Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Kadir Sûresi, 3. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Kadir Sûresi, 3. Ayet

    لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ اَلْفِ شَهْرٍۜ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Leyletu-lkadri ḣayrun min elfi şehr(in)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır."

      Sonra onun üstünlüğünü anlatmak üzere şöyle buyurdu: Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Bunun üzerinde ihtilaf edildi: Bazıları şöyle dediler: Hz. Peygamber (a.s.) (âlem-i misalde) Benî Ümeyyeyi minberi üzerinde gördü. Bu onu üzdü. Bunun üzerine “innâ enzelnâhu fı leyleti’l-kadr ve mâ edrâke mâ leyletu’l-kadri leyletu’l-kadri hayrun min elfi şehr” (إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ) âyetleri indi. Yani o gece, Benî Ümeyye’nin senden sonra hükümran olacağı bin aydan daha hayırlı... Yâ Muhammed! (a.s.)”. Bazıları dediler ki: Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Yani o gecede ibadet (amel) etmek, içinde kadir gecesi olmayan bin aydaki amelden daha hayırlıdır. Denildi ki: Hz. Peygamber (a.s.) ashabına Benî İsrâil’den bir adamın hikâyesini anlattı. Allah yolunda bin ay cihat etmişti. Bu onlara çok ağır geldi, moralleri bozuldu. Bunun üzerine Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır meâlindeki âyet indi. Yani o gecede yapacağınız ameliniz, o adamın bin ayda yapmış olduğu cihattan daha hayırlıdır, denilmiş oldu. Bin ayın belirtilmesi belli bir sayı belirlemek için değil de temsil kabilinden de olabilir. Yani bin aydan ve daha fazlasından hayırlıdır, gibi. Çünkü miktar belirleme bazan bizzat o sayının belirlenmesi için olur, bazan da o zamanın şerefini ve değerini belirtmek için olur. Bu durumda maksat sayı üzerinde sınırlama ve belirleme değildir. Meselâ şu İlâhî beyanda olduğu gibi: “Onların bağışlanması için Allaha ister dua et ister etme; onların affedilmesi için yetmiş kere de dua etsen Allah onları bağışlamayacaktır”.

      Sonra “leyletü’l-kadr” (لَيْلَةُ الْقَدْرِ) diye isimlendirmeye dair ihtilaf edilmiştir: Bazıları hüküm ve kaza gecesidir; o gecede gelecek yıla kadar o yıl içinde olması irade edilen olaylar hüküm altına alınır. Tıpkı şu İlâhî beyanda belirtildiği gibi: “O gecede bizim katımızdan bir emirle hüküm ve hikmet konusu olan bütün işler ayrılır’’. Ya da kadir gecesi denilmesi o gecenin Allah katındaki değeri ve şerefinden dolayıdır. Çünkü bir olayın yüceliği “kadr” (قَدْر) kelimesiyle ifade edilir. Leyle-i mübâreke diye isimlendirilmesinin izahı da şöyledir: Çünkü o gecede Allah Teâlâ'dan kullarına rahmet ve bereketler iner. Ya da o gecede yapılan ibadetlerin çokluğundan ötürü mübarek diye isimlendirilmiş olabilir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Leyle (لَيْلَة)

        İbn Fâris, l-y-l kökünün ışığın zıddı olan karanlığın yayılması ve eşyanın üzerini örtmesi manasına gelen bir asıl olduğunu belirtir. Bu ayette "leyle" kelimesi, tek bir zaman diliminin bin aya bedel tutulmasıyla, zamanın niteliksel olarak nasıl başkalaşabileceğini gösteren bir bağlamda sunulur. Râgıb el-İsfahânî, gecenin burada sadece bir karanlık evresi değil, ilâhî lütfun en yoğun şekilde tecelli ettiği mübarek bir "mekân-zaman" olduğunu vurgular. Angelika Neuwirth, kelimenin bu ayetteki kullanımını, vahyî kronolojinin zirve noktası olarak tanımlar; gece, vahyî hakikatin içinde barındığı ve bereketin kaynağı haline geldiği bir "rahim" işlevi görür. Toshihiko Izutsu, gecenin bu ayette ontolojik bir değer kazandığını, sıradan zamanın dışına çıkarak "mukaddes zaman" formuna dönüştüğünü belirtir. Mustafa Öztürk, ayetteki gece vurgusunun, vahyin nüzulü ile o vaktin diğer tüm zaman dilimlerinden ayrıştırıldığını ve bir değer ölçüsü haline getirildiğini ifade eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), gecenin bu bağlamda bir sükûnet ve vahye tanıklık etme makamı olduğunu, bin ayla kıyaslanmasının bu tanıklığın büyüklüğünü gösterdiğini savunur.

        Kadir (الْقَدْر)

        İbn Fâris, k-d-r kökünün bir şeyin kıymetini, sınırını belirlemek ve güç yetirmek anlamlarına gelen bir asıl olduğunu belirtir. 3. ayette bu kelime, "hayrun" (daha hayırlı) sıfatıyla nitenelenerek, gecenin taşıdığı "kadir" ve kıymetin mukayese kabul etmez bir seviyede olduğunu tesciller. Râgıb el-İsfahânî, buradaki kadr ifadesinin hem "tazim" hem de ilâhî işlerin "takdir" edilmesi anlamlarını aynı anda barındırdığını, gecenin üstünlüğünün bu takdir yetkisinden kaynaklandığını söyler. Mustafa Öztürk, kadr kelimesinin bu ayette "şeref ve itibar" manasında doruk noktasına ulaştığını, bu itibarın ise zamana değil, o zamanda gerçekleşen olaya (vahye) ait olduğunu vurgular. Toshihiko Izutsu, kadr kavramının burada ilâhî iradenin mutlak ölçüsü olarak belirdiğini, bin ayın bu tek gecedeki "ölçü" karşısında tartıldığını ifade eder. Christoph Luxenberg, terimin "hüküm ve kader" ile olan etimolojik bağının, bu gecenin insanlığın ruhsal kaderinin tayin edildiği an olma vasfını pekiştirdiğini savunur. Gabriel Said Reynolds, kelimenin semantik derinliğinde yer alan "yücelik" vurgusunun, bu geceyi diğer tüm zaman dilimlerinden ontolojik olarak ayırdığını belirtir.

        Hayr (خَيْر)

        İbn Fâris, h-y-r kökünün bir şeyi diğerine tercih etmek, üstün tutmak ve rağbet edilen nitelik anlamına gelen bir asıl olduğunu belirtir. Ayetteki "hayrun" (daha hayırlı/üstün) kullanımı, iki durum arasındaki mutlak derece farkını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, hayrın herkes tarafından arzulanan, iyilik ve bereket barındıran şey olduğunu söyler; buradaki hayır, gecenin sağladığı manevî kazancın matematiksel sınırları aştığını gösterir. Toshihiko Izutsu, "hayr" kavramının Kur'ân'ın ahlâkî ve dinî değerler dizgesinde en merkezi kelimelerden biri olduğunu, burada ise "mutlak iyilik ve değer" manasında kullanılarak Kadir gecesini değerler hiyerarşisinin en üstüne yerleştirdiğini belirtir. Mustafa Öztürk, buradaki üstünlük ifadesinin sadece niceliksel bir çokluk değil, niteliksel bir "bereket ve lütuf" üstünlüğü olduğunu, vahyî olanın tarihsel olandan üstünlüğünü simgelediğini ifade eder. Sadık Kılıç, hayır kelimesinin bu bağlamda insanın varoluşsal gayesine en uygun düşen "ilâhî yardım ve hidayet" anlamını taşıdığını vurgular.

        Elf (أَلْف)

        İbn Fâris, a-l-f kökünün bir araya gelmek, uyuşmak ve tamama ermek anlamlarını taşıyan bir asıl olduğunu, "bin" sayısının da sayıların bir nevi kemali ve son sınırı olarak bu kökten geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "elf" (bin) kelimesinin bu ayette gerçek bir sayısal miktardan ziyade, insan zihninin tasavvur edebileceği "en büyük çokluğu" ve "mükemmel süreyi" temsil etmek için kullanıldığını savunur. Arthur Jeffery, kelimenin Sâmi dillerindeki ortak kökenlerine işaret ederek, "bin" sayısının kadim kültürlerde "sonsuzluk" veya "sayılamayacak kadar çokluk" anlamında bir metafor olarak kullanıldığını belirtir. Mustafa Öztürk, ayetteki "bin ay" ifadesinin matematiksel bir hesap değil, Kadir gecesinin sağladığı manevî dönüşümün bir ömür boyu sürecek çabaya (yaklaşık 83 yıl) denk veya ondan daha etkili olduğunu anlatan bir "kesret" (çokluk) ifadesi olduğunu ifade eder. Hidayet Aydar, "elf" kelimesinin burada mübalağa ve tazim amacı taşıdığını, gecenin kadrinin rakamlarla sınırlandırılamayacak kadar büyük olduğunu göstermek için bu en yüksek sayı biriminin seçildiğini belirtir.

        Şehr (شَهْر)

        İbn Fâris, ş-h-r kökünün bir şeyin açık, belirgin ve meşhur olması anlamına gelen bir asıl olduğunu, "ay" (hilal) göründüğünde herkes tarafından fark edildiği için bu ismi aldığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "şehr" kelimesinin burada zamanın bilinen ve ölçülebilen birimini temsil ettiğini söyler. Bin ayın zikredilmesi, insanın dünyevî başarı ve birikim elde edebileceği uzun bir zaman dilimini simgeler. Mustafa Öztürk, kelimenin bu bağlamda sıradan, vahiysiz ve Kadir gecesi içermeyen "tarihsel zamanı" nitelemek için kullanıldığını ifade eder. Gecenin bu aylardan üstün olması, vahyî dokunuşun sıradan zaman akışını nasıl anlamlandırdığını gösterir. Toshihiko Izutsu, "şehr" kavramının bu ayette "dindışı/sıradan zaman" (profane time) ile "kutsal zaman" (sacred time) arasındaki karşıtlığı kuran temel birim olduğunu belirtir. Angelika Neuwirth, ay biriminin kullanılmasının Arap toplumunun zaman algısıyla doğrudan ilişkili olduğunu ve vahyî müdahalenin bu geleneksel zaman birimlerini aşan bir mahiyet arz ettiğini vurgular.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X