اِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Kamer Sûresi, 49. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: ölçü, kamer suresi, yaratılış, kader, cehennem, göz açıp kapama, yüzüstü sürüklenme, kamer 49, tek emir, kamer suresi 49. ayet
-
"Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık."
Bu âyet-i kerime iki şekilde tefsir edilir. Birincisi, âyette takdim tehir vardır, “innâ haleknâ külle şey’in bi-kader (إِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ) yani biz her şeyi belli bir ölçüye göre yarattık. Böyle düşünüldüğü zaman âyet, “O her şeyin yaratıcısıdır” meâlindeki âyetle aynı mânaya gelir. O da nesnelerin bütününü yaratmanın ispat edilmesi demektir. İkincisi, cümlenin zahiri esas alındığında, biz yarattığımız her nesneyi belli bir ölçüye göre yarattık mânasına gelir. Bu mâna esas alınırsa, nesnelerin bütününü yaratmanın ispatı değil, ancak yarattığı varlığı belli bir ölçüye göre yarattığının ispatı mânasına gelir. Mutezile bu yorumu benimser. Bize göre âyetin esas anlamı ilk yorumdur: Biz her şeyi belli bir ölçüye göre yarattık. Tıpkı “O her şeyin yaratıcısıdır” meâlindeki âyet gibi. Şöyle mâna verilmesi de mümkündür: Biz her şeyi belli bir ölçüde ve sınırda yarattık ve her şey mutlaka o ölçüye ve o sınıra varır. Bizim yaratmamız yaptığı işin ölçüsünü ve ulaşacağı sınırı bilmeyen yaratıkların işleri gibi değildir. Yaratılanlardan hiçbirinin yaptığı iş, Allah’ın takdirinin seviyesine ulaşamaz. Cenâb-ı Hak, yaptığı işin, başkalarının yaptıklarının aksine, kendisinin koyduğu ölçüye uygun olduğunu haber vermektedir. Bu da O’nun yegâne yaratıcı olduğuna işaret etmektedir. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
İnna (إِنَّا)
İbn Fâris, e-n-n kökünün bir şeyin kesinliğini bildiren ve haberi pekiştiren bir edat olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "innâ"nın habere yönelik olası her türlü şüpheyi ortadan kaldıran bir tekit (vurgu) işlevi gördüğünü belirtir. Kelimenin sonundaki "nâ" (biz) zamirinin, yaratma eyleminin doğrudan ilahi azamet ve kudretle gerçekleştirildiğini nitelediğini söyler. Mustafa Öztürk, bu edatın ayetin başındaki konumunun, ardından gelecek olan "her şeyin bir ölçüyle yaratıldığı" hükmünün tartışmasız bir hakikat olduğunu etimolojik olarak perçinlediğini ifade eder. Hidayet Aydar, "innâ" formundaki çoğul vurgusunun ilahi iradenin kapsayıcılığını ve bu büyük nizamın tek kaynağını temsil ettiğini savunur.
Kulle (كُلَّ)
İbn Fâris, k-l-l kökünün temel anlamının "bir şeyi kuşatmak, her yanını sarmak ve tamamını içine almak" olduğunu belirtir. Kökeninde bir ağırlık ve bütünlük anlamı taşıdığını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "küll" kelimesinin bir bütünün tüm parçalarını, hiçbir istisna bırakmaksızın kapsayan en kuşatıcı terim olduğunu söyler. Bu ayetteki kullanımın, varlık sahasındaki en küçük zerreden en büyük galaksiye kadar her şeyi ilahi kapsama alanına dahil ettiğini vurgular. Toshihiko Izutsu, küll kavramının Kur’an’ın varlık semantiğinde "mutlak genelleme" işlevi gördüğünü ve yaratılışın hiçbir parçasının bu planın dışında kalamayacağını etimolojik olarak karşıladığını savunur. Mustafa Öztürk, kelimenin burada nesnelliği ve evrenselliği niteleyen bir miktar belirleyici olduğunu, yaratılıştaki nizamın istisnasızlığını pekiştirdiğini belirtir.
