Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Kalem Sûresi, 16. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Kalem Sûresi, 16. Ayet

    سَنَسِمُهُ عَلَى الْخُرْطُومِ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Senesimuhu ‘alâ-lḣurtûm(i)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Yakında onun alnına (cehennemlik) damgasını vuracağız."

      Âyetin “Ona kendisinden ayrılmayacak bir leke vuracağız” anlamına geldiği söylenmiştir”. Söz konusu damganın, her görenin bilmesi ve hatırlaması, onunla (Velid b. Muğîre) arkadaşlık yapmaktan kaçınması için dünyada iken vurulması mümkündür. Bu açıdan söz konusu durum onun için bir “leke” haline gelir. Dolayısıyla bu ifade, Resûlullah'ı (a.s.) sıkıntıya sokmasının şiddeti ve ona verdiği eziyetin büyüklüğünden dolayı cezalandırma şekline getirilmiştir. Bunun âhirette olması da mümkündür. Cenâb- Hak, onun cezasını artırmak için, kıyâmet günü burnuna, onu diğerlerinden ayıracak ve tanıtacak bir işaret koyabilir. Tıpkı faiz yiyenlere kıyamet gününde tanınacakları bir işaret koyması gibi: “Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar”. Cenâb-ı Hakkın özellikle kâfirlerin arasında burnunu (yok edercesine) damgalaması da mümkündür, böylece O, burunsuz olarak haşredilir. Çünkü diğer kâfirlerin kıyamet günü dilsiz fakat kör ve sağır olarak haşredilecekleri zikredilmiş, burunları hakkında bir şey belirtilmemiştir. Dolayısıyla söz konusu kişinin burunsuz olarak haşredilmesi mümkündür. Bu ise çirkinlikte en ileri durumdur. En doğrusunu Allah bilir.

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Senesimuhû (سَنَسِمُهُ)

        İbn Fâris bu kelimenin kökeni olan v-s-m kökünün temel etimolojik anlamının bir şeyi diğerlerinden ayırt etmek, tanınmasını sağlamak amacıyla üzerine kalıcı bir iz, alamet veya damga vurmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî kökün nişan koyma ve damgalama işlevine dikkat çekerek, bu eylemin genellikle hayvanları işaretlemek için ateşte kızdırılmış bir demirle yapıldığını, ayetteki bağlamıyla bu kelimenin kibirli muhalife vurulacak kalıcı, silinmez ve son derece aşağılayıcı bir manevi veya uhrevi utanç damgasını ifade ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu İslam öncesi Arap kültüründe şeref, haysiyet ve toplumsal itibar kavramlarının yüz ve özellikle burun ile sembolize edildiğini hatırlatarak, ayetteki damgalama eyleminin cahiliye aristokrasisinin sahte onurunu yerle bir eden, kişiyi köle veya hayvan statüsüne indirgeyen ağır bir psikolojik ve sosyal yıkımı simgelediğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk fiilin başındaki gelecek zaman eki olan "sin" harfinin bu ilahi cezanın ve aşağılanmanın kaçınılmazlığına işaret ettiğini, Kur'an'ın bu ifadeyle peygambere kan kusturan Mekkeli elitlerin sahip oldukları dokunulmazlık ve üstünlük vehmini parçalayarak onları ebedi bir zilletle mühürlediğini aktarır.

        Hurtûm (الْخُرْطُومِ)

        İbn Fâris bu kelimenin dayandığı h-r-t-m (veya h-r-t) kökünün temel etimolojik manasının uzanmış, sarkmış ve çıkıntılı yapı olduğunu, sözlükte filin hortumu, domuzun veya yırtıcı hayvanların burnu/suratı için kullanıldığını, dolayısıyla bu kelimenin insan uzvu için tercih edilmesinin son derece tahkir edici (aşağılayıcı) bir boyutu olduğunu açıklar. Râgıb el-İsfahânî Arapçada insanın burnu için normalde "enf" kelimesinin kullanıldığını, burnun geleneksel olarak kibir, gurur ve şeref sembolü olduğunu belirterek, Kur'an'ın ayette insan burnu yerine özellikle hayvanlar için kullanılan "hurtûm" kelimesini tercih etmesinin, muhatabın kibrini son derece sarsıcı bir alayla cezalandırmak ve onun o şişkin egosunu hayvani bir seviyeye indirgemek maksadı taşıdığını vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç bu kelime seçiminin bağlam içindeki retorik gücüne dikkat çekerek, müşrik liderin kendisinde gördüğü o ulaşılamaz asaletin ve havaya diktiği burnunun ilahi kudret nazarı itibarıyla basit ve değersiz bir hortumdan ibaret olduğunu, asıl alçalışın vahyi reddetmekle başladığını ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu kelimenin, vahye karşı küstahça direnen ve peygamberi aşağılamaya çalışan şahsın fiziksel ve ruhsal kibrine yönelik Kur'an'ın verdiği olağanüstü sert bir dilsel karşılık olduğunu, şerefin sembolü olan burnun hortum olarak isimlendirilip bir de üzerine ateşten damga vurulacağı tehdidinin, Mekke aristokrasisinin karizmasını bütünüyle çizen emsalsiz bir edebi ve psikolojik darbe işlevi gördüğünü kaydeder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X