Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Kamer Sûresi, 41. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Kamer Sûresi, 41. Ayet

    وَلَقَدْ جَٓاءَ اٰلَ فِرْعَوْنَ النُّذُرُۚ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve lekad câe âle fir’avne-nnużur(u)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Şüphesiz Firavun’un halkına da uyarılar gelmişti.”

      Buradaki uyarılar sözü ile muhtemelen, Hz. Mûsâ ve Hz. Harun tarafından Firavuna yapılan uyarılar kastedilmektedir, bu uyarılar iki kişi tarafından yapıldığı halde âyette çoğul sîgası kullanılmıştır. Buradaki uyarılardan maksadın, onlara gelen çeşitli azaplar olması da muhtemeldir; bu durumda uyarıdan maksat uyarının sonuçlarıdır.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Cae (جَاءَ)

        İbn Fâris, c-i-e kökünün bir şeyin gelişi, ulaşması ve bir yerden bir yere intikali anlamına geldiğini belirtir. Bu kelimenin sadece fiziksel bir gelişi değil, bir olayın veya hükmün vuku bulmasını da ifade ettiğini söyler. Râgıb el-İsfahânî, "cae" fiilinin burada ilahi uyarının veya peygamberlerin bizzat Firavun'un sarayına ve yetki alanına kadar ulaştığını nitelediğini ifade eder. Kelimenin "eta" fiilinden farkının, gelişin daha sarsıcı ve belirgin bir mahiyet taşıması olduğunu vurgular. Mustafa Öztürk, fiilin geçmiş zaman kipiyle kullanılmasının, Firavun ve çevresine yönelik tebliğ sürecinin eksiksiz bir şekilde tamamlandığını ve mazeretlerinin kalmadığını etimolojik olarak pekiştirdiğini belirtir. Hidayet Aydar, kelimenin kökenindeki "ulaşma" vurgusunun, ilahi davetin hiçbir engel tanımadan muhatabına vardığını gösterdiğini ifade eder.

        Al (آلَ)

        İbn Fâris, e-v-l kökünün bir şeyin aslına dönmesi, rücu etmesi ve bir merkezde toplanması anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "al" kelimesinin bir kişiye sadece neseb yoluyla değil, inanç, yönetim ve sadakat yoluyla bağlı olanları da kapsadığını söyler. Burada Firavun'un sadece ailesini değil, onun iktidarını paylaşan yönetici kadrosunu ve ona tabi olanları nitelediğini vurgular. Mustafa Öztürk, kelimenin burada Firavun'un siyasi ve bürokratik çevresini, yani onun zulüm sistemine ortak olan kadroyu ifade ettiğini belirtir. Toshihiko Izutsu, al kavramının bir liderin etrafındaki "yakın daireyi" ve o liderin ideolojisini temsil eden grubu etimolojik olarak karşıladığını savunur. Sadık Kılıç, e-v-l kökündeki "aslına dönme" anlamının, bu topluluğun tüm eylemlerinin Firavun'un iradesine rücu etmesiyle olan semantik bağına dikkat çeker.

        Firavn (فِرْعَوْنَ)

        El-Cevâlîkî, bu kelimenin Arapça kökenli olmadığını, yabancı dillerden Arapçaya geçmiş (muarrab) bir isim olduğunu belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin Eski Mısır dilindeki "Pr-aa" (Büyük Ev) tabirinden türediğini, başlangıçta sarayı ifade ederken zamanla hükümdarların unvanı haline geldiğini ifade eder. İbranice ve Süryanice üzerinden Arapçaya geçtiğine dair dilsel verileri sunar. Theodor Nöldeke, Firavun isminin Kur'an'da belirli bir kişiden ziyade, ilahi otoriteye kafa tutan mutlak monarşik gücün prototipi olarak kullanıldığını belirtir. Angelika Neuwirth, kelimenin Geç Antik Çağ'ın tiranlık tasavvuruyla örtüştüğünü ve etimolojik olarak "tanrı-kral" iddiasını barındıran bir unvan olduğunu savunur. Mustafa Öztürk, kelimenin burada Mısır hükümdarını ve onun temsil ettiği inkârcı sistemi niteleyen özel bir isim olarak yer aldığını ifade eder.

        En-Nüzur (النُّذُرُ)

        İbn Fâris, n-z-r kökünün temel anlamının birini tehlikeye karşı önceden uyarmak ve sakındırmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "nüzur" kelimesinin burada hem Musa ve Harun gibi "uyarıcıları" hem de onlara verilen mucizeler ve "uyarı mesajlarını" kapsadığını söyler. Çoğul formun kullanılmasının, uyarının tek seferlik değil, çeşitli yollarla ve defalarca yapıldığını gösterdiğini vurgular. Toshihiko Izutsu, nüzur kavramının Firavun'un azgınlık halini durdurmaya yönelik ilahi bir müdahale dili olduğunu savunur. Mustafa Öztürk, kelimenin burada Firavun'a sunulan tüm ilahi belgeleri ve tehdit içerikli ihtar sürecini temsil ettiğini ifade eder. Angelika Neuwirth, nüzur kelimesini apokaliptik bir dilde ilahi birer ültimatom olarak değerlendirerek, bu uyarıların Firavun'un sarayında yankılanmasının etimolojik ağırlığına dikkat çeker. Hidayet Aydar, kelimenin kökenindeki "korkutarak haberdar etme" işlevinin, en azgın kalplere bile bir çıkış yolu göstermeyi amaçlayan ilahi bir rahmet ve adalet gereği olduğunu belirtir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X