فَمَا اسْطَاعُٓوا اَنْ يَظْهَرُوهُ وَمَا اسْتَطَاعُوا لَهُ نَقْباً
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Kehf Sûresi, 97. Ayet
Daralt
X
-
“Artık onu ne aşabildiler ne de delebildiler.”
Artık onu ne aşabildiler, yani ne o şeddin üzerine çıkabildiler ne de alt tarafından delebildiler. Bu haberler ve kıssalar hakkında Kur'anda bahsedilen açıklamalara bir şey eklenmez. Çünkü Allah Teâlâ’ya iftira atmış olmaktan ve yalan uydurmuş olmaktan korkarız. Fakat Kur’ânda belirtildiği kadarını anlatır ve ona başka bir şey eklemeyiz. Bu olay. Kur'anda da bizim belirttiğimiz kadar anlatılmaktadır. En doğrusunu Allah bilir.
İbn Kuteybe şöyle demiştir: Arapça’da dağ için “es-süddü” (السُّدُّ) denilir. “Züber” (زُبَرَ) kelimesi, parçalar demektir. “el-Kıtr” (الْقِطْر) ise bakır anlamına gelir. Âyette geçen “en yazherûhu” (أَنْ يَظْهَرُوهُ) “onu aşmaya” demektir. Bir kimse bir çatının üstüne çıktığı zaman “zahera fülânun ale’s-sathı” (ظَهَرَ فُلَانٌ عَلَى السَّطْحِ) denilir. Ebû Avsece de böyle demiş ve âyette geçen bazı kelimeleri şöyle açıklamıştır: “es-Süddeyni” (السُّدَّيْنِ) dağın iki tarafı, “er-radmü” (الرَّدْمُ) sed, “essadefeyni” (الصَّدَفَيْنِ) iki sed gibidir. “Üfriğ aleyhi kıtran” (أُفْرِغْ عَلَيْهِ قِطْرًا) üzerine bakır dökeyim demektir.
Yorumu Yorumla
-
Femestâû (فَمَا اسْطَاعُوا)
İbn Fâris, "t-v-a" (tı-vav-ayın) kökünün asıl manasının, bir şeye güç yetirmek, boyun eğdirmek, kapasitesi yetmek ve itaat etmek olduğunu belirtir. Başına gelen "mâ" olumsuzluk edatıyla (mâ istâû / güçleri yetmedi), Ye'cûc ve Me'cûc'ün o devasa set karşısındaki mutlak acizliğini ve fiziksel yetersizliğini kaydeder.
Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin, cümlenin devamındaki "istetâû" (uzun form) ile olan o muazzam morfolojik ve anlambilimsel farkını açıklar. Kur'an, setin üzerine "tırmanmak/aşmak" gibi anlık, yüzeysel ve dışsal bir eylemi anlatırken; kelimenin bünyesinden "te" harfini düşürerek (tahfif yaparak) daha hafif ve kısa olan "istâû" (güç yetiremediler) formunu kullanmıştır. Fiilin harf sayısı, eylemin fiziksel ağırlığıyla kusursuz bir uyum içindedir.
En yazherûhü (أَنْ يَظْهَرُوهُ)
İbn Fâris, "z-h-r" (zı-he-ra) kökünün temelinde, bir şeyin sırtı, arka tarafı, üst kısmı; ve buradan hareketle bir şeyin üzerine çıkmak, üstünlük kurmak, görünür olmak ve tırmanarak bütünüyle aşmak manalarının yattığını tespit eder.
Toshihiko Izutsu, "zuhûr" (yazherûhü / onun üstüne çıkmaları, onu aşmaları) eyleminin buradaki ontolojik ve görsel çöküşünü okur. Ye'cûc ve Me'cûc (mutlak kaos), Zülkarneyn'in inşa ettiği o pürüzsüz ve yekpare setin üzerine çıkamamış, medeniyetin o devasa duvarının üstünde "zuhur edememiş" (kendilerini gösterememişlerdir). Kaos, nizamın (duvarın) arkasında bütünüyle görünmezliğe ve hapsolmaya mahkûm edilmiştir.
Dücane Cündioğlu, Zülkarneyn'in mühendislik dehasının (bakır ve demir alaşımının) felsefi sonucunu tahlil eder. Set o kadar yüksek, o kadar kaskatı ve o kadar pürüzsüzdür ki (zira üzerine erimiş bakır dökülmüştür); o vahşi yığınların en ilkel güdüleriyle yapmaya çalıştıkları o ilk "tırmanma ve üstünden aşma" (zuhur) eylemi, o kaygan zırh karşısında anında iflas etmiştir.
Ve mestetâû (وَمَا اسْتَطَاعُوا)
İbn Fâris, "t-v-a" (tı-vav-ayın) kökünün güç yetirme ve kapasite manasını yineler. Ancak bu kez fiilin istif'âl babının o tam, ağır ve eksiksiz "istetâû" (uzun) formuyla geldiğini belirtir.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimedeki bu morfolojik değişimin (istâû'dan istetâû'ya geçişin) barındırdığı o devasa fiziksel ve teknolojik direnci tahlil eder. Setin üzerinden aşamayan vahşi kavim, bu kez ikinci ve çok daha ağır, çok daha uzun süreli, meşakkatli bir eyleme (setin içini oymaya/delmeye) girişmiştir. Kur'an, bu "delme" eyleminin gerektirdiği devasa zamanı, ter dökmeyi ve zorluğu; kelimeye "te" harfini ekleyip fiili ağırlaştırarak (ve mâ istetâû / ve asla güç yetiremediler) dilbilimsel bir şaheserle resmetmiştir. Ağır ve uzun süreli iş, ağır ve uzun bir kelimeyle ifade edilmiştir.
Lehû (لَهُ) / Nakbâ (نَقْبًا)
İbn Fâris, "n-k-b" (nun-kaf-be) kökünün asıl manasının, bir duvarda veya deride delik açmak, oymak, deşmek, bir engeli kazarak içinden geçmek ve yarmak olduğunu tespit eder. Kuşun gagasıyla ağacı veya yeri oymasına/delmesine de bu kökten dolayı "minkâb" dendiğini o sağlam etimolojik tespitiyle kaydeder.
Arthur Jeffery, "nakb" kelimesinin Sami dillerindeki ve özellikle kadim savaş/kuşatma metinlerindeki askeri karşılığını inceler. Bu kelime, orduların aşamadıkları devasa surların veya kale duvarlarının altından tünel kazarak (lağım atarak) veya kaba balyozlarla "gedik açarak" içeri sızma eyleminin doğrudan askeri ve topoğrafik terminolojisidir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, "nakbâ" (herhangi bir delik, ufak bir gedik) kelimesinin tefsir tarihindeki metalürjik ve mühendislik karşılığını aktarır. Demir bloklarının (züber) üstüne dökülen o erimiş bakır/tunç (kıtr), kütlelerin arasına sızarak tüm boşlukları öylesine kaskatı ve yekpare (kompozit) bir şekilde kilitlemiştir ki; Ye'cûc ve Me'cûc'ün o dönemin ilkel aletleriyle bu alaşımı delmeleri, "nakb" etmeleri (gedik açmaları) teknolojik olarak bütünüyle imkânsız hale gelmiştir.
Prof. Dr. Sadık Kılıç, ayetin "nakbâ" (ufacık bir delik, bir oyuk) kelimesiyle nekra (belirsiz) formda son bulmasını (fasılasını) ilahi mimarinin ve devlet aklının mutlak zaferi olarak tahlil eder. Ye'cûc ve Me'cûc o seti yıkamamış veya çökertememiş değildir; ayetin vurgusu çok daha dehşetlidir: Onlar, fatihin inşa ettiği o devasa barajın üzerinde "zerre kadar, iğne ucu büyüklüğünde bir delik" (nakbâ) bile açamamışlardır. Zülkarneyn'in (temkînin ve aklın) yeryüzünde inşa ettiği o adalet duvarı öylesine kusursuzdur ki, mutlak kaos o duvarda tırnak ucu kadar bir sızıntı (nakb) bile yaratamamış; yeryüzünün mazlum halkları o sağlam setin arkasında ebedi bir güvenliğe kavuşturulmuştur.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla