تَنْزِعُ النَّاسَۙ كَاَنَّهُمْ اَعْجَازُ نَخْلٍ مُنْقَعِرٍ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Kamer Sûresi, 20. Ayet
Daralt
X
-
"İnsanları sökülmüş hurma kütükleri gibi çekip alıyordu."
Bazıları şöyle dediler: Kasırga şiddetlendiği zaman insanlar birbirlerine şöyle seslendiler: Evlere! Evlere! Herkes evine girdi, arkalarından kasırga da eve girdi ve onları evlerinden dışarıya fırlattı ve herkesi avluya attı. İşte âyetteki “tenziu” fiili bu anlama gelmektedir. Bazıları da şöyle dedi: Kasırga insanları evlerinden çekip koparıyor ve onları sökülmüş hurma kütükleri gibi fırlatıyordu. Çünkü onlar, yaratılmışların en uzun boyluları idi. Rivayet edildiğine göre onlardan her birinin boyu altmış zirâa ulaşıyordu, ki dalları kesilmedikçe hurma ağacının boyu bu kadar yükseğe ulaşmıyordu. Buradaki sökülmüş hurma kütükleri gibi benzetmesinin, eklemlerinden koparıldıktan sonraki halleri ile ilgili olması mümkündür. Ebû Avsece şöyle dedi: "Munkair" (مُنْقَعِرٍ) kelimesi, kesilmiş, düşmüş anlamına gelir. Bazıları da şöyle dedi: Allah onları, uzun boylu oldukları için hurma kütüklerine benzetti. Ancak söylediğimiz gibi bu benzetme eklemleri koparıldıktan sonra yapılmıştır. Hafsa'nın (r.a.) mushafında âyet, “tenziu’n-nâse alâ a‘kâbihim” (تنزع الناس على أعقابهم) şeklindedir.
Yorumu Yorumla
-
Tenzi'u (تَنْزِعُ)
İbn Fâris, n-z-e (n-z-e) kökünün temel anlamının bir şeyi bulunduğu yerden çekip çıkarmak, koparmak ve yerinden oynatmak olduğunu belirtir. Bu eylemin bir güç ve şiddet barındırdığını, nesnenin zeminiyle olan bağını zorla kestiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "nez' " fiilinin bir şeyi bütünlüğü içinden veya bağlı olduğu yerden şiddetle çekip almak olduğunu söyler. Bu ayette rüzgârın insanları yerden, sığındıkları yerlerden veya hayat bağlarından koparıp savurmasını nitelediğini belirtir; ruhun bedenden çekilip alınması (nez'u'r-ruh) ile arasındaki semantik bağa dikkat çeker. Mustafa Öztürk, kelimenin burada "söküp atan, koparıp savuran" anlamında kullanıldığını, rüzgârın adeta birer bitkiyi topraktan söker gibi insan vücutlarını yerinden söküp fırlattığını ifade eden sarsıcı bir tasvir sunduğunu belirtir. Sadık Kılıç, nez' eyleminin burada ilahi gazabın fiziksel bir müdahale biçimine dönüştüğünü, insanın yeryüzündeki yerleşiklik ve güven hissinin bu fiille yerle bir edildiğini savunur.
En-Nâse (النَّاسَ)
İbn Fâris, n-v-s (n-v-s) kökünün temelinde hareket etmek, sallanmak ve kımıldamak anlamının yattığını belirtir. İnsana "nâs" denilmesinin bir sebebinin, onun sürekli bir hareket, değişim ve kararsızlık içinde bulunması olduğunu ifade eder. Alternatif olarak e-n-s (e-n-s) köküne dayanarak ünsiyet kuran, alışan veya unutan (nisyan) varlık anlamına geldiğini de ekler. Râgıb el-İsfahânî, nâs kelimesinin beşer topluluğunu ifade eden en yaygın isim olduğunu, kökeninde "hareketlilik" veya "sosyalleşme" vurgusunun bulunduğunu söyler. Ayette bu kelimenin seçilmesiyle, o büyük toplumsal gücün ve kalabalığın rüzgâr karşısındaki çaresizliğinin vurgulandığını belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin Sami dillerinde (İbranice "enôş", Aramice "enâşâ") köklü bir geçmişi olduğunu, "insanlık" veya "kişiler" anlamına gelen bu kadim terimin Kur'an'da toplumsal hitabın temel öznesi olarak yerleştiğini savunur. Toshihiko Izutsu, nâs kavramının Kur'an'ın antropolojik yapısında "beşerî kitle"yi temsil ettiğini, bu bağlamda rüzgârın tek tek bireylerden ziyade tüm bir toplumsal yapıyı hedef aldığını ifade eder.
A'câzu (أَعْجَازُ)
İbn Fâris, a-c-z (a-c-z) kökünün bir şeyin arkası, sonu veya bir şeyin zayıf düşmesi anlamına geldiğini belirtir. "A'câz" (acüz'ün çoğulu) kelimesinin bir nesnenin kuyruk tarafını veya alt kısmını ifade ettiğini söyler. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin özellikle ağaç gövdelerinin alt kısımları ve köke yakın kalın bölümleri için kullanıldığını ifade eder. Ayetteki benzetmede, insanların başsız veya uzuvları kopmuş gövdelerinin, rüzgârla savrulan ağaç kütüklerine benzetildiğini vurgular. Mustafa Öztürk, kelimenin "gövdeler, kütükler" anlamında, Âd kavminin o meşhur fiziksel iri cüsselerinin azap anında nasıl ruhsuz ve cansız odun parçalarına dönüştüğünü betimleyen aşağılayıcı bir imge olduğunu belirtir. Hidayet Aydar, kelimenin kökenindeki "zayıflık" (acz) ve "arka kısım" anlamlarının, bir zamanlar gücüyle kibirlenenlerin artık sadece devrilmiş, işe yaramaz ve içleri boşalmış kalıntılar haline geldiğini etimolojik olarak perçinlediğini ifade eder.
Nahlin (نَخْلٍ)
İbn Fâris, n-h-l (n-h-l) kökünün bir şeyi elemek, seçmek ve saflaştırmak anlamına geldiğini belirtir. Hurma ağacına "nahl" denilmesinin, onun bitkiler içinden seçilmiş, bereketli ve özel bir yapıya sahip olmasından kaynaklandığını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, nahl kelimesinin Arap coğrafyasındaki en temel ve güçlü ağaç türü olan hurmayı temsil ettiğini söyler. Ayette bu ağacın seçilmesinin sebebinin, hem gövdesinin uzunluğu ve heybeti hem de kökünden söküldüğünde ortaya çıkan o devasa ve ağır görüntü olduğunu vurgular. Toshihiko Izutsu, hurma ağacı imgesinin bedevi zihnindeki yerleşiklik ve güç sembolü olduğuna dikkat çekerek, bu sembolün azapla birlikte bir yıkım metaforuna (devrilmiş kütükler) dönüştürülmesinin etkileyici bir semantik tezat oluşturduğunu belirtir.
Munka'ir (مُنْقَعِرٍ)
İbn Fâris, k-e-r (k-e-r) kökünün temel anlamının bir şeyin dibi, derinliği ve aslı olduğunu belirtir. Bir şeyin "ka'r"ı, o şeyin en alt noktası ve kökünün bulunduğu yerdir. Râgıb el-İsfahânî, "inqi'âr" (infial kalıbı) eyleminin bir ağacın kökünden (ka'rından) koparılıp devrilmesi ve yerinden sökülmesi anlamına geldiğini ifade eder. Kelimenin ayrıca "içinin boşalması" anlamıyla da ilişkili olduğunu, devrilen kütüklerin içinin zamanla çürümesini ve koflaşmasını da nitelediğini söyler. Mustafa Öztürk, kelimenin "kökünden sökülmüş, devrilmiş ve içi boşalmış" anlamlarını taşıdığını; Âd kavminin o heybetli görünümlerine rağmen rüzgârın onları yerin derinliklerindeki bağlarından koparıp birer kof odun gibi fırlattığını etimolojik olarak vurgular. Sadık Kılıç, munka'ir niteliğinin bir varlığın temel dayanağını (kökünü) kaybetmesini ve ontolojik bir devrilmeyi temsil ettiğini, dışarıdan güçlü görünen yapının ilahi azap karşısında ne kadar dayanıksız olduğunun bu kelimeyle tescillendiğini savunur.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla