اُدْخُلُوهَا بِسَلَامٍۜ ذٰلِكَ يَوْمُ الْخُلُودِ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Kaf Sûresi, 34. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: yönelmiş kalp, ebediyet günü, görmeden korkma, kaf suresi, kaf suresi 34. ayet, esenlik, kaf 34, gün
-
"Oraya esenlikle girin, bu sonsuza kadar sürecek gündür.”
Oraya esenlikle girin. Burada sanki gizli bir kelime vardır, yani onlara, cennete esenlikle girin denilir. Esenlikle diye tercüme ettiğimiz “selâm” (بِسَلَامٍ) kelimesi de farklı mânalara gelebilir. Birincisi, meleklerin selâmı ile girin mânasına gelebilir, onlar cennete girerlerken melekler kendilerine selâm verecekler. Nitekim başka bir âyette meâlen şöyle buyurulmaktadır: “Cennetin bekçileri onlara, ‘Selâm size! Hoş geldiniz! Ebedî olarak kalmak üzere buyurun girin cennete!’ diyecekler. İkincisi, selâm kelimesi Allah’ın isimlerinden biridir, onlara şöyle denilir; Allah’ın ismiyle oraya girin. Her hayırlı işe Allah Teâlânın ismiyle başlamanın asıl olduğu Resûlullah (s.a.) tarafından da ifade edilmiştir: “Allahın ismiyle başlanmayan her önemli işin sonu gelmez”. Oraya esenlikle girin sözüne bazıları şöyle mâna verdi: Her türlü korku ve üzüntüden emin olarak girin, orada size hiçbir sıkıntı gelmeyecek. Nitekim Allah başka bir âyette, Esenlikle, güvenle girin oraya!”, yani korkudan ve üzüntüden emin olarak girin denilecek, buyurmuştur. Bu cümlenin, Allah Teâlâya hamd ve senâdan ve birbirinize esenlik dilemekten başka orada size bil külfet yüklenmeyecek, bir emir verilmeyecek ve bir imtihan da yapılmayacak, aksine bütün imtihanlar ve emirler dünyada kalmıştır mânasına gelmesi de muhtemeldir. Bu konuda da Allah Teâlâ meâlen şöyle buyurmaktadır: Orada onların duaları... ‘Âlemlerin Rabb’i olan Allah’a hamdolsun’ diyerek son bulur. İman ehline dünyada sanki Allah Teâlâ’ya hamd ve senâ etmekten ve birbirlerine esenlik dilemekten daha zevkli bir şey yok gibidir, bundan dolayı Allah cennette de onu devam ettirmekte ve onun dışındaki her mükellefiyeti insandan düşürmektedir. En doğrusunu Allah bilir. Bu, sonsuza kadar sürecek gündür. Yani cennet ehlinin mutluluğu ve rahatı, cehennem ehlinin de cezası ve azabı sonsuza kadar devam edecektir. Yahut vâdedilen bu nimetlerin sonu gelmeyecektir ki o da cennetin ebediyen devam edeceği bir zamana (gün) tekabül eder. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
udhulûhâ (ادْخُلُوهَا)
İbn Fâris kelimenin türediği "d-h-l" kökünün temel manasının bir şeyin içine girmek, dışarıda (hariç) olmanın tam zıddı olarak dışarıdan içeriye doğru nüfuz etmek veya geçmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî "duhûl" eyleminin bir mekana veya duruma giriş yapmayı ifade ettiğini; ayetteki bağlamda bu fiilin, hesap ve bekleme sürecini başarıyla tamamlayan müttakilere yönelik, cennete girmelerini emreden bir hitap olduğunu açıklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu kelimenin emir kipi (udhulû) formunda gelmesinin, burada hukuki bir zorunluluktan ziyade ilahi bir davet, ağırlama ve onurlandırma (ikram) işlevi gördüğünü; müminlerin artık korku ve endişe dolu mahşer meydanından nihai esenlik yurduna resmi olarak kabul edilişlerini simgelediğini belirtir.
bi-selâmin (بِسَلَامٍ)
İbn Fâris kelimenin kökeni olan "s-l-m" harflerinin asıl manasının sağlık, güvenlik, barış ve her türlü maddi-manevi afetten, eksiklikten ve tehlikeden korunmuşluk hali olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî "selâm" kavramının mutlak emniyet ve esenlik anlamına geldiğini; başındaki "bi" (ile) edatıyla birlikte bu kelimenin, müminlerin cennete hiçbir korku, ceza veya nimetin kesilmesi endişesi taşımaksızın, tam bir güvenlik atmosferi içinde ve meleklerin esenlik dilekleriyle girdiklerini tasvir ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu bu kelimeyi Kur'an'ın eskatolojik dünya görüşünde nihai huzur durumu olarak analiz eder; cehennemdeki kaos, korku ve yıkımın tam zıddı olarak "selâm"ın, insanın varoluşsal kaygılarından tamamen arındığı, mutlak ilahi barışın ve sükunetin tesis edildiği ontolojik bir mertebe olduğunu vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç bu nitelemenin, cennete girişin sadece fiziksel bir mekan değişikliği olmadığını, aynı zamanda psikolojik ve ruhsal bir doyum, tam bir iç huzuru hali (selâmet) ile gerçekleştiğini ifade ettiğini belirtir.
zâlike (ذَٰلِكَ)
İbn Fâris bu kelimenin "z-l-k" köküyle bağlantılı bir işaret zamiri olduğunu ve asıl işlevinin mekansal veya zamansal olarak uzaktaki bir şeyi göstermek olduğunu aktarır. Râgıb el-İsfahânî işaret isminin burada o günün şanının yüceliğine, mertebesinin büyüklüğüne ve tasavvurları aşan ihtişamına dikkat çekmek amacıyla kullanıldığını, müşahede edilen bu yüce zaman dilimini (ebediyet gününü) vurguladığını açıklar.
yevmü (يَوْمُ)
İbn Fâris kelimenin kökeni olan "y-v-m" harflerinin temel anlamının güneşin doğuşundan batışına kadar geçen süre olduğunu, ancak daha geniş anlamda büyük bir olayın vuku bulduğu herhangi bir zaman dilimini veya evreyi nitelediğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî yevm kavramının bu ayette dünyevi ve 24 saatlik sıradan bir günü değil, zamanın alışılagelmiş kurallarının yıkıldığı ve yeni bir varoluşsal aşamanın (ebediyetin) başladığı o mutlak ve kesintisiz süreci ifade ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu ahiret tasvirlerinde "yevm" kelimesinin dünyevi zaman sınırlarından sıyrılarak teolojik bir kavrama dönüştüğünü; burada zamanın akıp biten bir şey olmaktan çıkarak, sonsuzluğun (hulûd) kendisine dönüştüğü o eşik noktasını temsil ettiğini analiz eder.
el-hulûd (الْخُلُودِ)
İbn Fâris kelimenin türediği "h-l-d" kökünün asıl manasının bir şeyin kendi halinde sürekli kalması, değişmemesi, bozulmaması ve ölümün/yok oluşun ortadan kalkması olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî "hulûd" kavramının, varlığın fesada (bozulmaya) uğramaktan kurtulup ebediyen aynı hal üzere baki kalması olduğunu belirtir; "yevmü'l-hulûd" (Ebediyet Günü) tamlamasının, cennetteki hayatın ve nimetlerin asla sona ermeyeceğini, ölümün ve zamanın tüketici etkisinin tamamen yok edildiğini kanıtlayan bir isimlendirme olduğunu açıklar. Toshihiko Izutsu bu terimi Kur'an'ın "dünya hayatı" (geçici ve aldatıcı) konseptinin tam karşısına yerleştirir; hulûd kavramının, faniliğin ve geçiciliğin bitişini, insanın en derin arzusu olan ölümsüzlük ve kalıcılık (beka) durumunun ilahi bir lütuf olarak mutlak anlamda tesis edilişini simgelediğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu isimlendirmenin, cennete giren müminler için en büyük psikolojik güvence olduğunu; zira kazanılan bu muazzam mutluluğun ve esenliğin bir gün kaybedileceği, bitip tükeneceği veya oradan çıkarılacakları yönündeki her türlü kaygıyı kökünden kazıyan nihai bir mühür olduğunu detaylandırır.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla