رَبُّكُمْ اَعْلَمُ بِكُمْۜ اِنْ يَشَأْ يَرْحَمْكُمْ اَوْ اِنْ يَشَأْ يُعَذِّبْكُمْۜ وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ وَك۪يلاً
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
İsrâ Sûresi, 54. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: isra suresi, sorumluluk, merhamet, ilim, isra suresi 54. ayet, azap, isra 54, rab, resul, rahmet, bilgi
-
“Sizi en iyi bilen Rabb’inizdir. Dilerse size merhamet eder, dilerse sizi cezalandırır. Biz seni onlardan sorumlu bir vekil olarak göndermedik.”
Sizi en iyi bilen Rabb’inizdir. Bu ifadenin iki türlü yorumlanmaya ihtimali vardır. Birincisi: Sizi daha iyi bilendir. Maslahatlarınızı, dünya ve âhirette sizin yararınıza olan fiilleri daha iyi bilir. İkincisi: Sizi en iyi bilen Rabb’inizdir, gizlediğiniz, açıkladığınız, bildiğiniz ve yaptığınız işleri bilir, yoksa Allah’ın bizi bizden daha iyi bildiğinde şüphe yoktur.
Dilerse size merhamet eder, dilerse sizi cezalandırır. Bazıları demiştir ki: Onların eziyetlerinden sizi kurtarır yahut dilerse sizi cezalandırır da onları size musallat eder. İkincisi: Dilerse size merhamet eder de sizi dinine yönlendirir ve kendi yolundan gitmeye muvaffak eder. Yahut dilerse sizi bırakır ve rezil eder, kendi yoluna sevketmez, dinine girmeye muvaffak kılmaz. Dilerse size merhamet eder meâlindeki beyanın dünya ve âhirette rahmet eder mânasına ihtimali vardır. Dünyada merhamet etmesi, onları itaatte muvaffak kılması ve bunda yardımcı olmasıdır, âhiretteki rahmeti ise onları kurtarıp cennetine koymasıdır. Dünyada azap etmesine gelince, onları rezil etmesi ve kendi tercihleri ile baş başa bırakması, âhirette de cehennem ateşinde onlara azap etmesidir.
Biz seni onlardan sorumlu bir vekil olarak göndermedik. Bazıları şöyle demiştir: Onları, seni reddetme ve davetini kabul etmeleri ve yaptıkları işler üzerinde seni koruyucu yapmadık.
Bazıları da şunu söylemiştir: “Vekil” (وَكِيلًا) yani yaptıklarına kefil göndermedik. Yani sen onların yaptıklarından dolayı sorumlu değilsin. Tıpkı şu beyanlarda belirtildiği gibi: “Onların hesaplarından sana sorumluluk yoktur, senin hesabından da onlara sorumluluk yoktur”; “Ona itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz; resûle düşen yalnızca apaçık bildirip anlatmaktır”. Bazıları da Biz seni onlara bir vekil olarak göndermedik ilâhî beyanına, yani onlara hükmeden ve onları kahreden biri olarak göndermedik, anlamı vermiştir.
Yorumu Yorumla
-
Rabbüküm (رَّبُّكُمْ)
Kelimenin kökü "r-b-b" olup "terbiye etmek, besleyip büyütmek, ıslah etmek, efendi ve sahip olmak" anlamlarına gelir. Sonunda muhatap çoğul zamiri (küm/sizin) bulunmaktadır ve isim cümlesinin mübtedası (öznesi) konumundadır.
İbn Fâris, bu kökün asıl manasının "bir şeyi ilk halinden alıp, onu düzelterek ve gözeterek nihai kemal noktasına ulaştırmak, ona malik olmak" olduğunu aktarır.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayette ilahi otoritenin "Allah" ismiyle değil de muhataba izafe edilerek "Sizin Rabbiniz" (Rabbüküm) şeklinde zikredilmesinin teolojik boyutunu değerlendirir. Yaratıcı, insanın içsel durumunu ve akıbetini (rahmet veya azap) belirlerken, bunu despotik, uzak bir tanrı olarak değil; bizzat o insanı yaratan, fıtratını en ince ayrıntısına kadar bilen, terbiye edip şekillendiren mutlak bir "Sahip/Terbiyeci" (Rabb) sıfatıyla gerçekleştirdiğini bu kelimeyle linguistik olarak sabitler.
