Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Kalem Sûresi, 6. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Kalem Sûresi, 6. Ayet

    بِاَيِّكُمُ الْمَفْتُونُ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Bi-eyyikumu-lmeftûn(u)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      5-6. "Aranızdan hanginizin aklı bozuk olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler."

      Câfer b. Harb şöyle demiştir: Âyette yer alan “el-meftûn” (الْمَفْتُونُ) kelimesini “sapkınlığına vurgun, hatasını beğenen ve cehaletine aşık olan şeklinde açıklamıştır. Hasan-1 Basrî ise, "el-meftûn, şeytanın kendisiyle beraber olduğu kimsedir” demiştir. “el-meftûn kendisinde fitne olan kimsedir” de denilmiştir. Nitekim “فُلانٌ لا مَعْقُولَ لَهُ denir, “aklı yoktur” mânası kastedilir. Bazıları da şöyle demiştir: “Meftûn” “kendisine azap uygulanmış” demektir, "O gün onlar ateşle sınanacaklar!" meâlindeki ilâhî beyanda olduğu gibi, “azap edilirler” demektir. Ayet-i kerîme Hasan-ı Basrî'nin zikrettiği şekilde yorumlanacak olursa Allah Teâlâ şöyle demiş olmaktadır: “Hanginize azap edileceğini ve hanginizin sapık olduğunu bileceksiniz”. Aynı âyet, “el-meftûn” kelimesinin “fitne” kökünden geldiğini söyleyenlere göre ise “Hanginizin aldanmış olduğunu bileceksiniz” anlamına gelir. Bu âyeti, münafıkların, Hz. Peygamber'in iddia ettiği risâlet konusunda kendisini aldattığı mânasına da almaları mümkündür; bu durumda onlar Resûl-i Ekrem'in aldandığını ve başkalarını da aldattığını zannederler; tıpkı münafıkların şöyle deyişi gibi: “Allah ve resûlünün vâdleri, bizleri aldatmaktan ibaretmiş” demeleri gibi.

      Bize göre bu ilâhî beyanın tefsiri konusunda zorlamalara gitmeye gerek yoktur. Zira Allah Teâlâ "Aranızda hanginizin aklı bozuk olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler" buyurmaktadır. O, bu beyanını, hakkında münakaşa çıkmasına sebep olan şeye cevap olarak zikretmiştir. Münafıklar, Resûlullah'ın (a.s.) “aklının bozuk” olduğunu iddia etmekteydiler, o da kendilerinin akıllarının bozuk olduğunu hatırlatıyordu. İşte bu âyet, “sen de göreceksin, onlar da görecekler” ifadesiyle aralarındaki tartışmaya cevap olarak gelmiştir. Münafıkların iddiaları, birkaç açıdan meydana geliyordu. Bazan Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin sihirbaz olduğunu, bazan mecnun, bazan sapıtmış, bazan aklının bozuk olduğunu ve başka iddialarda bulunuyorlardı. Ayetin bu ithamlara cevap olarak nazil olduğu kesinleştiğine göre şunu belirtmeliyiz ki tartışmaya yol açan şeyin ne olduğu bilinmeden cevabın da neyin cevabı olduğu bilinemez. En doğrusunu Allah bilir. Sanki tartışma dalâlet ve hidâyet üzerine meydana gelmiştir. Onlar, kendilerinin hidâyet üzere, Allah'a daha lâyık ve Resûlullah'tan daha yakın olduklarını iddia ediyordu. Hz. Peygamber de onların dalâlette olduklarını, kendisinin ise hidâyet ve hak din üzere bulunduğunu iddia ediyordu. "el-Meftûn (الْمَفْتُونُ) kelimesinin hemen ardından şu gelen âyette dalâletin ve hidâyetin zikredilmesi bunu göstermektedir.

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Meftûn (الْمَفْتُونُ)

        İbn Fâris bu kelimenin türediği f-t-n kökünün temel etimolojik anlamının altını içindeki yabancı ve değersiz maddelerden arındırmak amacıyla ateşe atmak ve eritmek olduğunu, buradan hareketle kelimenin zamanla insanı derinden sarsan sınamalar, ağır imtihanlar, belaya uğrama ve ateşli bir sarsıntıyla aklı yitirme durumları için kullanılmaya başlandığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî etimolojik olarak madeni ateşte sınama eyleminden türeyen bu kökün, insanın karşılaştığı zorlu imtihanları, sapkınlıkları ve akıl tutulmalarını ifade ettiğini açıklayarak, ayetteki bağlamıyla kelimenin doğrudan deliliğe tutulmuş, aklı çelinerek yoldan çıkmış ve muhakeme yeteneğini kaybetmiş kişi manasına geldiğini, bunun da müşriklerin peygambere yönelttiği mecnunluk iftirasına karşı ilahi bir yanıt işlevi gördüğünü vurgular. Toshihiko Izutsu kökün Kur'an'ın kavramsal dünyasındaki anlamsal gelişimini incelerken, bu kelimenin insanın hakikati ayırt etme yetisini kaybederek derin bir varoluşsal yanılgıya ve psikolojik kaosa sürüklenmesi durumunu anlattığını, bu ayette de asıl aklını yitirenlerin ve zihinsel bir sapkınlık içinde olanların ilahi gerçeği inkar eden müşrikler olduğuna dair güçlü bir mesaj barındırdığını ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk de bağlamsal bütünlük açısından bu ifadenin, ikinci ayetteki suçlamaya yönelik çok net ve sarsıcı bir reddiye olduğunu, önceki ayetteki karşılıklı görme eylemiyle birleştiğinde, kimin gerçekten cinnet halinde olduğunun, kimin muhakemesinin ve aklının fitneye uğrayarak hastalandığının bütün çıplaklığıyla gözler önüne serileceğini aktarır.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X