قَدْ عَلِمْنَا مَا تَنْقُصُ الْاَرْضُ مِنْهُمْۚ وَعِنْدَنَا كِتَابٌ حَف۪يظٌ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Kaf Sûresi, 4. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: korunan kitap, kaf suresi, kaf 4, toprağın eksiltmesi, ilahi ilim, kaf suresi 4. ayet, kitap, arz, ilim, bilgi
-
"Yerin onlardan neyi eksilttiğini (çürüttüğünü) bilmekteyiz; bizde her şeyi saklayan bir kayıt vardır."
Yerin onlardan neyi eksilttiğini (çürüttüğünü) bilmekteyiz. Cümlenin zahiri, bu sözün o kâfirler tarafından söylendiğini gösteriyor. Onlar inkâr ettikleri ölümden sonra dirilme konusundaki iddialarına delil olsun diye bunu söylemişlerdi. Toprağın, bizim etlerimizi çürüttüğünü, bedenimizi bitirdiğini biliyoruz, bundan sonra bedenlerimiz nasıl diriltilecek, diyorlardı. Bu, onların şu âyette ifade edilen sözlerine benzemektedir: “Şu çürümüş kemiklere kim can verecekmiş?” Buna benzer başka âyetler de vardır. Ancak müfessirler bu sözün Allah’a ait olduğunda ittifak ederler, Cenâb-ı Hak onların “Öldükten ve toprak olduktan sonra mı (dirileceğiz)? Bu olmayacak bir dönüş!” şeklindeki sözlerine cevap olarak buyurmuştur: Yerin onlardan neyi eksilttiğini (çürüttüğünü) bilmekteyiz. Yani toprağın sizden neyi çürütüp yediği bizim bilgimiz dâhilindedir. Biz diyoruz ki: Sizler, bizim bilgimiz dâhilinde tekrar diriltilecek, yeniden hayata döndürüleceksiniz, öldükten sonra diriltilip hayata döneceğinizi peygamberler size haber vermiştir. En doğrusunu Allah bilir.
Bizde her şeyi saklayan bir kayıt vardır. Yani bizde onların ahvâlini, yaptıkları işleri ve onlardan meydana gelen her fiili yazıp saklayan bir kitap vardır. Bazıları buna şöyle bir mâna verdi: Onların durumunu ben biliyorum, ama bizde her şeyi saklayan bir kitap da var. Katâde şöyle dedi: Toprağın onları çürüttüğünü ve toprak haline geldiklerini biz biliyoruz, bizim bu durumu zaten bilmemize rağmen, her şeyi saklayan bir kitap da var. Bu da önceki mâna gibidir.
Yorumu Yorumla
-
alimnâ (علمنا)
İbn Fâris kelimenin kökeni olan "a-l-m" harflerinin temel anlamının, bir şeyin kendisiyle bilindiği ve tanındığı iz, nişan ve alamet olduğunu, cehaletin tam zıddı bir durumu ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî ilim kavramını bir şeyin hakikatini ve özünü kavramak olarak tanımlar; ayetteki bağlamda bu eylemin doğrudan Allah'a nispet edilerek, ölülerin bedenlerine dair yeryüzünde gerçekleşen her türlü fiziksel ve kimyasal değişimi mutlak surette kuşatan ilahi bilgiye işaret ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu Kur'an'ın bilgi (ilim) konseptini incelerken, bu kelimenin putperest Arapların ölümden sonrasına dair bilgisizlik ve belirsizlik üzerine kurulu zihniyetine karşı ontolojik bir kesinlik bildirdiğini, Allah'ın her şeyi kuşatan ilminin dirilişin rasyonel ve teolojik zeminini oluşturduğunu analiz eder.
tenkusu (تنقص)
İbn Fâris kelimenin türediği "n-k-s" kökünün asıl manasının bir şeyin azalması, eksilmesi ve tamamiyetini yitirmesi olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî noksanlık kavramını tamlığın zıddı olarak değerlendirir ve ayetteki kullanımıyla yeryüzünün ölü bedenleri yiyip bitirmesi, et ve kemiklerin çürüyerek toprakta eriyip eksilmesi olayına atıf yaptığını belirtir; müşriklerin bedenin toprağa karışıp yok olması üzerinden geliştirdikleri diriliş itirazına karşılık, bu eksilme sürecinin dahi ilahi kontrol altında gerçekleştiğinin vurgulandığını söyler.
el-ardu (الأرض)
İbn Fâris kelimenin kökünü "e-r-d" olarak tespit eder ve bu kökün her şeyin alt kısmı, tabanı ve yeryüzü anlamına geldiğini aktarır. Râgıb el-İsfahânî arz kelimesinin göğün mukabili olarak yeryüzünü ifade ettiğini belirtir ve ayetteki bağlamda yeryüzünün, içine konulan bedenleri çürüterek eksilten aktif bir fail gibi sunulduğunu, ancak bu failin kendi başına değil, her şeyi bilen yaratıcının gözetimi altında işlev gördüğünü detaylandırır.
kitâbun (كتاب)
İbn Fâris kelimenin kökeni olan "k-t-b" harflerinin temel manasının iki veya daha fazla şeyi birbirine eklemek, dikiş dikmek gibi parçaları bir araya getirmek olduğunu; harflerin ve kelimelerin bir araya getirilmesi işlemine de bu yüzden kitabet denildiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî kelimenin yazılı metin ve kayıt anlamına geldiğini belirterek, ayette geçen kitabın, insanların amellerinin ve çürüyen bedenlerin zerrelerinin dahi kaydedildiği değişmez ilahi sicili temsil ettiğini açıklar. Arthur Jeffery kelimenin Arapça etimolojik köklerinden ziyade, Aramice veya Süryanice yazılı belge ve kutsal metin anlamına gelen "kethâbhâ" kelimesinden Arapçaya alıntılandığını ve dini literatürde bu şekilde kökleştiğini savunur. Christoph Luxenberg kelimenin Süryanice kökenine vurgu yaparak, dönemin dini metinlerindeki yazılı ve kesin kayıt anlamının Kur'an'ın bu ayetindeki ilahi sicil tasavvuruyla paralellik gösterdiğini iddia eder.
hafîzun (حفيظ)
İbn Fâris kelimenin türediği "h-f-z" kökünün asıl manasının bir şeyi korumak, gözetmek, kaybolmasına veya zayi olmasına engel olmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî hıfz kavramını, elde edilen bir bilginin veya varlığın zihinde ya da dış dünyada kaybolmasını önlemek olarak açıklar; ayette kitabın muhafaza edici sıfatıyla nitelendirilmesinin, yeryüzünün ölü bedenlerden eksilttiği en ufak zerrenin bile ilahi kayıtta titizlikle tutulduğunu ve yeniden yaratılış anında hiçbir şeyin zayi olmayacağını garantileyen bir güvence sunduğunu ifade eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla