اَفَعَي۪ينَا بِالْخَلْقِ الْاَوَّلِۜ بَلْ هُمْ ف۪ي لَبْسٍ مِنْ خَلْقٍ جَد۪يدٍ۟
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Kaf Sûresi, 15. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: yeni yaratılış, şüphe, kaf suresi 15. ayet, acizlik yokluğu, ilk yaratılış, kaf 15, kaf suresi
-
"Düşünseler ya, ilk yaratılışta acze mi düştük? Buna rağmen onlar yeni bir yaratma konusunda şüphe içindeler."
Düşünseler ya, ilk yaratılışta acze mi düştük? Bu İlâhî beyan iki şekilde yorumlanır. Birincisi, ilk yaratmakta acze düştük mü? mânasına gelir. İlk yaratışta acze düşmediğimize göre ikinci yaratışta acze düşeceğimizi nasıl düşünürsünüz? İkincisi, ilk yaratıştan habersiz miyiz ki, ikinci yaratılışı nasıl düzenleyeceğimizi bilmeyelim? İlk yaratılışın yönetimi ve inşası, size göre de onu tekrarlamaktan daha zordur, ikinci yaratış size göre de daha basit olur. İlk yaratmadan aciz, cahil ve habersiz olmadığımıza göre nasıl olur da ikinci yaratmadan acze düşeriz? Sonra bazıları şöyle dedi: İlk yaratmadan maksat, Âdem aleyhisselâmdır. Müfessirlerin geneli ise bu, insanların yaratılışının başlangıcıdır, der. En doğrusunu Allah bilir. Buna rağmen onlar yeni bir yaratma konusunda şüphe içindeler. Yani onlar, ölümden sonra yeni bir yaratmaya dair şüphe ve zihin karışıklığı içindeler, çünkü onlar, bu konuda bilgi sahibi olmak için bilgilenme vesilelerine bakmayı terketmişlerdir.
Yorumu Yorumla
-
ayînâ (عيينا)
İbn Fâris kelimenin kökünü "a-y-y" olarak belirler ve bu kökün asıl anlamının aciz kalmak, gücü yetmemek, yorulmak ve bir işi tamamlamaktan yoksun olmak olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî i'yâ kavramını bir eylemi gerçekleştirme hususunda yaşanan yorgunluk ve acziyet olarak tanımlar; ayetteki soru formunun (efe'ayînâ), Allah'ın ilk yaratmada yorulmadığını ve aciz kalmadığını vurgulayarak, müşriklerin yeniden yaratılışın imkansızlığına dair iddialarını rasyonel bir temelde çürüttüğünü belirtir. Toshihiko Izutsu kelimenin kullanımını Kur'an'ın ontolojik argümantasyonu çerçevesinde inceler; Yaratıcının yoktan var etme sürecinde hiçbir bitkinliğe (i'yâ) uğramadığını hatırlatmanın, pagan zihniyetinin dirilişi mantıksız bulmasındaki tutarsızlığı teşhir eden güçlü bir epistemolojik eleştiri olduğunu analiz eder.
el-halkı (الخلق)
İbn Fâris kelimenin türediği "h-l-k" kökünün temel manasının bir şeyi ölçüyle takdir etmek, pürüzsüz hale getirmek ve icat etmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî halk eylemini, daha önce hiçbir örneği ve modeli olmaksızın bir şeyi yoktan var etmek olarak tanımlar; ayette bu kavramın hem evrenin ve insanın ilk var edilişini (el-halkıl evvel) hem de ölümden sonraki diriliş safhasını (halkın cedîd) ifade eden mutlak ilahi kudret eylemi olarak zikredildiğini açıklar. Toshihiko Izutsu yaratma (halk) mefhumunun Kur'an teolojisindeki hayati konumuna dikkat çeker; İslam öncesi dönemde doğanın işleyişini zamana (dehr) bağlayan fatalist dünya görüşüne karşılık, Kur'an'ın tüm varlık sahasını bilinçli ve sürekli bir "halk" eylemine indirgeyerek yepyeni bir kozmoloji inşa ettiğini vurgular.
el-evveli (الأول)
İbn Fâris kelimenin kökeni olan "e-v-l" harflerinin asıl manasının bir şeye geri dönmek, öne geçmek ve bir şeyin başlangıcı olmak (evveliyet) olduğunu aktarır. Râgıb el-İsfahânî evvel kavramını, zaman veya sıra bakımından kendisinden önce hiçbir şeyin bulunmadığı başlangıç durumu olarak açıklar; ayetteki bağlamda, insanlık ve evren tarihinin başlangıcında gerçekleşen ilk yaratılış hadisesini imleyerek, onu sonradan gelecek olan dirilişle mukayese etmek için kullanıldığını ifade eder.
lebsin (لبس)
İbn Fâris kelimenin kökünü "l-b-s" olarak tespit eder ve bu kökün asıl anlamının birbirine karışmak, örtmek ve bir şeyi başka bir şeyle gizleyerek belirsizleştirmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî lebs kavramının, hakikat ile batılın birbirine karışması sonucu zihinde oluşan derin karmaşa, şüphe ve karanlık durumu olduğunu ifade eder; ayette müşriklerin yeniden diriliş gerçeği karşısında içine düştükleri epistemolojik körlüğü, idrak edememe halini ve zihinsel karmaşayı tasvir ettiğini açıklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu kelimenin tefsir geleneğindeki psikolojik ve semantik analizlerine değinerek, "lebs" halinin salt bir inat değil, pagan zihninin kendi alışkanlıkları yüzünden yeni bir teolojik olguyu (ahireti) algılamada yaşadığı kilitlenme ve bilişsel bulanıklık olduğuna dikkat çeker.
cedîd (جديد)
İbn Fâris kelimenin türediği "c-d-d" kökünün temel manasının kesmek, bir şeyin yüzeyinde beliren belirgin iz ve yeni olmak olduğunu, yeniliğin de bir şeyin yeni kesilip ortaya çıkmasıyla ilişkili olduğunu aktarır. Râgıb el-İsfahânî cedîd kelimesinin, eskinin zıddı olarak sonradan meydana gelen veya yenilenen şeyleri nitelediğini belirtir; "halkın cedîd" (yeni bir yaratılış) tamlamasının, ayette doğrudan ölüm ötesi hayattaki yeniden dirilişi (ba's) sembolize ettiğini ve müşriklerin zihinsel karmaşasının (lebs) odak noktasının tam da bu "yeniden var olma" safhası olduğunu detaylandırır.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla