فَـكَيْفَ كَانَ عَذَاب۪ي وَنُذُرِ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Kamer Sûresi, 16. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: kolaylaştırılmış kuran, azap, kamer suresi, uyarı, kamer 16, öğüt alan, kamer suresi 16. ayet
-
"Azabım ve uyarılarım nasılmış görün!"
Bu âyet-i kerîme iki şekilde tefsir edilir. Birincisi, peygamberlerimin onları uyardıkları ve fakat onların inkâr ettikleri azabım hak ve doğru değil miymiş? Burada uyarılarım diye tercüme ettiğimiz “nüzürî” kelimesi ile rusulî, yani uyarıcı peygamberlerim kastedilmiştir. İkincisi, azabımın ne kadar şiddetli olduğunu görmediler mi? Uyarılarım anlamına gelen nüzürî kelimesi, yapılan uyarıların neticesini ifade eder, ondan maksat da uyarılanlara gönderilen azaptır. Bu yoruma göre uyarılar, uyarma vasıtası anlamına gelir. Nitekim bir âyette şöyle buyurulur: “Rabb’imizin vâdi mutlaka yerine getirilir. Yani vâdedilen azap yerine getirilir demektir, yoksa vâdin kendisi yerine getirilmez, çünkü vâdetmek ezelî bir sıfattır.
Yorumu Yorumla
-
Azâbi (عَذَابِي)
İbn Fâris, a-z-b (ع-ذ-ب) kökünün iki temel eksene sahip olduğunu belirtir: İlki, tatlı ve lezzetli su (azb); ikincisi ise bir şeyden engellemek ve alıkoymaktır. Cezaya "azab" denilmesi, suçluyu yanlış eylemlerinden vazgeçirmesi veya onu huzurdan mahrum bırakması nedeniyledir. Râgıb el-İsfahânî, azabı "insana ağır gelen ve sürekliliği olan her türlü acı" olarak tanımlar. Kökenindeki engelleme anlamının, bu cezanın insan ile arzuları arasına giren bir bariyer olduğunu ifade ettiğini söyler. Arthur Jeffery, kelimenin kökeninin Aramice "adhab" (işkence etmek) veya Süryanice "adhabâ" kelimeleriyle ilişkili olabileceğini ve Arapçaya bu dillerden geçmiş olma ihtimalini vurgular. Toshihiko Izutsu, azabın Kur'an'ın etik yapısında "ilahi ceza" olarak teknikleştiğini, bu ayette ise Nuh kavminin uğradığı toplumsal yıkımı nitelediğini belirtir. Mustafa Öztürk, kelimenin burada helak hadisesini ve inkârcıların uğradığı çöküşü anlatan bir karşılık olduğunu ifade eder. Sadık Kılıç, azabın ontolojik olarak kişinin kendi eliyle bozduğu dengenin ilahi adaletle çarpışması sonucunda oluşan sarsıcı bir tecelli olduğunu savunur.
Nuzuri (نُذُرِ)
İbn Fâris, n-z-r (ن-ذ-r) kökünün temel anlamının bir kimseyi başına gelecek kötü bir duruma karşı önceden bilgilendirmek ve korkutmak olduğunu belirtir. Kelimenin özünde "tehlikeyi önceden haber verme" işlevi bulunduğunu söyler. Râgıb el-İsfahânî, "inzâr" eyleminin muhatabın vaktinde önlem alabilmesi için yapılan uyarı olduğunu ifade eder. Buradaki "nuzuri" kelimesinin, hem peygamberlerin getirdiği "uyarı mesajlarını" hem de o "uyarıcıları" (nezir kelimesinin çoğulu) kapsayan geniş bir anlam dairesine sahip olduğunu vurgular. Toshihiko Izutsu, nuzur kavramının ilahi iradenin insana sunduğu bir iletişim köprüsü olduğunu belirtir. Ayet bağlamında, uyarının yapılmış olmasına rağmen reddedilmesinin getirdiği kesin sonuca yapılan bir atıf olduğunu savunur. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin "azab" ile yan yana gelmesinin, uyarının ciddiyetini ve gerçekleşen cezanın meşruiyetini kanıtlayan bir üslup özelliği taşıdığını ifade eder. Mustafa Öztürk, kelimenin burada Nuh peygamberin davet sürecini ve bu davetin içindeki ikazları temsil ettiğini, ayetteki soru formunun ise uyarının ne kadar haklı ve etkili olduğunu tescillediğini belirtir. Hidayet Aydar, kelimenin kökenindeki "korkutarak sakındırma" anlamının, insanın sorumluluk bilincini uyandırmayı amaçlayan bir ilahi yöntem olduğunu ifade eder.
Yorumu Yorumla
Yorumu Yorumla