Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Kaf Sûresi, 5. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Kaf Sûresi, 5. Ayet

    بَلْ كَذَّبُوا بِالْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَهُمْ فَهُمْ ف۪ٓي اَمْرٍ مَر۪يجٍ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Bel keżżebû bilhakki lemmâ câehum fehum fî emrin merîc(in)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Ayrıca bunlar gerçek kendilerine geldiğinde hemen yalanladılar; tam bir tutarsızlık içindeler.”

      Ayrıca bunlar gerçek kendilerine geldiğinde hemen yalanladılar. Burada gerçek sözcüğü ile kastedilen muhtemelen Kur'an-ı Kerim yahut Muhammed aleyhisselâmdır. Onlar her ikisini de yalanlamışlardı. Bu âyette geçen “merîc” (مَرِيجٍ) kelimesini İbn Kuteybe ve Ebû Avsece, “muhtelit” (مختلط), yani karışık diye açıkladılar. İnsanların işi karıştı, din karıştı anlamında “merice emru’n-nâs” (مَرَجَ أَمْرُ النَّاسِ) ve “merice’d-dîn” (مَرَجَ الدِّينُ) denilir. Bu kelimenin aslı, sürekli sallanmak, istikrara kavuşmamak anlamına gelir. İnsan zayıflayıp parmakları inceldiğinde, yüzük parmağımda sallanıyor anlamında “merice’l-hâtem fî yedi” (مَرَجَ الْخَاتَمُ في يَدِي) denilir. Karmaşık ve istikrarsızlık mânası da verilmiştir. Nitekim onların Kur’ân ve Hz. Peygamber hakkındaki sözleri karmaşık ve tutarsızdı. Hz. Peygamber hakkında birbirini tutmayan muhtelif sözler söylediler; onu bazan sihirbazlıkla, bazan şairlikle, bazan delilikle, bazan da Allah’a iftira etmekle suçladılar. Kur'ân hakkında da benzeri tutarsız iddialarda bulundular. Bazan büyüdür dediler, bazan şiirdir, bazan öncekilerin masallarıdır ve bazan da Allah’a karşı bir iftiradır dediler. Bütün bu iddialardan her biri, diğerini çürütüyordu. Bu, bir istikrarsızlık, tutarsızlık ve karmakarışıklık halidir, yani tam bir şaşkınlık içinde bulunuyorlar.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        kezzebû (كذبوا)

        İbn Fâris kelimenin kökeni olan "k-z-b" harflerinin asıl manasının, doğru olanın zıddı, gerçeğe aykırı olmak ve hilaf-ı hakikat durumu olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî yalan (kizb) eylemini, bir şey hakkında kasten gerçeğe aykırı haber vermek olarak tanımlar; tekzib (yalanlama) fiilinin ayette müşriklerin kendilerine ulaşan ilahi mesajı ve diriliş gerçeğini bilinçli, inatçı bir tavırla reddetmeleri anlamında kullanıldığını açıklar. Toshihiko Izutsu "kizb" ve "tekzib" kavramlarını Kur'an'ın getirdiği yeni teolojik sistem bağlamında inceler; bu terimin Kur'an terminolojisinde salt bir sözlü yalanlama olmaktan çıkarak, ilahi vahyi ontolojik ve epistemolojik düzeyde reddetme, peygamberin doğruluğunu şiddetle inkar etme şeklinde beliren radikal bir küfür tavrına dönüştüğünü detaylıca analiz eder.

        el-hakku (الحق)

        İbn Fâris kelimenin türediği "h-k-k" kökünün temel anlamının sabit olmak, doğruluğu kesinleşmek ve sarsılmaz bir gerçeklik barındırmak olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî hakk kelimesinin, bir şeyin olması gerektiği gibi doğru, isabetli ve hikmete uygun olması anlamına geldiğini belirterek, ayetteki bağlamda bu kavramın Allah'tan gelen vahyi, tevhid inancını ve ahiret gerçeğini kapsayan mutlak, değişmez doğruyu temsil ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu hakk kavramını batılın (asılsız, temelsiz ve geçici olanın) tam zıddı olarak ele alır; Kur'an'ın bu terimi, Allah'ın bizatihi kendisini, O'nun vahyini ve eskatolojik vaatlerini ifade eden nihai, rasyonel ve sarsılmaz bir gerçeklik temeli olarak inşa ettiğini vurgular.

        emrin (أمر)

        İbn Fâris kelimenin kökeni olan "e-m-r" harflerinin asıl manalarından birinin bir iş, durum, hadise veya niyet edilen şey olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî emr kelimesinin fiil, iş ve durum anlamına geldiğini, çoğulunun "umûr" olduğunu, ayette ise bu kelimenin müşriklerin hakikati yalanladıktan sonra içine düştükleri vaziyeti, onların savundukları inkar pozisyonunu ve eylemlerinin genel niteliğini ifade eden bir kavram olarak kullanıldığını belirtir.

        merîc (مريج)

        İbn Fâris kelimenin kökünü "m-r-c" olarak tespit eder ve bu kökün asıl anlamının karışmak, birbirine girmek, bozulmak ve istikrarsızlık olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî "merc" kavramının, bir şeyin diğerine karışarak nizamının ve düzeninin bozulması durumu olduğunu belirtir; "emrin merîc" tamlamasının, hakkı inkar eden müşriklerin zihinsel ve psikolojik olarak içine düştükleri karmaşayı, tutarsızlığı ve kendi aralarındaki ihtilafları yansıttığını açıklar. Celaleddin el-Suyuti merîc kelimesinin muhtelif, karmakarışık, çelişkili ve bozuk anlamlarına geldiğine dair görüşleri aktarır; müşriklerin Hz. Peygamber ve Kur'an hakkında birbiriyle çelişen iddialar öne sürmelerini, bazen sihirbaz, bazen şair veya kahin demelerini bu kafa karışıklığının ve tutarsızlığın somut bir tecellisi olarak değerlendirir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu kelimenin tefsir geleneğindeki etimolojik tahlillerini destekleyerek, kelimenin şaşkınlık ve sarsıntı içindeki bir ruh halini, sabit ve rasyonel bir görüşte kalamayıp sürekli bocalayan kaotik bir inkar psikolojisini tasvir ettiğine dikkat çeker.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X