Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Kalem Sûresi, 5. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Kalem Sûresi, 5. Ayet

    فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Fesetubsiru ve yubsirûn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      5-6. "Aranızdan hanginizin aklı bozuk olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler."

      Câfer b. Harb şöyle demiştir: Âyette yer alan “el-meftûn” (الْمَفْتُونُ) kelimesini “sapkınlığına vurgun, hatasını beğenen ve cehaletine aşık olan şeklinde açıklamıştır. Hasan-1 Basrî ise, "el-meftûn, şeytanın kendisiyle beraber olduğu kimsedir” demiştir. “el-meftûn kendisinde fitne olan kimsedir” de denilmiştir. Nitekim “فُلانٌ لا مَعْقُولَ لَهُ denir, “aklı yoktur” mânası kastedilir. Bazıları da şöyle demiştir: “Meftûn” “kendisine azap uygulanmış” demektir, "O gün onlar ateşle sınanacaklar!" meâlindeki ilâhî beyanda olduğu gibi, “azap edilirler” demektir. Ayet-i kerîme Hasan-ı Basrî'nin zikrettiği şekilde yorumlanacak olursa Allah Teâlâ şöyle demiş olmaktadır: “Hanginize azap edileceğini ve hanginizin sapık olduğunu bileceksiniz”. Aynı âyet, “el-meftûn” kelimesinin “fitne” kökünden geldiğini söyleyenlere göre ise “Hanginizin aldanmış olduğunu bileceksiniz” anlamına gelir. Bu âyeti, münafıkların, Hz. Peygamber'in iddia ettiği risâlet konusunda kendisini aldattığı mânasına da almaları mümkündür; bu durumda onlar Resûl-i Ekrem'in aldandığını ve başkalarını da aldattığını zannederler; tıpkı münafıkların şöyle deyişi gibi: “Allah ve resûlünün vâdleri, bizleri aldatmaktan ibaretmiş” demeleri gibi.

      Bize göre bu ilâhî beyanın tefsiri konusunda zorlamalara gitmeye gerek yoktur. Zira Allah Teâlâ "Aranızda hanginizin aklı bozuk olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler" buyurmaktadır. O, bu beyanını, hakkında münakaşa çıkmasına sebep olan şeye cevap olarak zikretmiştir. Münafıklar, Resûlullah'ın (a.s.) “aklının bozuk” olduğunu iddia etmekteydiler, o da kendilerinin akıllarının bozuk olduğunu hatırlatıyordu. İşte bu âyet, “sen de göreceksin, onlar da görecekler” ifadesiyle aralarındaki tartışmaya cevap olarak gelmiştir. Münafıkların iddiaları, birkaç açıdan meydana geliyordu. Bazan Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin sihirbaz olduğunu, bazan mecnun, bazan sapıtmış, bazan aklının bozuk olduğunu ve başka iddialarda bulunuyorlardı. Ayetin bu ithamlara cevap olarak nazil olduğu kesinleştiğine göre şunu belirtmeliyiz ki tartışmaya yol açan şeyin ne olduğu bilinmeden cevabın da neyin cevabı olduğu bilinemez. En doğrusunu Allah bilir. Sanki tartışma dalâlet ve hidâyet üzerine meydana gelmiştir. Onlar, kendilerinin hidâyet üzere, Allah'a daha lâyık ve Resûlullah'tan daha yakın olduklarını iddia ediyordu. Hz. Peygamber de onların dalâlette olduklarını, kendisinin ise hidâyet ve hak din üzere bulunduğunu iddia ediyordu. "el-Meftûn (الْمَفْتُونُ) kelimesinin hemen ardından şu gelen âyette dalâletin ve hidâyetin zikredilmesi bunu göstermektedir.

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Tubsiru ve Yubsirûn (تُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَ)

        İbn Fâris bu kelimelerin dayandığı b-s-r kökünün temel etimolojik anlamının bir şeyi bilmek, kavramak, açıklığa kavuşturmak ve hem gözle hem de idrak ile görmek olduğunu belirterek, fiilin sadece yüzeysel bir bakışı değil, gerçeğin kesin bilgisine ulaşmayı ve aydınlanmayı ifade ettiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî "basar" kelimesinin bedensel organla yapılan gözlem, "basiret" kelimesinin ise kalbin ve aklın derinlemesine kavrayışı olduğunu vurgulayarak, bu ayetteki fiil formlarının her iki boyutu da kapsadığını; vadedilen zamanda gerçeğin bütün çıplaklığıyla ortaya çıkacağını ve kimin haklı kimin haksız olduğunun hem görsel hem de zihinsel olarak şüpheye yer bırakmayacak şekilde idrak edileceğini belirtir. Toshihiko Izutsu kökün anlamsal çerçevesini değerlendirirken, Kur'an'ın sıklıkla fiziksel görme yetisi ile manevi idraki birbirine bağladığını, bu ayetteki görme eyleminin de müşriklerin içinde bulunduğu yanılgı perdesinin yırtılarak nihai ve sarsıcı bir aydınlanma, kaçınılmaz bir varoluşsal uyanış anını simgelediğini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk fiillerin başındaki gelecek zaman bildiren "sin" ekinin, yaşanacak bu yüzleşmenin kesinliğine ve yakınlığına dikkat çektiğini; bağlam itibarıyla bu karşılıklı görme eyleminin, müşriklerin peygambere yönelttikleri ithamların asılsızlığının inkar edilemez bir gerçeklik olarak gözler önüne serileceği yönünde güçlü bir ilahi meydan okuma, teselli ve aynı zamanda muhataplar için bir tehdit işlevi gördüğünü aktarır.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X