Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

İnşirâh Sûresi, 7. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    İnşirâh Sûresi, 7. Ayet

    فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Fe-iżâ feraġte fensab

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      7. "O halde önemli bir işi bitirince hemen diğerine koyul."

      8. "Ve yalnız Rabb'ine yönel."


      Bazıları şöyle dediler: “Feizâ ferağte” (فَإِذَا فَرَغْتَ). Yani dünyandan boşaldığın zaman “fensab” (فَانْصَبْ), yani âhiretin için koşuştur. Bu kelime yorgunluk demek olan ‘en-nasab”dan gelir. Hasan-ı Basrî şöyle dedi: “Allah, gazayı bitirince kendisine ibadete koyulmasını emretti”. Ancak bu uzak bir yorumdur. Çünkü bu âyet Mekke’de inmiştir ve o zaman Mekke’de iken henüz gaza ve cihat ile emrolunmuş değildir. Ancak bu cihat emri ileride gelecek zamanlara yönelik olması halinde bu yorum mümkün olur. Hüküm de emrin kendisine geldiği anda değil de o vakitlerin geldiğinde yürürlüğü gerekli olur. Bazıları ise şöyle dedi: “Namazdan boşaldığın zaman duaya yorul!” Katâde dedi ki: “Namazı bitirince duada ve O’ndan talepte bulunmakta mübalağa etmesi istenmiştir”. İbn Mesûd’dan da şöyle bir yorum nakledilmiştir: “Farzları bitirdiğinde gecenin ihyası için çalış çabala!”.

      Bize göre şöyle bir yorum da muhtemeldir: Risâletin gereğini insanlara tebliğ edip de işi bitirdiğinde Rabb’ine yönel, kendini ibadete ver, Rabb’in ile senin aranda olan hukukun gereğini yerine getirmek için kolları sıva. Bu yorum daha önce geçen şu İlâhî beyanın yorumu sırasında iki izahtan birine göre böyledir: “Gündüz vakti ise senin için yoğun bir koşuşturma durumu vardır. Rabb’inin adını an, bütün varlığınla ona yönel”. Bunların birincisinde risâlet ve tebliğ işine yoğunlaşma, ikincisinde de Rabb’i ile arasında olan hususlarda Rabb’inin adını anması ifade edilmektedir.

      Bu sûrenin başından sonuna kadar olan kısmında yorum yaparken tekellüfe gidilmemesi gerekir. Çünkü sûre Hz. Peygamber (a.s.) ile Rabb’i arasında olan özel durumu anlatmaktadır. Hz. Peygamber (a.s.), Allah Teâlâ’nın genele hitap ettiği konularda neyi murat ettiğini ve onun neye dair olduğunu bilirdi. Bazan da sadece kendine ait meseleler olurdu. Bunların gereği ile amel etmek gibi bizim bir yükümlülüğümüz yoktur. O itibarla bu gibi hususlarda zorlamaya girmek ve mutlaka bir hüküm çıkarmaya çalışmak gerekli değildir. Bu gibi meselelerde işi Allah’a havale etmek en uygunudur (tefviz). Dolayısıyla görüş beyan etmemek ve tekellüfe girmemek, o gibi hususlarla uğraşmamak daha yerinde ve daha salim bir yoldur. Başarıya ulaştıran ancak Allah'tır.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Feragte (فَرَغْتَ)

        İbn Fâris, "f-r-ğ" kökünün temel anlamının "bir kabın içindekini boşaltması" ve "bir meşguliyetin sona ermesi" olduğunu belirtir. Bu kökün, bir şeyin içindeki doluluğun ortadan kalkarak yeni bir duruma hazır hale gelmeyi simgelediğini, dolayısıyla "ferag"ın sadece bitiş değil, bir nevi "açılma" ve "arınma" manası taşıdığını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin bir işten kurtulup kalbin veya vaktin boş kalması anlamına geldiğini, ancak buradaki vurgunun "zihinsel ve ruhsal bir boşluk" elde etmek olduğunu savunur. Ona göre bir görevden sonra kalbin sükunete kavuşması, o kalbin artık ilahi olanı daha saf bir şekilde kabul etmeye amade olduğunu gösterir. Toshihiko Izutsu, kelimenin Kur’an’ın semantik dünyasında ontolojik bir geçişi temsil ettiğini, bir dünya işinin veya tebliğ safhasının tamamlanıp hemen manevi bir alana geçiş için gereken "hazırlık boşluğunu" ifade ettiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin Hz. Peygamber’in omuzlarındaki ağır tebliğ ve davet yükünün belli bir merhalesini başarıyla tamamlamasını, bir zorluğu aştıktan sonra oluşan o kısa nefes alma anını tasvir ettiğini vurgular. Prof. Dr. Hidayet Aydar, "ferağ" kavramının Arap dilinde bir şeyden ayrılmak ve onu bütünüyle geride bırakmak manalarını da barındırdığını, dolayısıyla ayetteki hitabın bir mesainin hiçbir kalıntı bırakmaksızın ifa edilip bitirilmesi gerekliliğine işaret ettiğini ifade eder.

        İnsab (فَانْصَبْ)

        İbn Fâris, "n-s-b" kökünün iki ana eksen üzerine kurulu olduğunu ifade eder: Birincisi bir şeyi dikmek ve sabitlemek (nasb), ikincisi ise çalışmaktan dolayı yorulmak ve meşakkat çekmektir (nasab). Ayetteki kullanımın bu iki anlamı mezcederek "bir işe kendini bütünüyle adamak, o yolda ter dökmek ve sarsılmaz bir şekilde ayakta durmak" manasına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "nasab"ın bir çaba neticesinde beden ve ruhun yorulması olduğunu, buradaki "insab" emrinin ise bir meşguliyet biter bitmez hemen diğer bir hayırlı işe veya ibadete yönelerek "vücudun yorulmasını göze almak" manasında bir süreklilik disiplini olduğunu savunur. Toshihiko Izutsu, kelimenin "dinamik bir gerilim" içerdiğini, müminin hayatında atalete yer olmadığını ve bir yorgunluğun ancak başka bir aktif eylemle dinlendirilebileceği yönündeki spiritüel yasayı temsil ettiğini vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "insab" kelimesinin etimolojik olarak "hedef dikmek" ve "dimdik durmak" ile olan kökensel bağına dikkat çekerek, bu eylemin sadece bedensel bir yorgunluk değil, iradeyi sürekli bir amaç doğrultusunda diri tutma ve manevi bir inşa süreci olduğunu dile getirir. Aisha Abdurrahman (Bintü’ş-Şâtı), bu kelimenin "feragte" ile olan ritmik ve anlamsal dengesinin, İslam’ın eylem ahlakını özetlediğini; boş vaktin dahi hemen yeni bir gayret ve ibadetle doldurulması gerektiğini anlatan edebi bir nizam sunduğunu belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin Hz. Peygamber’in şahsında tüm inananlara yönelik bir çalışma azmi vazettiğini, bir tebliğ aşamasından veya günlük bir gaileden sonra hemen Rabbine yönelecek bir ibadete "dikilmek" gerektiğini savunur.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X