Şey’in (شَيْءٍ)
İbn Fâris, ş-y-e kökünün temelinde "isteme, dileme ve irade etme" anlamlarının bulunduğunu belirtir. Var olan her şeye "şey" denilmesinin sebebi, onun Allah’ın iradesiyle (meşîet) varlık sahasına çıkmış olmasıdır. Râgıb el-İsfahânî, "şey" kelimesinin hakkında haber verilebilen en genel varlık kategorisi olduğunu ifade eder. Hem somut nesneleri hem de soyut kavramları kapsayan bir genişliğe sahip olduğunu söyler. Toshihiko Izutsu, Kur’an’ın ontolojik yapısında "şey" kavramının, yaratıcının iradesine konu olmuş her bir tözü temsil ettiğini savunur. Mustafa Öztürk, kelimenin burada nekira (belirsiz) ve genel bir formda gelmesinin, "her ne varsa" anlamını taşıyarak yaratılışın evrenselliğine işaret ettiğini belirtir. Sadık Kılıç, ş-y-e kökünün varlık hiyerarşisindeki her bir birimi, kendi özgünlüğü ve ilahi plan içindeki yeriyle nitelediğini ifade eder.
Halaknâhu (خَلَقْنَاهُ)
İbn Fâris, h-l-k kökünün iki temel anlamı olduğunu belirtir: Birincisi "bir şeyi ölçüp biçmek, planlamak", ikincisi ise "pürüzsüz ve düzgün bir şekilde var etmek". Kelimenin aslen deri işleyen birinin deriyi ölçülü kesmesine (halk) benzetildiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "halk" eyleminin örneksiz yaratma veya bir hammaddeyi belirli bir hikmet ve ölçüye göre dönüştürme anlamına geldiğini söyler. Buradaki "nâ" zamirinin yaratıcının yüceliğini, "hu" zamirinin ise her bir varlığın bu eyleme konu olduğunu nitelediğini belirtir. Toshihiko Izutsu, yaratma eyleminin Kur’an kozmolojisinde bir "kaos"tan "kozmos" (düzen) çıkarma süreci olduğunu, h-l-k kökünün bu düzenleme ve tasarlama yönünü etimolojik olarak barındırdığını savunur. Mustafa Öztürk, fiilin mazi (geçmiş zaman) kalıbında gelmesinin, yaratılış yasasının ve tasarımın ezelden beri sabit bir kanun olduğunu gösterdiğini ifade eder. Sadık Kılıç, h-l-k kökünün varlığa fıtratını, sınırlarını ve kabiliyetlerini verme eylemi olduğunu vurgular.
Bi-kaderin (بِقَدَرٍ)
İbn Fâris, k-d-r kökünün "güç yetirme, miktarını belirleme, ölçme ve sınır koyma" anlamlarına geldiğini belirtir. Bir şeyin tam denginde olması durumunu ifade ettiğini söyler. Râgıb el-İsfahânî, "kader" kelimesinin her varlığın sahip olduğu fiziksel ve manevi sınırları, onun kabiliyetlerini ve yaşam süresini belirleyen ilahi takdir olduğunu ifade eder. Kelimenin başında yer alan "bi" harfinin, yaratma eyleminin bu ölçüyle "ayrılmaz bir bütün" olduğunu gösterdiğini vurgular. Toshihiko Izutsu, kader kavramının Kur’an’ın dünya görüşünde "matematiksel bir hassasiyet" ve "ahlaki bir denge" (mizan) anlamına geldiğini, evrenin bir rastlantı değil, hassas bir ayar sonucu var olduğunu savunur. Mustafa Öztürk, kelimenin burada "ölçü, nizam, plan ve program" anlamında kullanıldığını; her varlığın kendi fıtratına uygun bir yasaya tabi kılındığını etimolojik olarak perçinlediğini belirtir. Sadık Kılıç, k-d-r kökünün varoluşsal bir "hak ediş" ve "denge" içerdiğini, yaratılıştaki hiçbir şeyin ölçüsüz veya boş yere olmadığını simgelediğini ifade eder. Hidayet Aydar, kelimenin kökenindeki "güç yetirme" (kudret) vurgusunun, bu muazzam ölçünün ancak sınırsız bir güçle mümkün olabileceğine işaret ettiğini savunur.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla