Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

İnşirâh Sûresi, 5. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    İnşirâh Sûresi, 5. Ayet

    فَاِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْراًۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Fe-inne me’a-l’usri yusrâ(n)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      5. "Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık vardır."

      6. "Evet, doğrusu her güçlüğün yanında bir kolaylık var."


      Bir Zorluğa İki Kolaylık

      Haberde geldiğine göre şöyle demiştir: “Bir zorluk iki kolaylığı alt edemeyecektir!”. Bazıları şöyle dediler: Burada tek bir zorluk (el-usr) vardır. Her ne kadar iki kere belirtilmiş olsa da her ikisi de harf-i tariflidir (mârife). Dolayısıyla ikinci birincinin aynısıdır. Kolaylık (yüsr) ise belirsiz (nekre) olarak iki defa tekrarlanmaktadır. Dolayısıyla İkincisi birincinin aynısı değildir. Böyle olunca da bir zorluğa iki kolaylık vardır, demek olur. Ebû Muâz dedi ki: Mârifenin tekrarlanması halinde hep aynı şeyi ifade eder. Nekre ise ne kadar tekrarlanırsa o kadar sayıya işaret eder. Söz söylenirken meselâ “inne mea’l-emîri ğulâmen inne mea’l-emîri ğulâmen” (إِنَّ مَعَ الْأَمِيرِ غُلَامًا إِنَّ مَعَ الْأَمِيرِ غُلَامًا) denilir. Bu durumda emir bir tane beraberindeki köle ise iki tane olur. “İnne mea’l-emîri’l-ğulâme inne mea’l-emîri’l-ğulâme” (إِنَّ مَعَ الْأَمِيرِ الْغُلَامَ إِنَّ مَعَ الْأَمِيرِ الْغُلَامَ) denilmesi halinde ise emir de bir tane köle de bir tane olur. “İnne me‘a emîrin ğulâmen inne me‘a emîrin ğulâmen” (إِنَّ مَعَ أَمِيرٍ غُلَامًا إِنَّ مَعَ أَمِيرٍ غُلَامًا) denilmesi halinde ise iki tane emir, iki tane de köle vardır. Burada da sözünü ettiğimiz durum aynıdır, yani bir zorluğa karşılık iki kolaylık vardır, demek olur.

      Burada sözü edilen iki kolaylığa gelince bunlardan biri İslâm'ın ve hidâyetin kolaylığıdır. "el-Yüsr" (اليسر) kelimesinin İslâm ve din hakkında kullanılması mümkündür. Allah Teâlâ meâlen şöyle buyurmuştur: "Biz onu işin kolayına yönlendiririz".

      Diğer kolaylık ise onlara vâdetmiş olduğu dünyadaki genişlik halidir. Sözü edilen iki kolaylıktan birinin, kolaylığın umut edilmesi, diğerinin ise tahakkuk etmesi de olabilir. Onlar iki kolaylıktır: Umut ve tahakkuk. Onlardan birinin dünyada kolaylık diğerinin de âhirette kolaylık şeklinde yorumlanması da mümkündür. Yahut dünyalarının genişletilmesi, ikinci kolaylığın ise dünyada iken onlara fetihleri açması ve onlara ganimetlerin ve savaş esirlerinin sevk edilmesi olabilir. En doğrusunu Allah bilir.

      Bunun aslı şudur: Birlikte, beraber anlamındaki "ma'a" (مع) harfi vakitlere ve hallere izafe edildiği zaman aynı mekânda farklı vakitleri ifade eder. Mekâna izafe edilince ise aynı zaman içinde farklı mekânlara işaret eder. Burada vakte izafe edilmiştir, o da birinden diğerinin gelmesi şeklindeki farklılığa göredir. Meselâ "Fulânun ma'a fulânin fî mekânin" (فلان مع فلان في مكان) denildiğinde vakit aynıdır, mekân ise farklı ve ayrıdır.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Usri (العُسْرِ)

        İbn Fâris, "a-s-r" kökünün temel anlamının şiddet, darlık ve bir şeyin kolay olmaması üzerine kurulu olduğunu belirtir. Özellikle bir nesnenin sertleşmesi veya hareket alanının kısıtlanması durumunu ifade ettiğini, bu kökten türeyen kelimelerin her zaman bir tür çetinliği ve engeli temsil ettiğini vurgular. Râgıb el-İsfahânî, "usr" kelimesinin bir işin yapılmasında veya bir yükün taşınmasında karşılaşılan güçlük olduğunu, hem fiziksel engelleri hem de zihinsel ve ruhsal darlıkları kapsadığını ifade eder. Ayette kelimenin belirli (marife) olarak gelmesinin, muhatabın halihazırda içinde bulunduğu ve bizzat tecrübe ettiği o bilinen sıkıntıya işaret ettiğini savunur. Toshihiko Izutsu, kavramın Kur’an’ın semantik dünyasında "insanın kuşatılmışlık hissi" ve "manevra alanının daralması" ile ilintili olduğunu, bireyin aşmakta zorlandığı ontolojik sınırları ifade ettiğini belirtir. Aisha Abdurrahman (Bintü’ş-Şâtı), kelimenin "yusr" ile olan diyalektik bağına dikkat çekerek, buradaki kullanımın Hz. Peygamber’in davet sürecinde karşılaştığı toplumsal direnci ve bu direncin yarattığı ağır atmosferi tasvir eden kilit bir kavram olduğunu söyler. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin Mekke döneminin ilk yıllarındaki boğucu sosyal ve ekonomik izolasyonu, Müslümanların hissettiği o çaresizlik ve baskı halini yansıtan tarihsel bir derinliğe sahip olduğunu vurgular.

        Yusrâ (يُسْرًا)

        İbn Fâris, "y-s-r" kökünün bir şeyin kolaylaşması, uysallaşması ve önündeki engellerin kalkması anlamlarına geldiğini belirtir. Sol el (yesar) ve bolluk (yüsur) kavramlarıyla olan etimolojik bağını kurarak, bir sürecin zahmetsizce akışa geçmesi durumuna işaret eder. Râgıb el-İsfahânî, "yusr"un zorluğun zıddı olarak, bir amacın külfetsizce gerçekleştirilmesi olduğunu ifade eder. Ayette kelimenin belirsiz (nekira) olarak tercih edilmesinin, vaat edilen kolaylığın tek bir türle sınırlı olmadığını, aksine çok boyutlu, beklenmedik ve büyük bir ferahlığı müjdelediğini savunur. Toshihiko Izutsu, bu kavramın inşirah (kalbin açılması) süreciyle semantik bir paralellik arz ettiğini, dış dünyadaki darlığın ilahi müdahaleyle bir "imkanlar genişliğine" evrilmesini temsil ettiğini belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "yusr"un sadece bir kolaylık değil, aynı zamanda varlığın kendi doğasına uygun bir akışa kavuşması ve zorluğun içerisinde saklı olan çözüm yollarının aktif hale gelmesi manasını taşıdığını dile getirir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin kökenindeki "rahatlık" vurgusunun, sabır ve azim gösterildiğinde ilahi yardımla birlikte gelen manevi sekineyi ve somut başarıları kapsayan geniş bir anlam dairesine sahip olduğunu ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X