Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Kaf Sûresi, 7. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Kaf Sûresi, 7. Ayet

    وَالْاَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَاَلْقَيْنَا ف۪يهَا رَوَاسِيَ وَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَه۪يجٍۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Vel-arda medednâhâ ve elkaynâ fîhâ ravâsiye ve enbetnâ fîhâ min kulli zevcin behîc(in)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Yeryüzünü de düzledik, üzerine sarsılmaz dağlar yerleştirdik, orada her türden güzel bitkiler yetiştirdik."

      Yeryüzünü de düzledik, üzerine sarsılmaz dağlar yerleştirdik. Bu cümleyi daha önce açıklamıştık.

      Orada her türden güzel bitkiler yetiştirdik. Bu âyette geçen “zevç” (زَوْجٍ) kelimesi, şekli ve farklılığı ifade eder. Kendine göre bir şekli olan her şey, aynı zamanda diğerlerinden farklı olur. ‘Behîc” kelimesi de kendisiyle mutluluk duyulan güzel şey mânasına gelir. Buna göre âyetin mânası şöyle olur: Orada, sahibinin mutlu olup sevineceği her renkte ve tatta çeşitli bitkiler yetiştirdik. İbn Kuteybe, her türden güzel bitkiler ibaresine, sahibinin mutlu olacağı, yani her türden güzel bitkiler mânasını verdi. “Behîc” kelimesi “behice, yebhecü, behecen, fehüve behîcün (بَهِجَ، يَبْهَجُ، بَهَجًا، فَهُوَ بَهِيجٌ) bâbındandır ve güzel mânasına gelir. Sevinmek anlamına gelince, bu kelime “behice, yebhecü, behcen, fehüve behîcün (بَهِجَ، يَبْهَجُ، بَهْجًا، فَهُوَ بَهِيجٌ) bâbındandır ve sevinçli demektir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        el-ardu (الأرض)

        İbn Fâris kelimenin kökünü "e-r-d" olarak tespit eder ve bu kökün her şeyin alt kısmı, tabanı ve yeryüzü anlamına geldiğini aktarır. Râgıb el-İsfahânî arz kelimesinin göğün mukabili olarak yeryüzünü ifade ettiğini belirtir ve ayetteki bağlamda gökyüzünün inşasına karşılık yeryüzünün de yaşam için uygun bir zemine dönüştürülmesi ve yayılıp uzatılması eyleminin nesnesi olarak konumlandırıldığını açıklar.

        medednâhâ (مددناها)

        İbn Fâris kelimenin kökeni olan "m-d-d" harflerinin temel anlamının bir şeyi uzatmak, çekmek, genişletmek ve yaymak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî medd eyleminin boyutsal bir uzamaya işaret ettiğini ifade eder ve ayette yeryüzünün canlıların yaşamasına, üzerinde hareket etmesine ve tarım yapmasına elverişli olacak şekilde genişletilip düzleştirilmesi manasında kullanıldığını detaylandırır.

        elkaynâ (ألقينا)

        İbn Fâris kelimenin türediği "l-k-y" kökünün asıl manalarından birinin bir şeyi bırakmak, atmak ve yerleştirmek olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî ilkâ fiilinin bir nesneyi bir yere fırlatmak veya koymak anlamına geldiğini belirtir; ayette sarsılmaz dağların yeryüzüne ilahi bir kudretle bırakılarak sabitlenmesini ve zeminin dengesinin bu şekilde sağlandığını vurguladığını açıklar.

        revâsiye (رواسي)

        İbn Fâris kelimenin kökünü "r-s-v" olarak belirler ve bu kökün asıl anlamının bir şeyin sabit olması, yerinden oynamaması ve ağırlaşarak oturması olduğunu, geminin demir atmasının da bu kökle ifade edildiğini aktarır. Râgıb el-İsfahânî bu kelimenin yere sağlam tutunmuş, sarsılmaz dağlar anlamına geldiğini ve ayette yeryüzünün dengesini sağlayan, onun savrulmasını ve sarsılmasını engelleyen jeolojik ağırlık merkezleri ve sabitleyiciler işleviyle zikredildiğini açıklar.

        enbetnâ (أنبتنا)

        İbn Fâris kelimenin kökeni olan "n-b-t" harflerinin asıl manasının, topraktan dışarı çıkmak, filizlenmek ve bitkinin boy vermesi olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî inbât eyleminin topraktan nebat (bitki) çıkarmak olduğunu ifade ederek, ayette bu fiilin doğrudan ilahi yaratma eylemine nispet edildiğini; ölü ve cansız topraktan canlı bitkilerin çıkarılmasının, aynı zamanda ölümden sonra dirilişin akli ve gözlemlenebilir bir kanıtı olarak sunulduğunu detaylandırır.

        zevcin (زوج)

        İbn Fâris kelimenin türediği "z-v-c" kökünün temel manasının tekin zıddı, eş, çift ve birbirine benzeyen veya karşılık gelen iki şeyden her biri olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî zevc kavramının hem türleri hem de dişil-eril çiftleri ifade etmek için kullanıldığını, ayette bitkiler alemindeki çeşitliliğe, türlere ve bu türler içindeki eşli yaratılış sistemine işaret ettiğini açıklar. Arthur Jeffery bu kelimenin etimolojik kökeninin Arapça olmadığını, kelimenin Süryanice eş ve çift anlamına gelen "zevgâ" kelimesinden, onun da köken itibarıyla Yunanca boyunduruk veya çift anlamına gelen "zeugos" kelimesinden türeyerek Arapçaya geçtiğini ve dini metinlerde bu şekilde yerleştiğini savunur.

        behîc (بهيج)

        İbn Fâris kelimenin kökünü "b-h-c" olarak tespit eder ve bu kökün asıl anlamının güzellik, parlaklık, sevinç ve göze hoş gelen bir görünüm olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî behcet kavramının, bakanın içine sürur ve sevinç veren, güzelliğiyle göz alan durumları nitelediğini belirtir; ayette yaratılan bitki örtüsünün sadece fiziksel ve biyolojik olarak değil, aynı zamanda estetik bir mükemmelliğe sahip olduğunu, yeryüzündeki bu ilahi sanatın muhatapta psikolojik bir ferahlık, hayranlık ve tefekkür uyandırmayı hedeflediğini açıklar.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X