وَلَقَدْ جَٓاءَهُمْ مِنَ الْاَنْـبَٓاءِ مَا ف۪يهِ مُزْدَجَرٌۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Kamer Sûresi, 4. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: kamer 4, kamer suresi, uyarı, öğüt, faydasızlık, yüz çevirme, kamer suresi 4. ayet, hikmet
-
4-5. "Andolsun ki onlara tuttukları yoldan vazgeçirecek nice haberler geldi; eksiksiz bir hikmet! Ama uyarılar fayda vermiyor.”
Andolsun ki onlara tuttukları yoldan vazgeçirecek nice haberler geldi; eksiksiz bir hikmet! Bu âyetteki onlara tuttukları yoldan vazgeçirecek nice haberler geldi cümlesi ile kastedilen, muhtemelen tam bir hikmet olan Kur’ân’ın gelmiş olmasıdır. Bu cümlenin, o haberlerde tam bir hikmet vardır mânasına gelmesi de mümkündür. Sonra içinde insanları yaptıklarından vazgeçirecek olan ve tam bir hikmet barındıran bu haberler, bu sûrede yer verilen Âd ve Semûd kavmi ile Lût, Nuh ve Mûsâ aleyhisselâmın kavimleri hakkındaki haberlerdir. Onlara bu kavimlerin haberleri geldi ve onlar da bunların başına gelen azabı ve helâk edilişlerini, niçin helâk edildiklerini bildiler; onlar peygamberleri inkâr etmeleri yüzünden helak edilmişlerdi. İşte bu haberler, onların yaptıklarını yapmaktan sakınmaları ve onlarla aynı akıbete uğramamaları için geldi. Dolayısıyla bunda tam bir hikmet vardır. Âyette geçen “bâliğa” (بَالِغَةٌ) kelimesi, bir şeyin son noktası mânasındadır. “Fulânun bâleğa fi’l-ilmi” (فلان بلغ في العلم) ifadesi, filan ilimde zirveye ulaştı anlamına gelir. İbn Kuteybe şöyle dedi: “Müzdecer” kelimesi, ibretlik olay demektir. Ebû Avsece ise vazgeçiren mânasına gelir dedi.
Ama uyarılar fayda vermiyor. En doğrusunu Allah bilir ya, Cenâb-ı Hak burada şunu söylemektedir: İçinde insanları yaptıklarından vazgeçirecek uyarıcı haberlerin bulunduğu kitap onlara geldi, ama bu haberler bile onları yaptıklarından vazgeçirmedi ve bir fayda vermedi. Uyarılar onlara nereden ve nasıl fayda verecek? Yani bu haberler onlara fayda vermeyecek. Buradaki uyarılar kelimesi ile iki mâna kastedilmektedir. Birincisi, Allah’ın selâmı üzerlerine olsun peygamberlerdir. Ayetteki ‘nüzür” (النُّذُرُ) sözcüğü, “nezîr” (نذير) kelimesinin çoğuludur. İkincisi, bu uyarıyı sağlayacak olan haberlerdir, peygamberler insanları bu haberlerle uyardılar ve bunlarla sakındırdılar. Ama peygamberin sözü onlara fayda vermedi. Peygamberleri inkâr etmeleri ve onlara tâbi olmamaları sebebiyle inkârcıların başlarına gelen azabı haber veren bu kıssalardaki azabın onların başına gelmiş olması, kendilerini hiç korkutmadı. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Câehüm (جَاءَهُمْ)
İbn Fâris, c-y-e kökünün bir şeyin gelmesi, ulaşması ve bir yerden bir yere intikal etmesi anlamını taşıdığını belirtir. Bu kelimenin sadece fiziksel bir gelişi değil, aynı zamanda bir haberin veya hükmün muhataba ulaşmasını da ifade ettiğini vurgular. Râgıb el-İsfahânî, "meci" eyleminin hem zatlar hem de anlamlar için kullanıldığını, buradaki kullanımın ise haberlerin muhatapların zihnine ve duyularına ulaşması anlamına geldiğini söyler. Mustafa Öztürk, fiilin geçmiş zaman kipiyle (mâzi) kullanılmasının, bu haberlerin ve uyarıların onlara defalarca, kesin ve reddedilemez bir biçimde ulaştığını pekiştirdiğini ifade eder.
El-Enbâi (الْأَنْبَاءِ)
İbn Fâris, n-b-e kökünün temel anlamının bir yerden bir yere taşınan önemli haber veya bir şeyin yerden yükselmesi (nebev) olduğunu belirtir. Habere "naba" denilmesinin sebebinin, onun sıradan bir bilgi olmayıp bir değer taşıması ve duyulduğunda insanda bir etki uyandırması olduğunu vurgular. Râgıb el-İsfahânî, "naba" kelimesini sıradan haberlerden (habar) ayırır; ona göre naba, içinde büyük bir fayda barındıran, doğruluk ihtimali kesin olan ve üzerinde düşünülmesi gereken muazzam haberdir. Arthur Jeffery, kelimenin arka planında diğer Sami dillerindeki (özellikle İbranice ve Süryanice) peygamberlik ve ilahi bildirimlerle ilişkili kökenlerin bulunduğunu, Kur'an'da ise bu kelimenin geçmiş milletlerin ibretlik kıssaları için teknik bir terim haline geldiğini savunur. Toshihiko Izutsu, "naba" kavramının Kur'an'ın iletişimsel yapısında ilahi bir bilgi aktarımı olarak merkezi bir rol oynadığını ve vahyin dikey eksendeki en önemli bilgi taşıyıcısı olduğunu belirtir. Angelika Neuwirth, kelimeyi önceki peygamberlerin başından geçen olayların ve onlara dair haberlerin bir külliyatı olarak değerlendirir. Hidayet Aydar, çoğul formda (enbâ) gelmesinin, onlara tek bir haber değil, birçok farklı kanalla ve örnekle ders verici bilgilerin sunulduğunu gösterdiğini ifade eder.
Müzdecerun (مُزْدَجَرٌ)
İbn Fâris, z-c-r kökünün temel anlamının bir şeyi engellemek, yasaklamak, birini bağırarak veya sert bir tavırla bir işten vazgeçirmek (zecr) olduğunu belirtir. Kelimenin özünde bir engelleme ve geri çevirme gücü bulunduğunu vurgular. Râgıb el-İsfahânî, "müzdecer" kelimesinin "iftiâl" kalıbından dönüşerek (müztecer'den müzdecer'e) bir ism-i mekan veya mastar-ı mimi olarak kullanıldığını, bunun da "caydırıcılık içeren şey" veya "vazgeçirme makamı" anlamına geldiğini söyler. Bir kimsenin kötü bir işten, ancak ciddi bir uyarı veya korkutma ile vazgeçirilmesini ifade ettiğini ekler. Mustafa Öztürk, bu kelimenin geçmiş kavimlerin helakına dair haberlerin içinde barındırdığı "caydırıcı gücü" ve "ibret dersini" nitelediğini belirtir. Sadık Kılıç, zecr kavramının psikolojik boyutuna dikkat çekerek, bunun insanın iradesi üzerinde baskı kuran ve onu günahtan çeviren güçlü bir etik uyarı olduğunu savunur. Gabriel Said Reynolds, kelimenin semantik olarak "yasaklama" ve "azarlama" anlamlarını birleştirdiğini, dolayısıyla bu haberlerin muhataplar için sadece bilgi değil, aynı zamanda birer ültimatom niteliğinde olduğunu ifade eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla