اَمْ تَسْـَٔلُهُمْ اَجْراً فَهُمْ مِنْ مَغْرَمٍ مُثْقَلُونَۚ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Kalem Sûresi, 46. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: ağır borç, kalem suresi, kalem 46, ücret istememe, yazma, kalem suresi 46. ayet, gayb ilmi, ecir
-
"Yoksa, sanki sen onlardan bir ücret istiyorsun da bunun ağırlığı altında kalmaktan mı çekiniyorlar?"
Yoksa, sanki sen onlardan bir ücret istiyorsun da bunun ağırlığı altında kalmaktan mı çekiniyorlar. Aslında peygamberler (a.s.), insanları akıl ve fıtratın kabullenmekte zorlanacağı inanç ve davranışlara davet etmemişlerdir. Aksine akıl ve fıtratın rahat ve kolayca benimseyeceği esaslara davet etmişlerdir. Çünkü onlar birden fazla ilaha ibadet ederlerken, peygamberler Allah'ın birliğine inanmaya ve ibadet etmeye davet etmişlerdir. Bir tek ilaha ibadet etmek, birden fazla ilâhlara ibadet etmekten daha kolaydır. Aynı şekilde onları doğruluk ve yüce ahlâkî değerlere uymaya davet etmişlerdir, bunları kabul etmek de kolaydır. Cenâb-ı Hak şöyle demektedir: “Yoksa onlara bir ücret yükledin de bu onlara ağır geldiği için mi gerçekte kabul etmek kolay olduğu halde senin davetini kabul etmediler?” Bu durumda ifade, onların akıllarının zayıf olduğunu vurgulamak anlamına gelir.
Yorumu Yorumla
-
Em (أَمْ)
İbn Fâris bu edatın temel etimolojik işlevinin bir şeyi diğerine alternatif kılmak veya bir konudan başka bir konuya geçişi (idrâb) sağlamak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî "em" edatının burada bir istifham (soru) manası taşıdığını, ancak bu sorunun muhatabın elindeki delilsizliği ve içine düştüğü tutarsızlığı yüzüne vurmak için bir "yoksa" vurgusuyla polemikçi bir karakter kazandığını ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu edatın ayetteki işlevinin, müşriklerin Peygamber’e yönelik dirençlerinin mantıksızlığını sorgulamak olduğunu; "Yoksa onlardan bir karşılık istiyorsun da bu yüzden mi senden kaçıyorlar?" diyerek onların davete icabet etmemek için hiçbir haklı mazeretleri olmadığını ortaya koyduğunu belirtir.
Tes'eluhum (تَسْأَلُهُمْ)
İbn Fâris kelimenin kökeni olan s-e-l kökünün temel etimolojik anlamının, bir şeyi öğrenmek amacıyla bilgi istemek veya bir şeyi talep etmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî soru sorma eyleminin Kur'an'da bazen bir şeyi öğrenmek (istifham), bazen de bir malı veya karşılığı talep etmek manasına geldiğini; bu ayetteki kullanımın "ücret istemek" manasında olduğunu ve Peygamber'in tebliğine karşılık dünyevi bir menfaat talep etmediğini nitelediğini açıklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu fiilin Peygamber'in tebliğ metodundaki "karşılıksızlık" ilkesine vurgu yaptığını, müşriklerin omuzlarına herhangi bir mali veya zihni yük bindirilmediğini ifade eder.
Ecran (أَجْرًا)
İbn Fâris kelimenin türediği e-c-r kökünün temel etimolojik anlamının, bir amelin veya yapılan bir işin karşılığı olarak verilen bedel olduğunu belirtir. Kırılan kemiğin iyileşmesi (cebr) ile olan semantik bağına dikkat çekerek, ücretin de aslında bir emeğin karşılığında oluşan boşluğu dolduran, onu onaran bir karşılık olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî ecir kavramının hem dünyevi bir bedeli hem de uhrevi bir sevabı kapsadığını, ayette ise müşriklerin ödemekten çekinecekleri maddi bir külfet anlamında kullanıldığını açıklar. Arthur Jeffery kelimenin Sami dilleri havzasındaki (Aramice ve Süryanice) kökenlerine değinerek, dini metinlerde "sevap" ve "karşılık" manasında teknik bir terime dönüştüğünü belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu kelimenin ayetteki işlevinin, Peygamber'in davetinin hiçbir maddi çıkar gözetmeyen samimi bir çağrı olduğunu, müşriklerin ise bu çağrıyı sanki kendilerinden bir şeyler koparacak bir "vergi" veya "ücret" gibi algılama yanılgısına düştüklerini göstermek olduğunu aktarır.
Mağram (مَغْرَمٍ)
İbn Fâris kelimenin dayandığı g-r-m kökünün temel etimolojik manasının, bir şeye yapışıp kalmak, ondan ayrılmamak ve insanın üzerine yıkılan bir zarar veya borç olduğunu belirtir. "Garam" (tutku) kelimesiyle olan bağını, kişinin peşini bırakmayan bir duygu veya borç olmasıyla açıklar. Râgıb el-İsfahânî mağramın, kişinin kendi isteği dışında, bir ceza veya zorunluluk olarak ödemek zorunda kaldığı ağır borç ve mali yükümlülük anlamına geldiğini ifade eder. Toshihiko Izutsu "mağram" kavramının Kur'an'ın semantik dünyasında kişinin sırtına binen ve onu hareket edemez hale getiren ahlaki ve hukuki bir yük olduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu kelimenin müşriklerin psikolojisini yansıttığını; onların İslam'ın getirdiği toplumsal sorumlulukları ve paylaşım esaslarını "ağır bir borç" ve "maddi kayıp" olarak kodladıklarını, bu yüzden haktan kaçtıklarını belirtir.
Müskalûn (مُثْقَلُونَ)
İbn Fâris kelimenin kökeni olan s-k-l kökünün temel etimolojik anlamının, bir şeyin hafifliğin zıddı olarak ağır gelmesi, bir ağırlık oluşturması olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî "sıklet" kavramının hem fiziksel bir ağırlığı hem de ruhu daraltan, hareketi kısıtlayan manevi bir yükü ifade ettiğini, ayetteki formun ise "ağır bir yük altında ezilen, zorlanan" kimseleri nitelediğini açıklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu kelimenin, müşriklerin zihnindeki din algısını deşifre ettiğini; onların dini tebliği kendilerini ezen, hürriyetlerini kısıtlayan ve mali dengelerini bozan bir "ağırlık" olarak gördüklerini, bu sahte ağırlık hissi yüzünden gerçeğe kapılarını kapattıklarını ifade eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla