فَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَلَاوَمُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Kalem Sûresi, 30. Ayet
Daralt
X
-
30-31. "Ardından birbirlerini kınamaya başladılar. 'Yazıklar olsun bize!' dediler, 'Gerçekten biz azmış ve sapmıştık!'"
Müfessirler şöyle demiştir; Ardından birbirlerini kınamaya başladılar, yani biri diğerine yönelip “sen mahsulü geceleyin toplamamızı istedin”, diğeri de ona “bu, senin yaptığın işti” demek suretiyle birbirlerini kınadılar. Ancak şu tevil, hiçbir anlamı olmayan bir yorumdur. Çünkü böyle bir ifade, her birinin kendi şahsını işlenen günahtan uzak tutmasını gerektirir. Halbuki daha önce “Rabb'imizin şanı yücedir. Doğrusu biz haksızlık etmişiz” ve “Yazıklar olsun bize! dediler, Gerçekten biz azmış ve sapmıştık!” ifadesi ile günahlarını ikrar ettikleri daha önce geçmişti. Ayrıca nasıl oluyor da “Gerçekten biz azmış ve sapmıştık!” ifadesiyle de itiraf ettikleri günahlarından kendilerini aklamaya çalışmaktadırlar? Bu anlamsız bir yorumdur. Aksine “Ardından birbirlerini kınamaya başladılar” beyanının anlamı -en doğrusunu Allah bilir- onlardan her birisinin kendi kendine pişmanlık duyduğu, ya da her birinin kendi nefsine pişmanlıkla yöneldiği şeklindedir. Ancak bu şekildeki bir yorum “Gerçekten biz azmış ve sapmıştık!” âyetine uygun düşer. “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azmış ve sapmıştık!” meâlindeki beyan, tövbenin tam olarak yapıldığını gösterir. Burada yaptıklarından dolayı üç şekilde pişmanlık duydukları anlaşılmaktadır: Biri, kendilerini zulüm ile nitelemeleri, ikincisi kınamaları, üçüncüsü ise azgınlıkla nitelemeleridir.
Yorumu Yorumla
-
Akbele (أَقْبَلَ)
İbn Fâris bu kelimenin türediği k-b-l kökünün temel etimolojik anlamının bir şeyin ön tarafı, yüzü ve yönü olduğunu; buradan hareketle bir şeye yönelmek, ona doğru ilerlemek ve yüzünü o tarafa çevirmek manasına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî kökün "yüz yüze gelmek" işlevine dikkat çekerek, bu ayette bahçe sahiplerinin yaşadıkları büyük yıkımın ardından artık dış dünyadan (yoksullardan) yüz çevirip birbirlerine dönerek yüzleşmeye başladıklarını, bu yönelişin bir tür hesaplaşma arzusu taşıdığını açıklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu fiilin, ortaklaşa işlenen bir suçun başarısızlıkla sonuçlanmasıyla gelen o kaçınılmaz iç hesaplaşmanın ilk somut adımı olduğunu, grubun sinsi dayanışmasının yerini birbirine dönük bir sorgulamaya bıraktığını ifade eder.
Ba'd (بَعْضُ)
İbn Fâris bu kelimenin dayandığı b-a-d kökünün temel etimolojik manasının bir bütünü parçalamak, bölmek ve bir cüzünü diğerinden ayırmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî kelimenin bir bütünün parçalarını ifade ettiğini; ayetteki "bazısı bazısına" (birbirlerine) şeklindeki kullanımın, o ana kadar tek bir irade gibi hareket eden grubun artık çözülerek birbirine yabancılaşan fertlere dönüştüğünü ve suçun her bir birey arasında paylaştırılmaya çalışıldığını nitelediğini açıklar. Prof. Dr. Sadık Kılıç bu kelimenin bağlam içinde, günahın birleştirici sahte gücünün dağıldığını ve her bir parçanın (ferdin) kendi sorumluluğundan kaçmak için diğerine yöneldiğini, insani bağların o anki krizle nasıl parçalandığını simgelediğini vurgular.
Yetelâvemûn (يَتَلَاوَمُونَ)
İbn Fâris kelimenin kökeni olan l-v-m kökünün temel etimolojik anlamının birini ayıplamak, kınamak, başa kakmak ve bir davranışından ötürü ona sözlü tepki gösterip huzursuz etmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî "levm" (kınama) eyleminin, kişiyi yaptığı hatadan dolayı pişmanlık duyacağı bir manevi baskı altına almak olduğunu; ayetteki karşılıklılık bildiren (tefâül) kalıbın ise bu suçlamanın grup içinde bir zincirleme reaksiyon gibi herkesin birbirini sorumlu tutması şeklinde gerçekleştiğini açıklar. Toshihiko Izutsu "levm" kavramının Kur'an'daki ahlaki semantiğini inceleyerek, bunun sadece bir dış suçlama değil, aynı zamanda geç kalmış bir vicdan azabının (nefs-i levvâme) kontrolsüz ve saldırgan bir biçimde dışa vurumu olduğunu, grubun ahlaki çöküşünün bu karşılıklı kınama ile zirveye ulaştığını ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu fiilin, sinsi planlar hüsranla bitince ortaya çıkan "suçlu arama" ve "sorumluluğu başkasına yıkma" psikolojisini mükemmel bir şekilde betimlediğini; herkesin bu felaketin mimarı olarak diğerini gördüğü o kaotik ve trajik yüzleşme anını tasvir ettiğini aktarır. Prof. Dr. Hidayet Aydar bu kelimenin, müşterek bir hatanın ardından gelen kolektif bir irade kaybını ve hırsla örülen kardeşlik bağlarının suçlama ekseninde nasıl bir nefrete dönüştüğünü gösteren dramatik bir tablo sunduğunu ifade eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla