سَلْهُمْ اَيُّهُمْ بِذٰلِكَ زَع۪يمٌۚۛ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Kalem Sûresi, 40. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: ortak iddiası, kalem 40, kefil isteği, getirme çağrısı, kalem suresi 40. ayet, kalem suresi
-
"Sor onlara: İçlerinden kim buna kefil oluyor?"
Sor onlara: İçlerinden kim buna kefil oluyor? Onlar, bütün bunlara rağmen, kendilerine tanıklık edecek hiçbir delil olmadığı halde davalarını inatla sürdürmektedirler. O halde onlara soruver: Kefilleri kimdir, yani durumun onların iddia ettiği gibi olduğuna kim kefildir?
Yorumu Yorumla
-
Sel-hüm (سَلْهُمْ)
İbn Fâris bu kelimenin kökeni olan s-e-l kökünün temel etimolojik anlamının, bir şeyi öğrenmek amacıyla bilgi istemek veya bir şeyi talep etmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî soru sorma eyleminin Kur'an'da bazen bir şeyi öğrenmek (istifham), bazen de muhatabı susturmak ve ona meydan okumak (ta'ciz) amacıyla kullanıldığını; bu ayetteki emir formunun ise Peygamber'e hitaben, müşriklerin asılsız iddialarına karşı bir "polemikçi sorgulama" başlatma görevi yüklediğini açıklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu fiilin bağlam içindeki işlevine dikkat çekerek, bunun gerçek bir bilgi alma talebi olmadığını, aksine Mekke aristokrasisinin kendi uydurdukları imtiyazlı ahiret senaryolarını hangi temele dayandırdıklarını sorgulayan retorik bir meydan okuma olduğunu ifade eder.
Eyyühüm (أَيُّهُمْ)
Mustafa Öztürk bu ifadenin bir "belirleme" ve "teşhis" işlevi gördüğünü, ayetteki bağlamıyla müşrik topluluğu içinden "hangi birinin" bu büyük iddiaların altına imza atabileceğini sorguladığını belirtir. Kelimenin bir grup içinden belirli bir ferdi veya tarafı ayırt etme gücüne sahip olduğunu, burada ise asılsız iddiaların sorumluluğunu üstlenecek somut bir muhatap arandığını vurgular.
Zaîm (زَعِيمٌ)
İbn Fâris bu kelimenin dayandığı z-e-m kökünün iki temel etimolojik boyutu olduğunu belirtir: Birincisi, doğruluğu kesin olmayan iddia veya söz (za'm); ikincisi ise bir şeyi üstlenmek, birine kefil olmak ve liderlik etmektir. Kelimenin "guarantör" (kefil) anlamına geldiğini, birine bir şeyi ulaştırma konusunda söz veren kişiye zaîm dendiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî bir toplumun liderine (reîs), onların haklarını savunduğu ve eylemlerine kefil olduğu için zaîm dendiğini, bu ayette ise "kefil" ve "sorumluluğu üstlenen" manasının ön planda olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu bu kavramın cahiliye döneminin kabilevi hukuk sisteminde ve sosyal mukavelelerinde merkezi bir yeri olduğunu, bir iddianın veya borcun arkasında duran, onun hukuki sorumluluğunu yüklenen "garantör" figürünü nitelediğini vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç bu sıfatın etik boyutuna değinerek, müşriklerin kendi kafalarından uydurdukları ahiret ödülleri iddiasına karşı ilahi adaletin "Bu saçma iddiaya kim imza atıyor, kim bunun garantisidir?" diyerek onların zihinsel ve ahlaki boşluklarını deşifre ettiğini belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar kelimenin Yusuf Suresi'ndeki kullanımıyla (kayıp kasede karşılık verilen ödülün kefili) bu ayetteki kullanımı arasındaki semantik paralelliğe dikkat çekerek, zaîm kelimesinin bir sözün veya eylemin pratik sorumluluğunu üzerine alan kişi anlamına geldiğini açıklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk ise bu kelimenin ayette bir tür "tahkir" (aşağılama) barındırdığını, hiçbir rasyonel ve semavi temeli olmayan bir iddiaya hiç kimsenin "kefil" (zaîm) olamayacağını, dolayısıyla müşriklerin bu iddialarının aslında sahipsiz ve boş birer kurgudan ibaret olduğunu tescillediğini ifade eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla