Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Kalem Sûresi, 28. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Kalem Sûresi, 28. Ayet

    قَالَ اَوْسَطُهُمْ اَلَمْ اَقُلْ لَـكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Kâle evsetuhum elem ekul lekum levlâ tusebbihûn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "İçlerinde aklı başında biri şöyle dedi: 'Ben size Allah'ın yüceliğini dile getirmelisiniz!' dememiş miydim?"

      İçlerinde aklı başında biri şöyle dedi, yani onların en mutedil olanı. Ben size 'Allah'ın yüceliğini dile getirmelisiniz! dememiş miydim? Bunun mânası şöyle olabilir: “Sabah namazını kıldıktan sonra çıksaydınız ya!” Âyetin “İnşallah demek sûretiyle istisna yapsaydınız ya!” anlamına gelmesi de mümkündür. Daha önce istisnada tesbih anlamının da bulunduğunu belirtmiştik; çünkü tesbihte, bütün işlerin Allah'ın dilemesiyle (meşîet) meydana geldiğini ve başkasının değil, sadece O'nun değiştirip dönüştüren olduğunu ikrar etme söz konusudur.

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Kâle (قَالَ)

        İbn Fâris bu kelimenin kökeni olan k-v-l kökünün temel etimolojik anlamının bir şeyi ortaya koymak, beyan etmek ve ses vasıtasıyla zihindekini açığa çıkarmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî kelimenin sadece mekanik bir ses çıkarmak değil, aynı zamanda bir kanaati ve inancı dile getirmek olduğunu, bu ayette bahçe sahiplerinden birinin geçmişteki uyarısını hatırlatarak gerçeği itiraf etmesini simgelediğini açıklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu fiilin burada bir vicdan muhasebesinin dışa vurumu olduğunu, grubun içindeki sağduyulu kişinin sessizliğini bozarak hakikati haykırmasını temsil ettiğini belirtir.

        Evsatuhum (أَوْسَطُهُمْ)

        İbn Fâris bu kelimenin türediği v-s-t kökünün temel etimolojik anlamının iki şeyin tam ortası, merkezi ve en dengeli noktası olduğunu; buradan hareketle kelimenin bir grubun en adili, en hayırlısı, en erdemlisi ve en dengelisi anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî bir şeyin ortasının (vasat) her iki uçtaki aşırılıklardan uzak kalmayı simgelediğini, ayetteki "evsat" ifadesinin bu grup içindeki ahlaki ve zihni açıdan en olgun, hırsa en az kapılmış ve adalete en yakın olan kişiyi nitelediğini açıklar. Toshihiko Izutsu kelimenin semantik yapısını incelerken, Arap toplumundaki "vasat" kavramının sadece geometrik bir orta nokta değil, aynı zamanda bir asalet ve üstünlük sıfatı olduğunu, bu kişinin kardeşlerine oranla daha yüksek bir muhakeme yeteneğine sahip olduğunu vurgular. Gabriel Said Reynolds bu kelimenin metinsel bağlamda "en akıllı" veya "en mutedil" anlamına geldiğini, hikayedeki diğer kardeşlerin hırslı aşırılığına karşı bir denge unsuru olarak kurgulandığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu kelimenin bağlamsal olarak, grup içinde bencillik rüzgarına tamamen kapılmayan, daha sağduyulu hareket eden ve muhtemelen yoksulların hakkının verilmesi gerektiğini savunan "makul" kişiye işaret ettiğini aktarır.

        Tusebbihûn (تُسَبِّحُونَ)

        İbn Fâris bu kelimenin dayandığı s-b-h kökünün temel etimolojik anlamının su üzerinde veya havada hızla ilerlemek, yüzmek ve uzaklaşmak olduğunu; tesbih eyleminin de Allah'ı her türlü eksiklikten ve kusurdan tenzih ederek O'nu yüceltmek, yani zihindeki yanlış tanrı tasavvurlarından uzaklaşmak anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî kelimenin özünde Allah'ın noksan sıfatlardan beri kılınması eyleminin yattığını, ayetteki "tesbih etseydiniz ya" ifadesinin hem Allah'ın otoritesini tanımak hem de işin başında "İnşallah" diyerek O'nun mutlak iradesini yüceltmek manasına geldiğini açıklar. Arthur Jeffery "tesbih" kelimesinin dini literatürde "Allah'ı yüceltmek" manasında teknik bir terime dönüştüğünü ve köken itibarıyla kadim bir Sami dilleri mirası taşıdığını belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç tesbihin insanın kendi acziyetini fark edip Allah'ın mutlak kudretini tasdik etmesi olduğunu, ayetteki sitemin ise insanın eylemlerini ilahi iradeden bağımsız kurgulamasının getirdiği ruhsal körlüğe yönelik olduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu kelimenin bağlam açısından "Allah'ı hakkıyla takdir etmek" ve "pişmanlık duyup O'na yönelmek" manalarını içerdiğini, evsat olan kişinin kardeşlerine yaptığı uyarının aslında bir iman ve ahlak çağrısı olduğunu kaydeder. Prof. Dr. Hidayet Aydar bu ifadenin tefsir geleneğindeki karşılığının sadece zikir değil, aynı zamanda işleri Allah'ın iradesine havale etmek (İnşallah demek) olduğunu ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X