A'lemü (أَعْلَمُ)
Kelimenin kökü "a-l-m" olup sözlükte "bilmek, idrak etmek, nişan koymak, alamet, bir şeyin izini sürmek" manalarına gelir. İsm-i tafdil (kıyas/en üstünlük) formundadır ve "en iyi bilen, en derinden vakıf olan" demektir. Cümlenin haberidir (yüklemi).
İbn Fâris, bu kökün temel manasının "bir şeyin izini, alametini fark ederek onu diğerlerinden bütünüyle ayırt etmek ve zihinde hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde netleştirmek" olduğunu bildirir.
Râgıb el-İsfahânî, "a'lem" sıfatının mutlak bilgiye işaret ettiğini, Yaratıcı'nın bilgisinin insanın sadece dışsal/zahiri eylemlerini değil, henüz eyleme dökülmemiş niyetlerini, genetik zaaflarını ve kalbinin en derinindeki o gizli dehlizleri (batını) kusursuzca kavramak olduğunu aktarır.
Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin sıradan bir bilme fiili (ya'lemu) yahut sıfat (âlim) yerine ism-i tafdil sıygasıyla "a'lem" (en iyi bilen) şeklinde gelmesinin teolojik ağırlığını tahlil eder. İnsanlar birbirlerini dış görünüşe göre yargılar; ancak Allah'ın bilgisi (a'lem), insanın kendisini bildiği o sübjektif bilginin dahi çok ötesinde, ulaşılamaz ve kıyas kabul etmez bir ontolojik üstünlüktedir. İlahi yargı, bu mutlak bilgiye (a'lem) dayanır.
Biküm (بِكُمْ)
Arapçada "ile, hakkında, -e dair" manası katan "bâ" (bi) cer harfi ile, "siz, sizi" manasındaki muhatap çoğul zamirinin (küm) birleşiminden oluşur.
Celaleddin el-Suyuti, "a'lemü" (en iyi bilen) ism-i tafdilinin doğrudan bu "bâ" edatıyla "size dair, sizin içinizi ve özünüzü" (biküm) şeklinde nesne almasının, bilginin yönünü bütünüyle muhatabın (insanın) o karmaşık ontolojik mahiyetine kilitlediğini belirtir.
İn (إِنْ)
Arapçada eylemin gerçekleşmesini bir koşula bağlayan "eğer, şayet" manasındaki şart edatıdır.
Celaleddin el-Suyuti, bu edatın Arap belagatinde cümlenin geri kalanındaki tüm eylemleri (rahmet veya azap) insanın kendi mutlak hak edişinden çıkarıp, tamamen Yaratıcı'nın o üstün, serbest ve kuşatıcı iradesine (meşietine) bağlayan temel mantıksal ve linguistik kilit taşı olduğunu tahlil eder.
Yeşa' (يَشَأْ)
Kelimenin kökü olan "ş-y-e" lafzı, sözlükte "var olmasını istemek, kastederek dilemek, meşiet ve irade" anlamlarına gelmektedir. "İn" şart edatından dolayı cezm (sakin) olmuş muzari fiildir.
İbn Fâris, bu kökün temel manasının "bir şeyin varlık sahasına çıkmasını bilinçli bir şekilde kastetmek ve onu vücuda getirmek" olduğunu belirtir. Varlık kazanan her nesneye "şey" denmesi de bu ilahi iradenin/kastın sonucunda ortaya çıkmasındandır.
Râgıb el-İsfahânî, "meşiet" (ş-y-e) ile "irade" (r-v-d) kavramları arasındaki o ince felsefi farka dikkat çeker. İrade daha genel bir yönelim ve arzuyken; meşiet, o yönelimin artık mutlak bir eyleme, var etme veya yok etme kudretine dönüştüğü o kesin, icrai ilahi kastı (tahakkuk anını) ifade eder.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ontolojik kurgusunda "in yeşa'" (Eğer dilerse/meşiet ederse) formülünün taşıdığı teolojik depremi analiz eder. İnsan, kendi amelleriyle cenneti veya cehennemi garanti altına aldığını sanarak kibre kapılabilir; ancak Kur'an bu fiille insanın ameline dayalı o kaba sözleşmeci felsefeyi yıkar. Nihai kararın (rahmet veya azabın) mutlak merkezine insanın eylemini değil, Allah'ın o hür, sınırsız ve sorgulanamaz "mutlak meşietini" (yeşa') yerleştirir.
Yerhamküm (يَرْحَمْكُمْ)
Kelimenin kökü "r-h-m" olup "acımak, şefkat göstermek, korumak, iyilik etmek ve bağışlamak" manalarına gelir. Şart cümlesinin "cevabı" (sonucu) olarak cezm olmuş muzari fiilin sonuna "size, sizi" (küm) zamiri eklenmiştir.
İbn Fâris, bu kökün asıl manasının "bir kimseye karşı duyulan ve onu korumaya, ona iyilik yapmaya iten fıtri incelik, acıma ve şefkat duygusu" (rikkat) olduğunu bildirir. Anne rahmine bu ismin verilmesi de, yavruyu sarıp sarmalayan o mutlak koruyucu ve şefkatli yapısındandır.
Râgıb el-İsfahânî, "rahmet" fiilinin Yaratıcı'ya nispetinde; pasif bir üzüntü veya duygusal acımadan bütünüyle arınmış olarak, doğrudan muhatabın eksiğini kapatan, ona lütufta bulunan, onu felaketten kurtaran "aktif, kudretli ve iyilik edici bir ilahi irade" olduğunu aktarır.
Ev (أَوْ)
Arapçada "veya, yahut, aksi takdirde" manalarına gelen atıf ve tahyir (seçenek bildirme) edatıdır. İki farklı ontolojik durumu/akıbeti birbirinden ayırır.
İn yeşa' (إِن يَشَأْ)
Aynı şart edatı (in) ve dilemek/kastetmek fiilinin (yeşa') tekrarlanmış formudur.
Celaleddin el-Suyuti, ayette "Eğer dilerse size rahmet eder veya azap eder" şeklinde tek bir şart kipiyle (in yeşa' yerhamküm ev yü'azzibküm) yetinilmeyip, şartın "in yeşa'" (eğer dilerse) formunda iki defa tekrarlanmasının Arap belagatindeki o sarsıcı etkisini tahlil eder. Bu dilbilgisel tekrar, rahmetin de azabın da birbirinin zorunlu sonucu olmadığını; her iki eylemin de Allah'ın tamamen bağımsız, hür ve birbirinden ayrı "mutlak ilahi meşiet/irade tecellileri" olduğunu linguistik olarak ispatlar. Yaratıcı hiçbir zorunluluğa tabi değildir.
Yü'azzibküm (يُعَذِّبْكُمْ)
Kelimenin kökü olan "a-z-b" lafzı, sözlükte "tatlı olmak (su için), alıkoymak, engellemek, şiddetli acı vermek ve eziyet etmek" anlamlarına gelmektedir. Tef'il babında (ta'zib) şartın ikinci cevabı olan muzari fiil ve "sizi" (küm) zamirinin birleşimidir.
İbn Fâris, bu kökün etimolojik temelinde "bir kimseyi uyku, yemek veya rahatlık gibi fıtri ihtiyaçlarından zorla alıkoymak, onu meşru hakkından engellemek" manasının yattığını belirtir. Azap, kişiyi huzurdan ve tatlılıktan (azb) kaba kuvvetle alıkoyma eylemidir.
Râgıb el-İsfahânî, "ta'zib" eyleminin insanın bedenine veya ruhuna ağır gelen, onu fıtratının dışına iten şiddetli, elem verici ve tüketici ilahi cezalandırma durumu olduğunu ifade eder.
Ve mâ (وَمَا)
Arapçada atıf/bağlaç harfi olan "ve" ile olumsuzluk (nefy) bildiren "mâ" (değil, etmedik) edatının birleşiminden oluşur.
Erselnâke (أَرْسَلْنَاكَ)
Kelimenin kökü "r-s-l" olup "salıvermek, yollamak, göndermek, peş peşe iletmek" manalarına gelir. İf'al babında (irsâl) mazi fiilin sonuna "biz" (nâ) özne zamiri ve "seni" (ke) muhatap/nesne zamiri eklenmiştir.
İbn Fâris, bu kökün temel manasının "bir şeyi serbest bırakmak, onu yumuşak ve ardışık bir şekilde belli bir hedefe doğru yola çıkarmak" olduğunu bildirir. Sürünün veya elçinin gönderilmesine bu yüzden irsal denir.
Dücane Cündioğlu, kelimenin peygambere yönelik (erselnâke / Biz seni elçi gönderdik) kullanımındaki felsefi sınırlandırmayı tahlil eder. Ayetin başında Allah'ın insanları dilerse cezalandıracağı, dilerse bağışlayacağı (mutlak otorite) zikredildikten sonra; bu fiille peygamberin statüsü bütünüyle teolojik bir hizaya çekilir. Peygamber, yargılayıcı, azap edici veya bağışlayıcı bir tanrısal figür değildir; o sadece ilahi kelamı "peş peşe iletmekle" (r-s-l) yükümlü kılınmış, gönderilen/görevlendirilen bir "elçidir" (resul).
Aleyhim (عَلَيْهِمْ)
Arapçada "üzerine, üstüne, aleyhine, hakkında" manalarına gelen "alâ" harf-i ceri ile "onların" (him) çoğul zamirinin birleşiminden oluşur.
Celaleddin el-Suyuti, "alâ" (üzerine/tepesine) edatının, hemen ardından gelecek olan "vekîlâ" (bekçi/sorumlu) sıfatıyla birleşerek, birinin diğeri üzerinde kurduğu o dikey otoriteyi, tahakkümü ve zorlayıcı üstünlüğü nitelediğini belirtir. Peygamberin bu dikey tahakkümden (aleyhim) men edildiği vurgulanır.
Vekîlâ (وَكِيلًا)
Kelimenin kökü olan "v-k-l" lafzı, sözlükte "bir işi başkasına bırakmak, ona güvenmek, dayanmak, koruyucu, vekil ve kefil olmak" anlamlarına gelmektedir. "Fa'îl" vezninde, süreklilik ve aşırılık bildiren bir sıfattır. Nekre (belirsiz) nesne formundadır ve ayetin fasılası (son kelimesi) olarak zikredilmiştir.
İbn Fâris, bu kökün asıl manasının "insanın kendi yapamadığı veya aciz kaldığı bir işi, koruma ve yürütme maksadıyla bütünüyle güvendiği bir başkasına havale etmesi, ona yaslanması" olduğunu aktarır. İşin bırakıldığı o muktedir kişiye vekil denir.
Râgıb el-İsfahânî, "vekil" kavramının sadece bir işi yürüten değil, aynı zamanda emri altındakilerin her türlü sonucundan, hatasından ve inancından bizzat "sorumlu tutulan, bekçilik ve kefillik eden" üst makam olduğunu ifade eder.
Prof. Dr. Sadık Kılıç, ayetin fasılası (son kelimesi) olan "vekîlâ" kelimesinin dinsel özgürlük ve teolojik sınırlandırma bağlamındaki muazzam ağırlığını inceler. Ayet, nefy (olumsuzluk) edatıyla başlayıp (ve mâ erselnâke) bu kelimeyle son bularak; peygamberin şahsını, insanların imanından, küfründen, hidayetinden veya azabından sorumlu olan bir "jandarma, dinsel bir bekçi, zorlayıcı bir kefil" (vekil) statüsünden bütünüyle azleder. Peygamberin görevi elçiliktir (tebliğ); insanların akıbeti (rahmet veya azap) ise "vekîlâ" kelimesinin metne vurduğu bu felsefi mühürle bütünüyle ve sadece "onları en iyi bilen" (a'lemü) Allah'a aittir. İnsan iradesi ve peygamberin elçilik sınırı bu kelimeyle kusursuzca çizilir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla