وَكَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْنٍ هُمْ اَشَدُّ مِنْهُمْ بَطْشاً فَنَقَّبُوا فِي الْبِلَادِۜ هَلْ مِنْ مَح۪يصٍ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Kaf Sûresi, 36. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: önceki nesiller, kurtuluş yokluğu, kaf suresi, kaf 36, kaf suresi 36. ayet, güç, diyar diyarı arama
-
"Kendilerinden önce, onlardan daha güçlü olup yeryüzünde şehirler kurarak aralarında gidip gelen nice toplulukları yok ettik. Kurtuluş var mı?"
Bu âyet-i kerîme iki şekilde tefsir edilebilir. Birincisi, Allah şunu söylemektedir: Biz onlardan önce nice toplulukları yok ettik. Onların hiçbiri kendilerini bile koruyamadı ve onlar bu mücadeleden galip çıkamadılar; öyleyken senin kavmin eğer yalanlamalarında ısrar ederlerse başlarına gelecek olan felâketten nasıl kurtulacaklar? İkincisi de şudur: Senin kavminden önce gelen ve peygamberlerini yalanlayan insanlar yok edildiler, hem de İlâhî bir ceza ve azap ile yok edildiler. Peygamberlerini tasdik edenler ise ceza ile değil, ecelleriyle göçüp gittiler. Dünyada iken tasdik edenlerle inkâr edenler eşit konumda idiler, fakat hikmet açısından ise aralarında bir ayırım yapılması gerekir. Bu da onların birbirlerinden ayırt edileceği başka bir âlemin (âhiretin) var olduğunu gösterir. En doğrusunu Allah bilir.
Yeryüzünde şehirler kurarak aralarında gidip gelen nice toplulukları yok ettik. Kurtuluş var mı? Ebû Avsece şöyle dedi: Yani onlar şehirler kurmuşlar, orada hayat sürüyorlardı, ama kurtulan var mı? İbn Kuteybe, o şehirlerde dolaştılar, gidip geldiler diye mâna verdi. Kurtulan var mı? Yani ölümden kaçıp kurtulan oldu mu? Âyete şöyle bir mâna da verilebilir: Onlar ticaret amacıyla şehirlere gidip geliyorlardı, ama yok olmalarını engelleyecek bir sığınak bulamadılar. Allah Teâlâ bu sözlerle Mekkeliler’i ikaz etmekte, öncekiler bir kaçış yolu bulamadılar, siz nasıl bulacaksınız? demektedir.
Yorumu Yorumla
-
ehleknâ (أهلكنا)
İbn Fâris kelimenin kökünü "h-l-k" olarak belirler ve bu kökün asıl manasının bir şeyin kırılması, yok olması, düşmesi ve varlığının büsbütün sona ermesi olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî "ihlâk" eyleminin, kökünden kazımak ve tamamen ortadan kaldırmak anlamına geldiğini belirtir; ayette bu fiilin birinci çoğul şahıs (biz) formuyla doğrudan ilahi iradeye nispet edilerek, inkar eden geçmiş medeniyetlerin Allah'ın kesin müdahalesiyle tarih sahnesinden silinişini anlattığını açıklar. Toshihiko Izutsu bu kelimeyi Kur'an'ın tarih felsefesi bağlamında inceler; "helak" kavramının, maddi gücüne güvenerek ilahi otoriteyi reddeden toplumların ontolojik sonu olduğunu ve vahyin muhatabı olan mevcut inkarcılar (Mekkeliler) için sarsıcı bir tarihi ibret olarak sunulduğunu analiz eder.
karnin (قرن)
İbn Fâris kelimenin kökeni olan "k-r-n" harflerinin temel anlamının iki şeyi birbirine bağlamak, yaklaştırmak ve bir şeyin en üst kısmı (boynuz) olduğunu; aynı zaman diliminde birbirine bağlı olarak yaşayan insan topluluklarına da bu sebeple "karn" (nesil/kuşak) denildiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî karn kelimesinin, belli bir çağda yaşayan ve o çağa damgasını vuran toplulukları, milletleri ifade ettiğini açıklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu kelimenin sosyolojik ve tarihsel boyutuna dikkat çekerek; ayette kastedilenin sıradan insan grupları değil, kendi dönemlerinde askeri, siyasi ve mimari anlamda zirveye çıkmış, yeryüzüne hükmetmiş büyük medeniyetler ve çağlar olduğunu vurgular.
eşeddu (أشد)
İbn Fâris kelimenin türediği "ş-d-d" kökünün asıl manasının güç, kuvvet, sertlik ve bir şeyi sıkıca bağlamak olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî şiddet kavramının burada fiziksel güç, nüfuz ve maddi kapasite açısından bir kıyaslama yapmak için kullanıldığını belirtir; ayette helak edilen geçmiş milletlerin, vahyin ilk muhatabı olan inkarcılardan kıyas kabul etmez derecede daha üstün bir donanıma ve kuvvete sahip olduklarının altını çizdiğini açıklar.
batşan (بطشا)
İbn Fâris kelimenin kökeni olan "b-t-ş" harflerinin temel anlamının bir şeyi şiddetle yakalamak, zorla ele geçirmek ve kaba kuvvet kullanmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî "batş" eyleminin, karşı konulmaz bir fiziki güçle saldırmak ve ezici bir üstünlük kurmak anlamına geldiğini ifade eder. Toshihiko Izutsu bu kelimeyi Cahiliye zihniyetinin güç kültü çerçevesinde analiz eder; batş kelimesinin, geçmiş medeniyetlerin kendi askeri ve zorba güçlerine duydukları kibri, etraflarındaki zayıf toplumları ezip geçmelerini simgelediğini, ancak bu kontrolsüz beşeri zorbalığın ilahi irade karşısında nasıl anlamsızlaştığının vurgulandığını tahlil eder.
fenakkabû (فنقّبوا)
İbn Fâris kelimenin kökü olan "n-k-b" harflerinin asıl manasının delmek, kazımak, bir şeyin içine nüfuz etmek ve derinlemesine araştırmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî "tenkîb" fiilinin, yeryüzünde geniş çaplı seyahatler yapmak, toprakları delip geçerek hakimiyet alanları kurmak ve adeta coğrafyayı hallaç pamuğu gibi atmak anlamlarına geldiğini açıklar; ayetteki geçmiş kavimlerin dünya üzerindeki muazzam hareketliliğini, yolları açmalarını ve tabiatı kendi lehlerine nasıl işlediklerini tasvir ettiğini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu fiilin, geçmişteki süper güçlerin dünyayı fellik fellik dolaşarak sömürgeler kurmasını, aşılmaz sanılan dağları delerek şehirler inşa etmesini veya ilahi azap geldiğinde kaçacak bir delik ararcasına köşe bucak kaçışmalarını anlatan çok katmanlı, dramatik ve telaşlı bir hareketlilik barındırdığına dikkat çeker.
el-bilâdi (البلاد)
İbn Fâris kelimenin kökeni olan "b-l-d" harflerinin asıl manasının, sınırları belli olan bir yerleşim yeri, bölge ve mekan olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî "beled" veya "bilâd" kelimesinin şehirleri, ülkeleri ve bayındır hale getirilmiş yeryüzü parçalarını kapsadığını belirtir; ayette geçmiş milletlerin sadece tek bir yerleşim birimine değil, geniş bir küresel coğrafyaya, sayısız beldelere hükmettiklerini gösteren mekansal bir kuşatıcılık taşıdığını açıklar.
mehîs (محيص)
İbn Fâris kelimenin türediği "h-y-s" kökünün temel manasının bir şeyden sapmak, yön değiştirmek, kaçmak ve kurtuluş yolu aramak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî "mahîs" kelimesinin sığınılacak yer, kaçış noktası ve kurtuluş sığınağı anlamına geldiğini ifade eder; ayette "hel min mahîs" (kaçacak bir yer var mı?) şeklindeki sorunun, retorik bir inkar barındırdığını ve insanların ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar ilahi azap geldiğinde ondan kurtulabilecekleri hiçbir güvenli limanın bulunmadığını kesinleştirdiğini açıklar. Toshihiko Izutsu bu kelimenin insan kibrinin yıkılışını resmettiğini tahlil eder; dünyayı delik deşik edip (tenkîb) en güçlü kaleleri kuran, yeryüzünde fırtınalar estiren (batş) o büyük medeniyetlerin, ilahi ceza anında aciz bir şekilde sığınak (mahîs) aramalarını, Kur'an'ın dünyevi gücün illüzyonuna karşı geliştirdiği en çarpıcı varoluşsal tezatlardan biri olarak değerlendirir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla