Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Kâria Sûresi, 2. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Kâria Sûresi, 2. Ayet

    مَا الْقَارِعَةُۚ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Mâ-lkâri’a(tu)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      1. "O korkunç ses!"

      2. "O ne dehşetli ses!"

      3. "O korku salan sesin ne olduğunu bilir misin?"


      Müfessirlere göre “kâria” (اَلْقَارِعَةُ) şiddetli helâk edici işler demektir. Burada kıyamet gününün dehşetini ifade etmek üzere kullanılan bir tasvirdir. Bu, o günde kullarında vuku bulacak korku ve dehşet verici durumlar, haller ve fiiller hakkında Allah’ın yaptığı bir hatırlatma ve onları hayrete düşürme mahiyetindedir. Cenâb-ı Hak, kitabında kıyâmet gününe değişecek hallerine göre isimler vermiştir. Hâkka (اَلْحَاقَّةُ), vâkı‘a (اَلْوَاقِعَةُ) ve buna benzeyen başka isimler. Burada kullanılan “kâria” (kulağı çalan korkunç ses) ismi de aynı şekilde o günün korku salan dehşetini ve şiddetini onlara hatırlatmak için kullanılmış bir nitelemedir. Allah Teâlâ irade buyurdu ki böylece insanlar işlerin akıbetini düşünsünler, sonunda karşılaşacakları azaptan kurtulabilmek için tefekkür etsinler ve Allah’ın yasaklamış olduğu işleri yapmaktan geri dursunlar.

      Nefis ve Akıl

      Allah Teâlâ insanı yaratırken ona bir nefis verdi. İnsan onunla dünya şehvetlerini ve lezzetlerini idrak etmektedir. Bir de akıl verdi, onunla da işlerin akıbetini ve sonuçlarını düşünebilmektedir. Böylece insan daha bir dikkatli olma ve iyice düşünme özelliği kazandı. Akıl bazan nefsi kendine çeker ve akıbet olarak beklediği karşılığı elde etmek için onu yanına alır. Bazan da nefis aklı yanına çeker, dünyada şehvet duygularından lezzet alabileceği hususlarda aklı yanında sürükler. Şu İlâhî beyanın yorumu buna göre anlaşılmalıdır: “Yine de ben nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis, Rabb’imin acıyıp koruması dışında, daima kötülüğü emreder; şüphesiz Rabb’im çok bağışlayan, pek esirgeyendir”. Yani Allah ona acıdı ve onu kötülüğü seçmekten korudu yahut ona acıdı ve bu sebeple hevâ ve hevesini sonuç itibariyle ceza ve sevap gerektirecek fiillere yönlendirdi. Aynı şekilde Allah Teâlâ o günde kullarına karşılaşacakları korkunçlukları hatırlatmak suretiyle onları uyarmak, onları düşünmek ve ibret almak konusunda akıllarını kullandırmak ve bunun sonucunda da sakındırdığı işlerden vazgeçmek ya da o günde vâdettiği güzellikler üzerinde düşünüp, onları elde edebilmek için hayır işlerine daha bir hırsla sarılmak suretiyle onları yönlendirmek istemiştir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        El-Kâria (القارعة)

        K-r-a kökünden türeyen bu kelime hakkında İbn Fâris, kökün temel anlamının iki sert nesnenin birbirine vurmasıyla çıkan yüksek ses olduğunu, bu ayetteki soru formuyla birleşen kullanımın ise bu vuruşun insan idrakini aşan dehşetini vurgulamak için seçildiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, şiddetle çarpan ve büyük bir gürültü çıkaran her şey için kullanılan bu kökün, ikinci ayetteki soru edatıyla (mâ) birlikte gelmesinin, "o çarpanın" mahiyetinin bilinen tüm dünyevi felaketlerden farklı ve mukayese edilemez olduğunu göstermeyi amaçladığını ifade eder. Kelimenin edebi ve üslup yönünü inceleyen Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), ilk ayetteki yalın isimlendirmeden sonra gelen bu sorunun, kelimenin fonetik sertliğini zihinsel bir sarsıntıya dönüştürdüğünü, bu tekrarın muhatabı "o nedir?" sorusuyla büyük bir belirsizlik ve korku boşluğuna ittiğini savunur. Erken Mekki vahiylerin yapısı üzerine çalışan Angelika Neuwirth, bu ayetteki kullanımın bir "tehvil" (dehşeti büyütme) üslubu olduğunu, k-r-a kökünün bu bağlamda eskatolojik bir şok yarattığını ve bu "çarpma" eyleminin sadece fiziksel değil, varoluşsal bir yıkımı sembolize ettiğini dile getirir. Semantik açıdan konuyu ele alan Toshihiko Izutsu, kelimenin kökenindeki darbe manasının bu ayetle birlikte Kur’an’ın kozmolojik sisteminde "Mutlak Vuruş" (the absolute strike) olarak teknik bir terime dönüştüğünü ve zamanın sonunu getiren belirleyici eylemi ifade ettiğini açıklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin Arap dilinde baskın yapan düşman veya büyük musibet gibi anlamlara sahip köksel yapısının, bu ayetteki soru kalıbıyla birlikte artık dinsel bir kavram niteliği kazandığını ve bu "çarpmanın" insan bilincini felç eden ilahi bir müdahale olarak kurgulandığını vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç ise, k-r-a kökünün fonetik tınısının soru içinde yinelenmesinin, insanın içine gömüldüğü gafleti parçalayan uyarıcı bir darbe etkisi taşıdığını, bu sesin dış dünyadaki kozmik parçalanma ile iç dünyadaki psikolojik sarsıntıyı birleştirdiğini ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X