Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Kalem Sûresi, 13. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Kalem Sûresi, 13. Ayet

    عُتُلٍّ بَعْدَ ذٰلِكَ زَن۪يمٍۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    ‘Utullin ba’de żâlike zenîm(in)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Huysuz ve sert, bütün bunlardan sonra bir de ne idüğü belirsiz kimselere."

      Bu âyette yer alan “utull” (عُتُلٍّ) kaba, sert, aşırı katı kalpli, çok zâlim anlamındadır. Bunun hayasız, âdi karakterli kimse olduğu da söylenmiştir. Mücahid (ö.103/721), utul kelimesinin insanlara çok sert davranan çok kötü anlamında olduğunu söylemiştir. Bir rivayete göre Hz. Peygamber (a.s.) "Cevvâz, caʻzarî, utul ve zenîm olan kimse cennete giremez" deyince müslümanlardan birisi “Yâ Resûlallah! Cevvâz, caʻzarî, utul ve zenîm ne demektir?” diye sormuş, Resûlullah (a.s.) da şöyle cevap vermiştir: “Cevvâz, malı istif edip kimseye vermeyendir. Onu, alev alev yanan, derileri kavurup soyan cehennem ateşi çağırır”. Caʻzarî, kaba ve katı kalpli olandır. Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır: "Sen onlara sırf Allah'ın lütfu sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi" buyurmuştur. "Utul", güçlü kuvvetli, karnı geniş, sağlığı yerinde, çok yiyen ve çok içen, yiyecek ve içecek darlığı çekmeyen ve insanlara çok zulmedendir. “Zenîm” ise nesepsiz, bir topluluğa eklenen ve onların nesebine katılan kimsedir”. Bu açıklamalarına şairin şu sözlerini delil getirmişlerdir: zenîmün leyse yu‘rafü men ebûhu bıği’l-ümmi zû hasedin leîm Zenîm, babası kim bilinmeyendir Annesi iffetsiz ve soysuz olandır Başka birisi de şöyle demiştir: zenîmün tedââhu’r-ricâlü ziyâdeten kemâ zîde fî ardi’l-edîmi’l-ekâriu Zenîm, insanlar arasında fazlalık olarak bilinir Et kabına ayakların eklendiği gibi

      Bazıları (Velid b. Muğîre el-Mahzûmî'nin) “kulağının kökünde yarık bulunup onunla bilindiğini, söylemiştir. Alimlerin bir kısmı da zenîm kötülükte simge olan kişidir görüşünü ileri sürmüştür.

      Burada şöyle bir soru ileri sürülebilir: 'Utul kelimesinin yorumu hadiste zikredilen, zenîmin anlamı da babasız gayrimeşru çocuk veya zikredilen alâmet olduğuna ve kişinin bu sıfatlarda herhangi bir dahli de bulunmadığına göre nasıl olur da söz konusu vasıflarla ayıplanır? Kişi kendisinin rolü olmayan niteliklerle değil, sadece yaptıklarıyla ayıplanır.

      Bu soruya iki açıdan cevap verilir. Birincisi, zikredilen ayıplar, anılan şahsın bizzat kendisinde bulunduğu için değil, insanları ona tabi olmaktan alıkoymak için zikredilmiştir. Çünkü insanların asli yapısı, zikri geçen ayıpları taşıyan ve bunun yanında “utul zenîm” olan kimseye tâbi olmaktan kaçınır. Dolayısıyla onun ayıplanmasının faydası, bizâtihî o kişiyi ayıplamak değil, bunun üzerine bina edilen zikrettiğimiz hikmetlerdir. İkincisi ise ilgili şahsın aslının zikredilmesi, kötü fiillerinin kinâye yoluyla anlatımıdır. Böylelikle aslın kötü olmasının, insanı kötü fiilleri yapmaya davet ettiği, aslın iyi, güzel ve temiz olmasının da insanı güzel ahlâka ve razı olunan fiillere davet ettiğinin bilinmesi amaçlanmıştır.

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Utull (عُتُلٍّ)

        İbn Fâris bu kelimenin türediği a-t-l kökünün temel etimolojik anlamının bir şeyi kaba kuvvet kullanarak, sertçe ve şiddetle sürüklemek olduğunu, kelimenin bu kökten hareketle son derece kaba, katı yürekli, acımasız ve ahlaken nezaketten yoksun kaba saba kişileri ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî kökün şiddetle sürükleme ve çekiştirme anlamına dikkat çekerek, bu kelimenin insan doğasındaki aşırı sertliği, huysuzluğu ve merhametsizliği nitelediğini, insani duygulardan uzaklaşmış katı bir karakteri anlattığını açıklar. Prof. Dr. Sadık Kılıç bu sıfatın bağlam içinde, vicdani duyarlılığını yitirmiş, insanlıktan ve erdemden nasibini almamış zorba ve nobran bir karakter yapısını tasvir ettiğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk ise bu kelimenin, Mekke döneminde peygambere karşı yürütülen düşmanca kampanyanın önderliğini yapan şahısların uzlaşmaz, saldırgan ve vahye karşı kaba kuvveti bir yöntem olarak benimseyen despotik tabiatlarını ifşa ettiğini, önceki ayetlerde sayılan olumsuz vasıfların üzerine eklenen bu sıfatla muhalif profilin tam bir zorba hüviyeti kazandığını aktarır.

        Zenîm (زَنِيمٍ)

        İbn Fâris bu kelimenin dayandığı z-n-m kökünün temel etimolojik anlamının bir şeye sonradan iliştirilmiş, aslından olmayan eklenti olduğunu; sözlükte koyunun veya keçinin kulağından, boğazından sarkan fazlalık et parçasına (zeneme) dendiğini, mecazi olarak ise bir kavme veya kabileye sonradan yamanmış, aslen onlardan olmayan ve soysuz kimseler için kullanıldığını açıklar. Râgıb el-İsfahânî kelimenin hayvandaki sallanan eklenti manasından yola çıkarak, ayetteki kullanımıyla ya nesebi gayrisahih olan (soyu bozuk) birini ya da kötülüğüyle toplum içinde tıpkı o eklenti gibi sırıtan, meşhur olmuş bir ahlaksızı nitelediğini belirtir. Celaleddin el-Suyuti de bu kelimenin, kötülükleriyle tanınan ve bu yönüyle toplumda hemen ayırt edilen damgalı, şerli şahısları anlattığını ifade eder. Toshihiko Izutsu Kur'an'ın cahiliye dönemine ait kabilevi soy sop ve onur kavramlarını dönüştürdüğünü, bu ayetteki kelimeyle müşriklerin soy asaletiyle övünmelerine karşı asıl soysuzluğun ahlaki çöküntü ve ilahi gerçeğe düşmanlık olduğu yönünde sarsıcı bir ahlaki değer yargısı ortaya koyduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu kelimenin ayetin bağlamında son derece ağır bir tahkir (aşağılama) ifadesi olduğunu, peygambere ve inananlara karşı küstahça davranan aristokratların dışarıdan saygın görünseler de Kur'an'ın nazarına göre karakterleri bozuk, ahlaken topluma asalak olmuş ve şereften yoksun asılsız kişiler olduklarını tescillediğini kaydeder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X