Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Kalem Sûresi, 29. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Kalem Sûresi, 29. Ayet

    قَالُوا سُبْحَانَ رَبِّنَٓا اِنَّا كُنَّا ظَالِم۪ينَ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Kâlû subhâne rabbinâ innâ kunnâ zâlimîn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Şöyle cevap verdiler: 'Rabbimizin şanı yücedir. Doğrusu biz haksızlık etmişiz."

      Rabb'imizin şanı yücedir dediler meâlindeki ifade, onların Allah Teâlâyı bir kabul ettiklerini ve O'nu noksanlıklardan uzak tuttuklarını gösterir. Doğrusu biz haksızlık etmişiz cümlesi ise işledikleri günahları itiraf ettiklerini ve Allah'a dönüş yaptıklarını gösterir. Tövbelerinin tamamı ise şu ilâhî beyandadır: (Kalem, 30​)

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Subhâne (سُبْحَانَ)

        İbn Fâris bu kelimenin kökeni olan s-b-h kökünün Allah'ı O'na layık olmayan her türlü nitelemeden süratle uzaklaştırmak manasına geldiğini, tesbihin de bu uzaklaştırma işlemini gerçekleştirmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî kelimenin "Seni her türlü eksiklikten tenzih ederiz" anlamında bir tazim (yüceltme) lafzı olduğunu, bahçe sahiplerinin bu kelimeyi kullanarak daha önce işledikleri kibrin ve ilahi iradeyi hiçe sayışlarının sorumluluğunu üstlenip Allah'ın mutlak kusursuzluğunu itiraf ettiklerini açıklar. Angelika Neuwirth bu ifadenin Kur'an'ın erken dönem vahiylerinde ilahi varlığın mutlaklığını ilan eden ve beşeri planların geçiciliğini vurgulayan litürjik bir unsur olduğunu belirtir. Toshihiko Izutsu "subhan" kelimesinin Allah'ın mutlak "Öteki" ve erişilmez yüceliğini ifade eden bir nida olduğunu, bu bağlamda insani hırsların ve yanılgıların ötesinde bir ilahi otoriteye teslimiyeti simgelediğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu kelimenin ayetteki işlevinin, hatanın farkına varıldığı andaki ilk samimi sığınış olduğunu, onların kendi acziyetlerini Allah'ın mutlak kemali karşısında itiraf ettikleri bir arınma sözü olduğunu ifade eder.

        Rabbinâ (رَبِّنَا)

        İbn Fâris kelimenin dayandığı r-b-b kökünün terbiye etmek, beslemek, sahiplenmek ve kemale erdirmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî "bizim Rabbimiz" şeklindeki aidiyet ifadesinin, bahçe sahiplerinin o ana kadar kendilerini yegâne "sahip" (ashab) sanmalarından vazgeçip, asıl otoriteye ve terbiye ediciye döndüklerini, O'nun şefkat ve adaletine sığındıklarını nitelediğini açıklar. Prof. Dr. Sadık Kılıç bu ismin burada bir "iman tazeleme" işlevi gördüğünü, rızkı verenin de alanın da O olduğunu idrak eden bir grubun yakarışı olduğunu belirtir.

        Kunnâ (كُنَّا)

        İbn Fâris kelimenin türediği k-v-n kökünün temel etimolojik anlamının bir şeyin varlık sahasına çıkması, bir halden bir hale geçmesi ve bir niteliğe bürünmesi olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî bu fiilin burada bir hal değişimini ve geçmişteki hatalı durumun itirafını ifade ettiğini, "biz şu durumdaydık" diyerek öz eleştiri sürecini başlattıklarını açıklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu kelimenin bahçe sahiplerinin artık inkâr edemedikleri o karanlık geçmişlerini ve bencillikle örülü o eski hallerini kabullendikleri bir zaman dilimine işaret ettiğini ifade eder.

        Zâlimîn (ظَالِمِينَ)

        İbn Fâris bu kelimenin türediği z-l-m kökünün temel etimolojik anlamının karanlık ve bir şeyi kendisine ait olmayan yere koymak (adaletsizlik) olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî zulüm kavramının, yoksulun hakkını vermeyerek adaleti çiğnemek ve Allah'ın koyduğu sınırları ihlal ederek kendi nefsine kötülük etmek manasına geldiğini, ayette bahçe sahiplerinin bu kelimeyle kendi suçlarını en ağır şekilde itiraf ettiklerini açıklar. Toshihiko Izutsu "zalim" kelimesinin Kur'ani semantikte "haksızlık yapan" ve "sınırları yıkan" bir karakteri nitelediğini, bu kişilerin pişmanlık anında bu sıfatı bizzat kendileri için kullanarak ahlaki düşüşlerini tescillediklerini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk ise bu kelimenin, hem yoksullara karşı yapılan toplumsal haksızlığı hem de Allah'a karşı girilen o kibirli tutumu kapsayan bütüncül bir suçluluk ikrarı olduğunu ifade eder.
        ​​

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X