بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Kalem Sûresi, 27. Ayet
Daralt
X
-
26-27. "Bahçeyi gördüklerinde ise, 'herhalde yanlış yere gelmişiz' dediler; yok yok ürünü kaybetmişiz dediler."
Bahçeyi gördüklerinde ise 'herhalde yanlış yere gelmişiz' dediler. Yani yolumuzu şaşırmışız. Bahçe sahiplerine göre yollarını şaşırdıkları için mahsullerine ulaşamamışlar. Daha sonra yollarını şaşırmadıklarını, ancak işledikleri suçtan ötürü ürünlerin bereketinden mahrum bırakıldıklarını anladılar. Yaptıklarını hatırladılar, buna pişman oldular, boyun eğerek Cenâb-ı Hak'a yöneldiler, O da tövbelerini kabul etti. Buna göre “Şüphesiz biz vaktiyle bahçe sahiplerine belâ verdiğimiz gibi onlara da belâ verdik” âyeti bu anlamda olabilir: Yani “biz bahçe sahiplerine belâ verdik, onlar hatırlayıp tövbe ettiler ve böylece azapları kaldırıldı. Mekkeliler ise tövbe etmediler, bu sebeple de onlara Bedir gününün azabı geldi; tıpkı “Rab'lerine boyun eğmediler, tazarru ve niyazda da bulunmuyorlar” anlamındaki ilâhî beyanda olduğu gibi.
Yorum
-
Mahrûmûn (مَحْرُومُونَ)
İbn Fâris bu kelimenin kökeni olan h-r-m kökünün temel etimolojik anlamının bir şeyi yasaklamak, engellemek, bir nasibi alıkoymak ve bir sınıra tabi tutmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî bu kökten türeyen mahrum kelimesinin, rızıktan veya istenen bir şeyden payını alamayan, nasipsiz kalan kişiyi nitelediğini ifade ederek; ayette bahçe sahiplerinin gerçeği anladıktan sonra vardıkları nihai noktayı temsil ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu kelimenin teolojik semantiğinde mahrumiyetin Allah'ın bereketinden ve lütfundan mahrum kalmakla eşdeğer olduğunu, bu kişilerin yoksulları mahrum bırakma niyetiyle yola çıkmışken bizzat kendilerinin ilahi adaletin bir sonucu olarak mahrumiyete mahkum edildiklerini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk ise bu kelimenin ayetteki işlevini bir tür kaderin adaleti olarak yorumlayarak; yoksula bir lokmayı çok gören ve onu mülkiyetten dışlayan zihniyetin, finalde her şeyini kaybederek asıl "mahrum" statüsüne düştüğünü, bu kelimenin onların hırsının sonundaki mutlak yoksulluğu simgelediğini aktarır.
Yorum
Yorum