Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Kamer Sûresi, 33. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Kamer Sûresi, 33. Ayet

    كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ بِالنُّذُرِ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Keżżebet kavmu lûtin bi-nnużur(i)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Lût kavmi de uyarıları inkâr etti!"

      Yani onlar, peygamberleri yahut başlarına gelecekler konusunda yapılan uyarıları yalanladılar.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Kezzebet (كَذَّبَتْ)

        İbn Fâris, k-z-b kökünün temel anlamının "doğruluğun zıttı" ve bir şeyin "gevşekliği, aslı olmaması" olduğunu belirtir. Haber ile gerçeklik arasındaki uyumsuzluğu temsil ettiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, takzib eyleminin bir haberi bilinçli bir şekilde yalan saymak ve onun doğruluğunu reddetmek olduğunu söyler. Buradaki müennes (dişil) kullanımın Lût kavmine (topluluk isminin müennes kabul edilmesine) işaret ettiğini ve bu yalanlamanın bir toplumsal dirence dönüştüğünü vurgular. Toshihiko Izutsu, bu fiilin Kur’an’ın semantik dünyasında sadece bir sözü reddetmek değil, ilahi otoriteyi ve o otoritenin sunduğu ahlaki sistemi topyekûn devre dışı bırakmak anlamına geldiğini savunur. Mustafa Öztürk, kelimenin burada Lût kavminin peygambere karşı gösterdiği inatçı ve sistemli karşı duruşu betimlediğini, uyarılara rağmen gerçeği örtme çabasını etimolojik olarak karşıladığını belirtir.

        Kavmu (قَوْمُ)

        İbn Fâris, k-v-m kökünün "ayakta durmak, bir yerde ikamet etmek ve bir topluluk oluşturmak" anlamlarına geldiğini belirtir. Bir araya gelmiş ve ortak bir gaye etrafında duran insan topluluğuna "kavim" denilmesinin sebebinin, bu grubun kolektif bir güç ve duruş sergilemesi olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "kavm" kelimesinin özellikle erkekler için kullanıldığını ancak Kur’an’da bir peygambere muhatap olan veya bir coğrafyayı paylaşan tüm topluluk için genel bir isim haline geldiğini söyler. Toshihiko Izutsu, kavramın Arap kabile yapısındaki "sosyal sadakat" ve "birliktelik" vurgusuna dikkat çekerek, burada Lût peygamberin karşısında tek bir blok halinde hareket eden sosyolojik yapıyı nitelediğini savunur. Mustafa Öztürk, kelimenin burada sadece bir kalabalığı değil, peygamberin tebliğine karşı ortak bir irade beyan eden ve helak sürecinde de bu ortaklık sebebiyle cezalandırılan bir kütleyi temsil ettiğini belirtir.

        Lût (لُوطٍ)

        İbn Fâris, l-v-t kökünün temel anlamının "bir şeye yapışmak, kalbe yakın olmak ve sarılmak" olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin bir peygamber ismi olarak özel bir isim (alem) olduğunu, ancak etimolojik olarak "kalbe sevgiyle yapışan" veya "ilahî mesajla bütünleşen" gibi manevi bir yakınlığı da çağrıştırabileceğini belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin Tevrat kökenli (Lot) bir isim olduğunu, Sami dilleri genelinde bu ismin tarihsel ve dini bir figür olarak yerleştiğini ve Kur’an’da da bu arka planla kullanıldığını ifade eder. Mustafa Öztürk, Lût isminin burada kavmin kimliğini belirleyen bir tamlama unsuru olduğunu ve bu ismin etrafında şekillenen kıssanın, ilahi mesajın reddi ve toplumsal çürüme ekseninde merkezi bir yer tuttuğunu söyler.

        Bin-nuzur (بِالنُّذُرِ)

        İbn Fâris, n-z-r kökünün temel anlamının "bir kimseyi korku duyacağı bir şeye karşı önceden bilgilendirmek ve sakındırmak" olduğunu belirtir. Kelimenin özünde tehlikeye karşı uyanık kılma işlevinin bulunduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "nuzur" kelimesinin hem "uyarı mesajlarını" (inzâr'ın çoğulu) hem de "uyarıcı peygamberleri" (nezîr'in çoğulu) kapsayacak şekilde kullanıldığını söyler. Lût kavminin bu uyarılara karşı takındığı tavrın, yaklaşan felaketi bizzat davet eden bir tutum olduğunu vurgular. Toshihiko Izutsu, nuzur kavramının ilahi iradenin insana sunduğu son bir "uyarı eşiği" olduğunu savunur. Mustafa Öztürk, kelimenin başında yer alan "bi" harfinin, yalanlamanın bizzat bu uyarılar üzerine odaklandığını gösterdiğini; yani onların sadece peygamberi değil, peygamberin getirdiği tüm korkutucu ve sakındırıcı haberleri de inkar ettiklerini belirtir. Hidayet Aydar, kelimenin çoğul gelmesinin, onlara sunulan öğütlerin ve tehlike bildirimlerinin çok yönlü ve defalarca yapıldığını, ancak hepsinin aynı inatla geri çevrildiğini etimolojik olarak kanıtladığını ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X