Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Kalem Sûresi, 32. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Kalem Sûresi, 32. Ayet

    عَسٰى رَبُّنَٓا اَنْ يُبْدِلَنَا خَيْراً مِنْهَٓا اِنَّٓا اِلٰى رَبِّنَا رَاغِبُونَ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    ‘Asâ rabbunâ en yubdilenâ ḣayran minhâ innâ ilâ rabbinâ râġibûn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Belki, Rabb'imiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Biz artık Rabbimizden bunu diliyoruz."

      Belki, Rabb'imiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Bu beyan, “Rabbimize tövbe ettiğimiz ve O'na yöneldiğimiz takdirde, bundan daha hayırlısını bize verir” anlamındadır. Çünkü günahlarında ısrar ettikleri takdirde daha hayırlısının olması mümkün değildir. Zaten işledikleri günahlardan ötürü ürünlerin bereketinden mahrum bırakıldıklarını itiraf etmişlerdir. Dolayısıyla bu âyetin anlamı zikrettiğimiz şekilde olur. Bu beklentinin âhirete yönelik olması da ihtimal dâhilindedir. Bu durumda “Tövbe ettiğimiz ve O'na yöneldiğimiz takdirde Belki, Rabb'imiz âhirette bize bunun yerine daha iyisini verir” demiş olurlar. En doğrusunu Allah bilir.

      Biz artık Rabb'imizden bunu diliyoruz beyanı, “Rabbimizin katında bulunan iyilik ve lütufları diliyoruz” veya “Rabb'imizin günahlarından tövbe edenlere vâdettiklerini diliyoruz” anlamındadır.

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Asâ (عَسَى)

        İbn Fâris bu kelimenin türediği e-s-y kökünün temel etimolojik anlamının bir şeye yaklaşmak, bir şeyin olması için umut beslemek ve ihtimal dahilinde görmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî bu ifadenin bir beklentiyi ve umudu dile getirdiğini, ancak Allah'a izafe edildiğinde veya ilahi kelamda geçtiğinde bu "umut"un sıradan bir ihtimalden öte, gerçekleşmesi kesin bir vaat ve lütuf anlamı taşıdığını açıklar; bahçe sahiplerinin bu kelimeyi kullanması, içinde bulundukları derin hüsrandan sonra ilahi rahmete duydukları güvenin bir nişanesidir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk kelimenin ayetteki işlevini, suçunu itiraf eden ve pişmanlık duyan bireyin psikolojik dünyasındaki "yıkımdan sonraki çıkış kapısı" olarak niteler; bunun sıradan bir temenni değil, samimi bir tövbenin ardından gelen varoluşsal bir umut hali olduğunu ifade eder.

        Rabbinâ (رَبِّنَا)

        İbn Fâris kelimenin dayandığı r-b-b kökünün temel manasının bir şeyi ıslah etmek, onu kemale erdirmek için sahiplenmek ve yönetmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî bu ayetteki "Rabbimiz" (rabbinâ) tamlamasının, bahçe sahiplerinin artık sadece kendi mülkiyetlerine (ashâb) değil, kendilerini terbiye eden ve cezalandıran asıl otoriteye tam bir teslimiyetle yöneldiklerini gösterdiğini açıklar. Toshihiko Izutsu kelimenin buradaki bağlamında, kriz anında hatırlanan ilahi inayet ve terbiye edici otorite vurgusunun ön plana çıktığını, kişilerin artık kendilerini değil, Allah'ı yegâne sığınak olarak gördüklerini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu kelimenin, bahçe sahiplerinin dillerindeki kibri bütünüyle söküp atan ve yerini "sahipsiz olmadıklarını ama asıl sahibin de kendileri olmadığını" fark ettikleri bir aidiyet bilincine bıraktığını kaydeder.

        Yubdilenâ (يُبْدِلَنَا)

        İbn Fâris bu fiilin kökeni olan b-d-l kökünün temel etimolojik anlamının bir şeyi başka bir şeyle değiştirmek, bir nesnenin yerine bir başkasını koymak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî "tebdil" eyleminin bazen nesnenin bizzat kendisinin, bazen de sadece niteliğinin değişmesi anlamına geldiğini, buradaki bağlamda ise yitirilen maddi zenginliğin yerine Allah'ın daha hayırlı bir bedel vermesine duyulan inancı temsil ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu Kur'an'ın semantik dünyasında "bedel" kavramının, insanın dünyevi bir kaybı karşısında ilahi bir telafiyi ummasını simgelediğini ve bu ayette kadere duyulan rızanın bir sonucu olarak değişimi arzulama halini nitelediğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu fiilin, bahçe sahiplerinin artık geçmişteki bencilce koruma hırsından vazgeçip, gelecekteki rızıklarını tamamen ilahi takdire havale ettikleri bir zihniyet dönüşümünü simgelediğini ifade eder.

        Hayran (خَيْرًا)

        İbn Fâris bu kelimenin dayandığı h-y-r kökünün temel etimolojik manasının tercih edilmeye değer olmak, üstünlük ve fayda sağlamak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî kelimenin insanın arzuladığı ve ulaştığında mutluluk duyduğu her türlü güzelliği kapsadığını, buradaki kullanımın ise yanan bahçeden hem maddi hem de manevi olarak daha üstün, bereketi daha kalıcı olan bir lütfa işaret ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu "hayr" kavramının bu ayette, cahiliye dönemindeki saf maddi kazanç anlayışının ötesinde, içinde ilahi rızanın da bulunduğu bütüncül bir iyiliği ve kurtuluşu temsil ettiğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu kelimenin, bahçe sahiplerinin artık sadece "mahsul" değil, Allah katında değerli olan "gerçek iyiliği" talep etmeye başladıkları o ahlaki olgunlaşmayı yansıttığını belirtir.

        Râgibûn (رَاغِبُونَ)

        İbn Fâris kelimenin türediği r-g-b kökünün temel etimolojik anlamının bir şeyi şiddetle istemek, ona yönelmek ve onun için geniş bir talep içinde olmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî "rağbet" eyleminin, kalbin bir şeye tam bir yönelişle kilitlenmesi olduğunu, ayetteki formun ise artık dünyevi hırslardan yüz çevirip sadece Allah'ın lütfuna ve hoşnutluğuna odaklanan, O'ndan gelene razı olan kişileri nitelediğini açıklar. Toshihiko Izutsu kelimenin semantik yapısını incelerken, bunun insanın temel yönelimini (oryantasyonunu) dünyadan Tanrı'ya çevirmesi anlamına geldiğini, bahçe sahiplerinin bu kelimeyle ruhsal bir "hicret" gerçekleştirdiklerini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu kelimenin, kıssanın sonunda yer alan ve hüsrandan doğan o büyük pişmanlığın nasıl samimi bir imana ve ilahi rahmete duyulan iştiyaka dönüştüğünü gösteren nihai bir duruş olduğunu, onların artık tek arzularının Allah'ın inayeti olduğunu tescillediğini kaydeder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X