Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

İnşikak Sûresi, 17. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    İnşikak Sûresi, 17. Ayet

    وَالَّيْلِ وَمَا وَسَقَۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Velleyli vemâ vesak(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      16. "Hayır, hayır! Yemin ederim o şafağa,"

      17. "Geceye ve onun topladığı şeylere;"

      18. "Ve dolunay şeklini aldığı zaman aya ki"

      Kimileri “felâ” kelimesini, kavim arasında meydana gelen çekişmenin kalkmasını sağlamak için olduğunu söylemişlerdir ki “Lâ uksimu bi hâze’l-beled” sûresini tefsir ederken inşallah ondan söz edeceğiz. Buna göre yemin “uksimu” fiilidir. Kimi de “lâ” harfinin sıla için olduğunu söylemiş ve yemin anlamını pekiştirdiğini belirtmiştir. Bazıları da “lâ” harfinin olumsuzluk için olduğunu söylemiştir. Buna göre yeminin anlamı şöyle olur: Mesele onların zannettiği gibi değildir; ölümden sonra diriltilme olmayacak, insanlar hesaba çekilmeyecek değildir! Aksine onların Rab’lerine dönüşleri bir gerçektir ve kaçınılmazdır. Ben şafak vaktine ve burada sözü edilen diğer nesnelere yemin ederim! Yeminin cevabı olarak da “Leterkebunne tabekan an tabak” kavl-i celîli gelmiştir. Mânası şöyledir: Siz elbette bir halden başka bir hale geçeceksiniz.

      Şafak hakkında ihtilaf edilmiştir: Kimileri onun gündüzün aydınlığı olduğunu, kimileri de ufukta görülen kırmızılık olduğunu söylemiştir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        el-Leyl (اللَّيْلِ)

        İbn Fâris, bu kelimenin "l-y-l" kökünden türediğini, temel ve yegane anlamının gündüzün zıddı olan karanlık durumu olduğunu belirtir; kelimenin etimolojik doğasında eşyayı örtme, gizleme ve üzerine çökme vasıflarının bulunduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, sözlükte güneşin batışından doğuşuna kadar geçen karanlık zaman dilimini ifade eden "leyl" kavramının, burada yemin formu içinde kullanılarak sadece bir zaman ölçüsü değil, her şeyi kendi karanlığı içinde eriten, örten ve sükunete erdiren kuşatıcı bir kozmik fenomen olarak sunulduğunu aktarır. Arthur Jeffery, kelimenin köken bilimsel açıdan saf Arapça bir türeme olmaktan ziyade ortak Sami dil ailesinin en kadim kelimelerinden biri olduğunu, İbranicedeki "laylah", Süryanicedeki "lilya" ve Akkadcadaki "lilu" kelimeleriyle birebir etimolojik ortaklık taşıdığını belirtir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi ve fonetik yapısını incelerken, gece kavramının bu ayetteki kullanımının, surenin başındaki kıyamet sahnelerinin o şiddetli aydınlığı ve dehşetiyle estetik bir kontrast oluşturduğunu, gecenin ürpertici ve karanlık dokusunun yemin edilen o gerilimli atmosfere kusursuz bir psikolojik zemin hazırladığını vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bağlamı ve Kur'an'ın ilk muhataplarının dünyası ekseninde, gecenin çölde yaşayan Arap toplumu için salt bir dinlenme vaktinden öte, tekinsizliğin, korkunun ve aynı zamanda derin bir tefekkürün mekanı olduğunu, bu yeminle gecenin o gizemli ve yutucu özelliğine dikkat çekildiğini ifade eder.

        Vesak (وَسَقَ)

        İbn Fâris, bu kelimenin "v-s-k" kökünden geldiğini, kökün asıl manasının dağınık olan şeyleri bir araya toplamak, birleştirmek, derleyip toparlamak ve yüklenmek olduğunu belirtir; ayette gecenin eylemini niteleyen bu fiilin, gündüzün etrafa saçtığı her şeyi karanlığın basmasıyla birlikte tek bir örtünün altında toplamasını ifade ettiğini söyler. Râgıb el-İsfahânî, "vesk" kavramının bir şeyi sürüp getirmek, ihata edip içine almak anlamına geldiğini bildirir; yeryüzünde gündüzün aydınlığıyla yayılan canlıların ve nesnelerin, gecenin gelmesiyle birlikte adeta devasa bir kaba doldurulurcasına kendi yuvalarına ve karanlığın içine toplanmasının etimolojik olarak bu fiille resmedildiğini aktarır. Celaleddin el-Suyuti, fiilin anlamsal çerçevesini lügat eksenli olarak "cem' etti, içine alıp topladı" şeklinde açıklar; gecenin adeta şuurlu ve devasa bir varlık gibi, karanlığının ulaştığı her yeri ve her canlıyı yutarak kendi bağrında birleştirdiğini, bu kozmik toparlanışın muazzam bir ilahi ayet olarak sunulduğunu belirtir. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik yapısında bu fiilin, kozmik düzenin kendi içindeki ritmik işleyişini gösterdiğini, insanın ahirette ilahi mahkeme için bir araya toplanması (haşr) gerçeği ile gecenin varlıkları her gün kendi karanlığında toplaması (vesak) eylemi arasında anlamsal ve sembolik bir paralellik kurulduğunu ifade eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin kökündeki "yüklenme ve toplama" vurgusunun edebi gücüne dikkat çeker; gecenin, hamile bir canlının yavrusunu karnında taşıması gibi, yeryüzündeki tüm hayatı kendi karanlık rahminde topladığını ve bu ürpertici yutuşun ayetteki "vesak" fiiliyle en sarsıcı biçimde formüle edildiğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, fiilin bağlam içindeki işlevini değerlendirerek, "v-s-k" kökündeki toparlama eyleminin, dağılmışlığın ve başıboşluğun son bulmasını simgelediğini, insanın dünyadaki o dağınık ve pervasız koşuşturmacasının da nihayetinde tıpkı gecenin nesneleri yutması gibi mutlak bir toplanma ve hesapla son bulacağının hissettirildiğini söyler.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X