وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
İnşirâh Sûresi, 2. Ayet
Daralt
X
-
2-3. "Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı?"
Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı? Yükün ve günahın kaldırılması muhatap başkası -ki ümmettir- olsa da bu başlangıçta söz konusudur. Eğer hitap peygambere yönelik ise o takdirde iş kolaydır. Eğer hitap müştereken hem peygambere ve hem de ümmete yönelik ise o takdirde de yoruma ihtiyaç vardır.
[Birincisi:] Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı? Tefsircilerin tamamı şöyle dediler: Onun hakkında yükün ve günahın gerçekleşmesi halinde. Şu İlâhî beyanlarda olduğu gibi: ‘'Senin geçmiş gelecek bütün günahını Allah’ın bağışlaması için...”; “Kendi günahın için, erkek kadın müminler için Allah’tan af dile”. Dediler ki: Hz. Peygamber hakkında yük ve günahtan söz etti, sonra onu ondan kaldırdı. Ancak bu çok uygunsuz bir yorumdur. Çünkü biz şöyle diyoruz: Yükünü üzerinden kaldırmadık mı? Âyetin metninde geçen “vizr” (وِزْر) yük ve ağırlık demektir. Sanki şöyle demiş oluyor: Biz sana yüklenilen nübüvvet yükü ve sana yüklenmiş olan sair görevleri hafifletmiş bulunuyoruz. Eğer biz o yükü hafifletmeseydik o zaman o yük belini bükerdi, sana çok ağır gelirdi. En doğrusunu Allah bilir.
İkincisi: Yükün konulmasının başlangıcında. Yani Allah en başta seni korudu ve muhafazası altına aldı. Eğer O’nun seni koruması olmasaydı o takdirde sana ağır yükler ve günahlar binerdi. Tıpkı şu İlâhî beyanda olduğu gibi: “Seni hidâyete erdirmeseydi seni sapmış bulurdu”. Çünkü o sapmışlardan oluşan bir toplum içindeydi. Ne var ki Allah onu hidâyete erdirdi bu sayede onu sapmış bir halde bulmadı. Aynı şekilde yükün kaldırılması da en başta önleyici bir fonksiyonun icra edilmesi demektir. Bu, şu İlâhî beyanda belirtilen husus gibidir: “Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için O size rahmetiyle lütufta bulunuyor, melekleri de dua ediyor”. Yani onları oraya girmekten korudu, yoksa oradaydılar da çıkarıldılar anlamında değildir. Maksat girişin ilkin imkânsız hale getirilmesidir. “Ağırlığın indirilmesi” ifadesinden kasıt da aynısıdır; günahın işlenmesine imkân vermemektir. “Enkada zahrake” (أَنْقَضَ ظَهْرَكَ) cümlesi sırtına ağır yük bindi, anlamındadır.
Yorumu Yorumla
-
Vada'nâ (وَضَعْنَا)
İbn Fâris, "v-d-a" kökünün temel anlamının bir şeyi yukarıdan aşağıya bırakmak, indirmek ve yerleştirmek olduğunu ifade eder; bu kökün "hafid" (alçaltmak) ve "hıtt" (yükü indirmek) kavramlarıyla anlamsal bir ortaklığı olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin buradaki kullanımının, omuzlardaki ağır bir yükün indirilmesi ve muhatabın bu yükten kurtarılması manasına geldiğini, fiziksel bir eylemden ziyade manevi bir hafifletmeyi temsil ettiğini savunur. Toshihiko Izutsu, kelimenin Kur’an’ın semantik dünyasında "vaz'u'l-vizr" (yükün indirilmesi) kalıbıyla, risaletin başlangıç aşamasındaki o ezici ağırlığın ilahi bir müdahaleyle hafifletilmesini simgelediğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin Hz. Peygamber’in tebliğ sürecinin ilk yıllarında hissettiği ağır sorumluluk duygusunun ve bu yoldaki engellerin Allah tarafından kolaylaştırılması anlamını taşıdığını vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "vada'nâ" fiilinin, tebliğ görevindeki zorlukların ve psikolojik baskının bertaraf edilerek yerine sekine ve kolaylığın ikame edilmesi sürecini ifade ettiğini dile getirir.
Vizrake (وِزْرَكَ)
İbn Fâris, "v-z-r" kökünün aslının bir şeyin ağırlığı ve şiddeti olduğunu, sığınak manasına gelen "vezer" kelimesiyle de bir bağı bulunduğunu, ancak buradaki kullanımın doğrudan "ağır yük" manasında olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "vizr" kelimesinin insanın sırtına binen ve onu yoran her türlü ağır yükü ifade ettiğini, Kur’an’da bu kelimenin kimi zaman günahlar için kullanıldığını ancak buradaki bağlamda Hz. Peygamber’in omuzlarındaki tebliğ sorumluluğunun ağırlığına işaret ettiğini söyler. Arthur Jeffery, kelimenin kökeni üzerine yaptığı değerlendirmelerde, kavramın diğer Semitik dillerdeki paralel kullanımlarına ve "yük/sorumluluk" eksenindeki gelişimine dikkat çeker. Toshihiko Izutsu, "vizr" kavramının semantik açıdan Hz. Peygamber’in vahyin ilk dönemlerindeki içsel gerilimini ve toplumsal direnç karşısındaki ağır hislerini tanımlayan anahtar bir terim olduğunu savunur. Aisha Abdurrahman (Bintü’ş-Şâtı), kelimenin "sırtını büken" (enkada zahrak) ifadesiyle birlikte değerlendirildiğinde, risalet görevinin sadece zihinsel değil, ruhsal olarak da ne denli meşakkatli olduğunu tasvir eden edebi bir zirve olduğunu belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin etimolojik kökenindeki "ağırlık" vurgusunun, Peygamber’in ümmetinin durumu ve risaletin geleceği hakkındaki kaygılarını da kapsayan geniş bir anlama sahip olduğunu ifade eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla