نَارٌ حَامِيَةٌ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Kâria Sûresi, 11. Ayet
Daralt
X
-
Nar (نَارٌ)
Kök harfleri n-v-r olan bu kelime hakkında İbn Fâris, n-v-r kökünün temel manasının hareket, ışık ve ısı olduğunu; "nar" kelimesinin hem aydınlatma hem de yakıp yok etme gücünü içinde barındırdığını belirtir. Bu kökün özünde bir sarsıntı ve hareketlilik bulunduğunu, ateşin titrek ve devingen yapısının bu kökle ilişkilendirildiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "nar"ın hem duyularla algılanan ateşi hem de manevi azabı ifade ettiğini, ancak burada "Haviye"nin mahiyetini açıklayan, yakıcılığı en üst seviyede olan ilahi cezayı nitelediğini belirtir. Kelimenin semantik tarihini inceleyen Arthur Jeffery, "nar" kelimesinin tüm Sami dillerinde (Aramice ve İbranice "nür/nur") ortak bir köke sahip olduğunu, Kur'an'da ise bu kadim kelimenin eskatolojik bir ceza unsuru olarak teknik bir derinlik kazandığını savunur. Toshihiko Izutsu, "nar" kavramının Kur'an'ın etik-dini dünyasında "cennat" (cennetler) kavramının tam karşısında, ilahi gazabın fizikselleşmiş hali olarak konumlandığını; bu ayetteki kullanımın "Haviye"nin o dipsiz boşluğunu dondurucu bir sessizlikten çıkarıp yakıcı bir gerçekliğe dönüştürdüğünü ifade eder. Angelika Neuwirth, surenin bu son kelimesinin, başlangıçtaki "Kâria" (çarpma) sesinin yarattığı kozmik sarsıntının nihai bir "ateş" ile son bulduğunu gösteren retorik bir mühür olduğunu savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin buradaki yalın kullanımının, bilinen tüm ateş türlerini aşan, mahiyeti sadece Allah tarafından bilinen "mutlak ateş" manasına geldiğini vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, n-v-r kökündeki ışık ve ısı diyalektiğine dikkat çekerek, bu ateşin suçlular için bir aydınlanma değil, bir yok oluş ve acı kaynağı olarak kurgulandığını belirtir.
Hamiyeh (حَامِيَةٌ)
Kök harfleri h-m-y olan bu kelime üzerinde İbn Fâris, h-m-y kökünün temel anlamının şiddetli sıcaklık, kızışma ve bir şeyin hararetinin zirveye ulaşması olduğunu belirtir. Ayrıca bu kökün "korumak" (himaye) anlamıyla olan ilişkisine değinerek, ateşin kendi hararetini ve yakıcılığını en üst seviyede muhafaza etmesini nitelediğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "hâmiye" sıfatının ateşin sadece sıcak olduğunu değil, sürekli kaynayan, kızışmış ve etkisinden hiçbir şey kaybetmeyen bir nitelikte olduğunu vurguladığını açıklar. Celaleddin el-Suyuti, bu kelimenin ateşin sıcaklığının mahlukatın hayal edemeyeceği bir dereceye ulaştığını, "kızgınlık" vasfının ateşin özü haline geldiğini belirtir. Toshihiko Izutsu, "hâmiye" kelimesinin n-v-r köküyle birleşerek oluşturduğu "kızgın ateş" tamlamasının, Kur'an'ın cehennem tasvirlerindeki en şiddetli duyusal imgelerden biri olduğunu; bu kelimenin kökenindeki "aktif hararet" duygusunun, azabın sürekliliğini ve canlılığını simgelediğini savunur. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin fonetik yapısındaki "ha" ve "m" seslerinin sıcaklığın nefes kesen etkisini ve ağırlığını hissettirdiğini, "hâmiye" vasfıyla ateşin adeta canlı bir varlık gibi saldırganlaştığını ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Arap dilinde güneşin veya bir madenin en yüksek ısıya ulaştığı anı anlatmak için kullanılan bu kökün, burada Haviye'nin içindeki o dehşetli enerjiyi nitelediğini, "soğuması mümkün olmayan" bir ateşi tasvir ettiğini belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, h-m-y kökünün içerdiği "yasak bölge" (hima) anlamıyla bağlantı kurarak, bu ateşin içine düşenleri kuşatan ve oradan çıkışa asla izin vermeyen bir sıcaklık kalkanı oluşturduğuna dikkat çeker. Prof. Dr. Sadık Kılıç ise, bu kelimenin ateşin sadece fiziksel ısısını değil, aynı zamanda suçlunun vicdanını ve varlığını her yönden saran kuşatıcı bir "ontolojik harareti" temsil ettiğini dile getirir.
Yorumu Yorumla
Yorumu Yorumla