اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَب۪يلِه۪ۖ وَهُوَ اَعْلَمُ بِالْمُهْتَد۪ينَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Kalem Sûresi, 7. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: hidayet, kalem suresi, sapıklık, kalem suresi 7. ayet, kalem 7, ilahi bilgi, rab, dalalet, ilim, bilgi
-
"Doğrusu, yolundan sapan kimseyi en iyi bilen Rabb'indir; hidâyete erenleri de en iyi bilen O'dur."
Sanki bu ayetler, cevaplanması gereken hususlara Allah Teâlâ tarafından Hz. Peygamber adına cevap olarak indirilmiş gibidir. Fakat Cenâb-ı Hak, peygamberine onların söylediklerinin üzerinde durmama ve kendilerine cevap yetiştirmekle meşgul olmama yükümlülüğü getirdiği için, “en iyi bilen Rabb'indir” ifadesi ile onun adına cevap vermeyi bizzat kendisi üstlenmiştir: En iyi bilen Rabb'indir, yani sizler biliyorsunuz ki Rabb'iniz yolundan sapan kimseyi en iyi bilendir, hidayete erenleri de en iyi bilen O'dur. İşte bunu size açıklayacağız.
Yorumu Yorumla
-
Rab (رَبِّ)
İbn Fâris bu kelimenin kökeni olan r-b-b kökünün temel anlamının bir varlığı aşama aşama beslemek, gözetmek, terbiye etmek ve onu olgunluk noktasına eriştirmek olduğunu, bu eylemin mutlak bir sahiplik ve otorite barındırdığını açıklar. Râgıb el-İsfahânî kelimenin yaratıcı kudreti ve inayet sahibi efendiyi imlediğini belirterek, bu ayetteki "rabbeke" (senin Rabbin) hitabının doğrudan Allah ile peygamber arasındaki özel koruyucu bağı, muhabbeti ve ilahi garantörlüğü vurguladığını belirtir. Arthur Jeffery bu sözcüğün Sami dillerindeki ortak kökenine dikkat çekerek Aramice ve Süryanicedeki büyük, efendi anlamlarına gelen "rabbā" kelimesiyle etimolojik akrabalığı bulunduğunu, Arapçada ise yegâne teolojik otorite olarak Kur'an'ın merkezine yerleştiğini tespit eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu ayetin bağlamında Rab isminin, kimin sapkınlık içinde kimin doğru yolda olduğuna karar verecek yegâne mutlak otoritenin ve son söz sahibinin Allah olduğunu tescillediğini, müşriklerin asılsız yargılarını tamamen geçersiz kıldığını aktarır.
A'lem (أَعْلَمُ)
İbn Fâris bu kelimenin türediği a-l-m kökünün temel etimolojik anlamının bir şeyi diğerlerinden ayırt etmeye yarayan işaret, iz ve alamet olduğunu, bilme eyleminin de eşyanın bu ayırt edici özelliklerini idrak etmek manasına geldiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî kelimenin ism-i tafdil (en üstünlük) formunda kullanıldığına dikkat çekerek, mutlak ve kesin bilginin zirvesini ifade ettiğini, bu ayetteki bağlamıyla Allah'ın insan kalbinin derinliklerine ve niyetlerine nüfuz eden kuşatıcı ilmine işaret ettiğini belirtir. Toshihiko Izutsu Kur'an'ın anlamsal yapısında "ilim" kavramının cahiliye zihniyetinin sığlığına ve kibrine karşı ilahi hakikatin kesinliğini temsil ettiğini, burada Allah'ın en iyi bilen olmasının, müşriklerin asılsız yargılarını boşa çıkaran mutlak bir otorite vurgusu taşıdığını ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk ise bu kelimenin ayetteki işlevinin, kimin doğru yolda kimin sapkınlık içinde olduğuna dair son sözü söyleyen ilahi mahkemenin reddedilemez bilgisini ortaya koymak olduğunu, peygamber ile muhalifleri arasındaki değer yargısı çatışmasına nihai noktayı koyduğunu aktarır.
Dalle (ضَلَّ)
İbn Fâris kelimenin dayandığı d-l-l kökünün temel etimolojik anlamının doğru yoldan sapmak, kaybolmak, hedefi şaşırmak veya yitip gitmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî bu eylemin ister kasıtlı bir isyan neticesinde isterse cehalet ve dalgınlık yüzünden olsun, hedeflenen doğru rotadan çıkmayı anlattığını, bu ayetin bağlamında ise ilahi hakikati reddederek aklın ve vahyin aydınlığından uzaklaşan müşriklerin içine düştüğü varoluşsal körlüğü ifade ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu "dalalet" kavramının Kur'an'ın etik sözlüğünde "hidayet" kavramının tam zıddı olarak konumlandığını, bunun sadece fiziksel bir kayboluş değil, insanın ahlaki ve manevi pusulasını yitirerek kendini ruhsal bir yıkıma sürüklemesi anlamına geldiğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk de ayetteki kullanımın, peygambere mecnun diyerek onu yoldan çıkmışlıkla suçlayan Mekkeli müşriklerin aslında bizzat kendilerinin derin bir sapkınlık ve yol bilmezlik içinde olduklarını tescilleyen ilahi bir saptama olduğunu ifade eder.
Sebîl (سَبِيلِ)
İbn Fâris bu kelimenin kökeni olan s-b-l kökünün uzatılmış, akıp giden ve üzerinde yürümeye elverişli hale getirilmiş yol anlamına geldiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî kelimenin düz, engelsiz ve kolay yürünülen yol manasından hareketle mecazi olarak dini inanç sistemini, hakikat arayışını ve hidayet rotasını simgelediğini, ayette "O'nun yolu" (sebîlihî) tamlamasıyla kullanılarak doğrudan Allah'ın belirlediği meşru, güvenli ve kurtuluşa götüren ilahi nizamın kastedildiğini belirtir. Arthur Jeffery kelimenin etimolojik olarak eski Arapça kökenli olmakla birlikte, bilhassa "Allah'ın yolu" şeklindeki teolojik kullanımının, Süryanicede kurtuluş ve din manasında kullanılan "shbîlâ" kelimesinin dini literatürdeki izdüşümüyle paralellik gösterdiğini ve Kur'an'ın bu terimi İslami bir muhtevayla yeniden inşa ettiğini kaydeder. Prof. Dr. Sadık Kılıç bu kavramın, insanın yaratılış gayesine uygun olarak yaşaması gereken evrensel ahlak ve tevhid çizgisini temsil ettiğini, bu yoldan sapmanın doğrudan fıtrata yabancılaşmak anlamına geldiğini aktarır.
Muhtedîn (الْمُهْتَدِينَ)
İbn Fâris kelimenin türediği h-d-y kökünün temel manasının birine nezaketle yol göstermek, rehberlik etmek ve onu hedefine ulaştıracak rotaya yöneltmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî bu kelimenin sadece yolu bulmayı değil, o yolda kararlılıkla yürümeyi ve ilahi rehberliği içselleştirerek eyleme dönüştürmeyi kapsadığını, ayetteki bağlamıyla kalplerini vahye açıp doğru istikameti bulan ve bu uğurda sebat eden müminleri nitelediğini açıklar. Toshihiko Izutsu "hidayet" kavramının Kur'ani dünya görüşünde insanın ilahi ışıkla aydınlanarak hakikati bulması anlamına geldiğini, "muhtedin" isminin de bu ışığı kabullenip rehber edinenlerin kurumsal ve ahlaki kimliği olduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu ayetteki muhtedin vurgusunun, toplum tarafından dışlanan ve mecnunlukla itham edilen peygamber ve beraberindeki azınlığın, aslında Allah katında gerçeğin yegâne temsilcileri ve doğru yolun asıl sahipleri olduklarına dair onurlandırıcı ve kesin bir tasdik işlevi gördüğünü ifade eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla