فَذُوقُوا عَذَاب۪ي وَنُذُرِ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Kamer Sûresi, 39. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: kamer suresi 39. ayet, kolaylaştırılmış kuran, kamer suresi, sabah vakti, kalıcı azap, öğüt, kamer 39, azap
-
Zûkû (ذُوقُوا)
İbn Fâris, z-v-k kökünün temel anlamının bir şeyi tatmak, az bir miktarını denemek ve bir şeyin mahiyetini kavramak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, zevk eyleminin dille yapılan fiziksel bir eylemden, Kur'an'da kişinin başına gelen olayları bizzat tecrübe etmesi ve onların etkisini tüm benliğinde hissetmesi anlamına evrildiğini söyler. Burada Lût kavmine yönelik "tadın" emrinin, bir zamanlar peygamberi taciz eden ve uyarılara meydan okuyan o azgın iradenin, şimdi ilahi adaletin acı meyvesini bizzat deneyimlemesini ifade ettiğini vurgular. Mustafa Öztürk, bu emir kipinin bir aşağılama ve alay (tehakküm) içerdiğini, uyarılara kulak tıkamanın bedelinin artık soyut bir tehdit olmaktan çıkıp somut bir "tat" haline geldiğini belirtir. Sadık Kılıç, zevk kavramının burada varoluşsal bir "hissediş" olduğunu, insanın inkâr ettiği hakikatin fiziksel bir acı olarak tüm hücrelerine nüfuz etmesini etimolojik olarak karşıladığını savunur.
Azâbî (عَذَابِي)
İbn Fâris, a-z-b kökünün temel anlam ekseninin "bir şeyi engellemek ve alıkoymak" olduğunu belirtir. Cezaya azab denilmesinin sebebinin, suçluyu huzurlu hayattan koparıp engellemesi olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, azabın bir kimseye acı veren ve onda derin izler bırakan sarsıcı bir ceza olduğunu söyler. Ayetteki "azabım" ifadesindeki nispetin, bu cezalandırmanın doğrudan ilahi kudretin bir tecellisi olduğunu ve beşerî hiçbir sığınağın buna engel olamayacağını vurguladığını belirtir. Mustafa Öztürk, kelimenin burada Lût kavmini vuran o "müstekır" (yerleşik/kalıcı) azabı ve taş yağdıran fırtınayı kapsadığını ifade eder. Toshihiko Izutsu, azabın Kur'an semantiğinde ilahi adaletin ontolojik bir cevabı olduğunu, bozulan ahlaki düzenin bu ceza ile engellenerek yeniden tesis edildiğini savunur. Hidayet Aydar, kelimenin mülkiyet ekiyle gelmesinin, azabın şiddetini ve kaynağının sarsılmazlığını pekiştirdiğini belirtir.
Nuzuri (نُذُرِ)
İbn Fâris, n-z-r kökünün temel anlamının birini tehlikeye karşı önceden bilgilendirmek ve sakındırmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "nuzur" kelimesinin burada hem "uyarı mesajlarını" hem de "uyarıcıları" kapsadığını, her iki durumda da muhatabın mazeretini ortadan kaldıran bir bildirim sürecini ifade ettiğini söyler. Toshihiko Izutsu, nuzur kavramının ilahi iradenin insana sunduğu bir iletişim köprüsü olduğunu ve bu köprünün reddedilmesinin bedelinin "tadılması" gerektiğini belirtir. Mustafa Öztürk, kelimenin uyarının yapılmış olmasına rağmen inkarda direnenlerin karşılaştığı o dehşetli sonucu nitelediğini ifade eder. Angelika Neuwirth, kelimeyi ilahi bir ültimatomlar dizisi olarak değerlendirerek, uyarının ardından gelen azabın meşruiyetini pekiştiren bir teknik terim olduğunu savunur. Hidayet Aydar, kelimenin kökenindeki "korkutarak haberdar etme" işlevinin, insanın sorumluluk bilincini uyandırmayı amaçlayan ilahi bir yöntem olduğunu vurgular.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla