فَهُوَ ف۪ي ع۪يشَةٍ رَاضِيَةٍۜ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Kâria Sûresi, 7. Ayet
Daralt
X
-
6. "Kimin tartılan amelleri ağır gelirse,"
7. "İşte o mutlu bir hayat içinde olur."
“Mîzân” hakkında farklı yorumlar yapılmıştır: Fakat bize göre bunlar içinde en yakını iki tanedir: Birincisi, kimin tartısı ağır gelirse derken bütün müminler kastedilmektedir. Kimin tartısı hafif gelirse derken kastedilen de bütün kâfirlerdir. Şöyle ki: Mümin Allah Teâlâ’nın hakkını yücelterek kullukta bulunur, O’nun sınırlarına riayet eder. Bu itibarla o günde Allah katında müminin bir değeri, bir ağırlığı ve itibarı olur. Kâfir ise bunu yapmaz, o yüzden de onun ağırlığı, değeri ve itibarı olmaz. En doğrusunu Allah bilir ya, böyle bir kullanım, makam ve mevki anlamında dilde mevcut bulunmaktadır. Meselâ “li fulânin inde fulânin veznün ve kıymetün” (لِفُلاَنٍ عِنْدَ فُلاَنٍ وَزْنٌ وَقِيمَةٌ) denilir, ve onun yanında ağırlığının ve değerinin olması, makam ve mevkiinin bulunması anlamındadır. Falanca için de “leyse indehû zâlike’l-vezn” (لَيْسَ عِنْدَهُ ذَلِكَ الْوَزْنُ) denilir ve böylece onun itibarının olmadığı söylenir.
İkinci yakın mâna ise Allah Teâlâ’nın, insanların amellerini yazan meleklerin muttali kılmadığı amel defterinde bulunan gizli amellerin ağırlığıdır. Mâlum olduğu üzere bu ancak mümin için söz konusudur, kâfirler için böyle bir durum yoktur. Biz mizan meselesini daha önce ele alınış ve açıklamıştık. O yüzden sözü burada kısa tuttuk. En doğrusunu Allah bilir.
İşte o mutlu bir hayat içinde olur. Kimi “râdıye” (رَاضِيَةٍ) kelimesinin “merdıyye” (مَرْضِيَّة) anlamında olduğunu söylemiştir: Cennet ehli o yaşantı şeklinden hoşnut olur. O hoşlanılan bir hayat biçimi olur. Kimi de “zât-ı rıdâ”, yani hoşnutluk sahibi anlamındadır demişlerdir, tıpkı “mâin dâfık”’, yani atılmış su kullanımında olduğu gibi, bu “zâti indifâkın” demektir. Kimi de rızayı hayata nispet etmiştir, çünkü yaşamakla ancak razı ve hoşnut olunur.
Yorumu Yorumla
-
İşetin (عيشة)
İbn Fâris, a-y-ş kökünün temel manasının hayat ve hayatın idamesini sağlayan her türlü imkân (maişet) olduğunu belirtir; kelimenin bu ayetteki kullanımı, kişinin varlığını sürdüreceği kalıcı ve sürekli bir yaşam formuna işaret eder. Râgıb el-İsfahânî, "ayş" kelimesinin "hayat" kelimesinden daha özel olduğunu, özellikle canlıların yaşamını ve bu yaşamın devamlılığı için gerekli olan unsurları (beslenme, barınma vb.) ifade ettiğini vurgular; burada ise sadece biyolojik bir yaşamdan değil, tüm ihtiyaçların karşılandığı eksiksiz bir varoluş halinden söz edildiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik dünyasında "ayş" kavramının, özellikle ahiret bağlamında, dünyadaki geçici ve zahmetli hayatın aksine, hiçbir kesintiye uğramayan ve ontolojik bir sükûnet içeren "gerçek yaşam" anlamına geldiğini savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin Arap dilindeki "yaşama biçimi" ve "refah seviyesi" anlamlarını içeren yapısının, bu ayette kişinin ebedi saadet içindeki "hayat standardını" ve o hayatın niteliğini tanımladığını ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, ayetteki bu kelimenin, insanın tüm endişelerinden arındığı, güven ve huzur içinde olduğu bir "vitalite" (canlılık) durumunu nitelediğini, "mizan"daki ağırlığın karşılığı olarak sunulan bu yaşamın, varlığın en kâmil mertebesini temsil ettiğini dile getirir.
Radiyeh (راضية)
İbn Fâris, r-d-y kökünün bir şeyden hoşnut olmak, öfke ve kırgınlığın gitmesi, gönül huzuru gibi anlamlara geldiğini belirtir; ayetteki "radiyeh" vasfının, o hayatın içinde bulunan kişinin hiçbir hoşnutsuzluk duymayacağı mutlak bir tatmin halini yansıttığını vurgular. Râgıb el-İsfahânî, "rıza" kavramının nefsin arzuladığı şeyi bulması ve ondan tam bir sükûnet duyması olduğunu, "radiyeh" (hoşnut olan/hoşnutluk veren) kelimesinin ise burada hem o hayatın kendi içindeki mükemmelliğini hem de sahibinin o hayattan duyduğu tarifsiz memnuniyeti ifade ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, r-d-y kökünün Kur'an ahlakındaki merkezi rolüne değinerek, "radiyeh" sıfatının burada "memnun edici bir yaşam" manasına geldiğini, bunun da insanın en derin arzularının ilahi lütuf ile tam olarak örtüşmesi durumu olduğunu savunur. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi ve üslup değerine dikkat çekerek, önceki ayetlerde tasvir edilen savrulan, istikrarsız ve kontrolsüz hareketlerin aksine, bu kelimenin ruhsal bir denge ve dinginliği temsil ettiğini, bu geçişin dildeki fonetik yumuşamayla da hissedildiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin "ism-i fail" (etken) formunda gelmesine rağmen "ism-i meful" (edilgen) yani "kendisinden razı olunan" anlamında kullanıldığını, bunun da o hayatın bizzat kendisinin hoşnutluk kaynağı olduğunu vurguladığını ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, r-d-y kökünün içerdiği "uyum ve denge" manasından hareketle, bu hayatın kişinin fıtratıyla ve amelleriyle tam bir uyum içinde olan, her türlü noksanlıktan arınmış bir saadet yurdu olduğunu dile getirir. Angelika Neuwirth, erken Mekki surelerdeki bu tür nitelemelerin, inananlara sunulan "ideal varoluşun" birer parçası olduğunu, "radiyeh" kelimesinin bu bağlamda esenlik ve ilahi kabulün en somut ifadesi olduğunu savunur.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla