zeminini kendi aleyhine olacak şekilde yalanlaması olduğunu analiz eder.

        Tevellâ (تَوَلَّىٰ)

        İbn Fâris, bu kelimenin kökenini v-l-y olarak tespit eder ve bu yapının temel anlamının "yakınlık, bitişiklik ve bir şeyin ardı sıra gitmek" olduğunu belirtir; ancak kelimenin tefe'ul babındaki (tevellâ) kullanımının bağlama göre şekillendiğini, burada yüz çevirmek, sırtını dönmek ve bulunduğu noktadan uzaklaşmak anlamına geldiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, "velâ" ve "tevellî" kavramlarını açıklarken, bu eylemin birinden veya bir şeyden bedensel olarak yüz çevirmenin yanı sıra, kalben ve zihnen de o şeyden kopmayı, itaati ve dinlemeyi terk etmeyi ifade ettiğini söyler; bir önceki ayetteki "sallâ" (boyun eğip yöneldi) fiilinin pratik ve bedensel zıddı olarak, inkârcının hakikate arkasını dönüp kibirle uzaklaşmasını anlattığını vurgular. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin Kur'an'ın edebi zıtlık (tıbak) sanatı içindeki kusursuz simetrisini inceler; önceki ayetteki "saddeka" (içsel onay) ve "sallâ" (dışsal/bedensel teslimiyet) ikilisine karşılık, bu ayette "kezzebe" (içsel ret) ve "tevellâ" (dışsal/bedensel yüz çeviriş) ikilisinin muazzam bir edebi dengeyle inkârcı karakterin tam ve sarsıcı bir anatomisini çizdiğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu fiili insanın ilahi davet karşısındaki ahlaki ve fiziksel kibri ekseninde analiz eder; yalanlamanın (tekzib) zihinsel bir isyan olduğunu, "tevellâ"nın ise bu isyanın bedensel bir hakarete, hakikati dinlemeye bile tahammül edemeyip oradan küstahça arkasını dönerek uzaklaşma eylemine dönüştüğünü belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin Mekke toplumundaki fiili duruma ve davranışsal boyuta işaret ettiğini, inkârcıların sadece zihnen peygamberi reddetmekle kalmayıp, fiziki olarak da onunla karşılaştıklarında vahyi duymamak için kibirle arkalarını dönüp yollarını değiştirdiklerini ve bu nobran tutumun ilahi kelamda bu eylemle resmedildiğini ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X